FİZİĞİ YIKAN KUANTUM FİZİĞİ ve MARKSİZM...
(...) İlk zamanlar fizik sahasında her şey harika gitmişti. Newton’un tabiatı “belirlemeye” yönelik izâhatları ve 19’uncu asırda bu alanda kaydedilen diğer gelişmeler, dine ve geleneğe dünyayı cehennem etmeye yetmişti. Darwin tam bu sırada o ünlü tekâmül nazariyesini ortaya atmış, insanın yaratılmadığını, daha ilkel canlılardan ve nihayet maymundan tekamül yoluyla husûle geldiğini söylemişti. Bu gelişmelerden hareket eden Marx ve Engels, “tarihin diyalektiği”ni açıklamışlar, bütün Peygamberlerin getirdiğinden sözüm ona daha üstün olan bu kutsal bilgiyi insanlığa ilk defa öğretmişler, böylece tarih ve tabiat alanında bir Yaratıcı’ya ihtiyaç olmadığı bir kere daha belli olmuştu. Onların ardından Nietzsche geldi ve belki de hepsinden daha gür bir sesle “Tanrı öldü!” diye haykırdı ve halefi Freud, din ve ahlâk denen “takıntı”ların insanoğlunun hangi ruh hastalığından ileri geldiğini açıkladı. Fakat henüz Nietzsche ve Freud ölmeden, Nietzsche’nin aklına vedâ edip nebatî bir hayata mahkûm olduğu yıllarda, fizikte Max Planck, ilk bakışta fazla mühim görünmeyen yeni fikirler ileri sürdü. Kısa zaman sonunda bu fikirlerin “kuantum fiziği” adında yepyeni bir fizik yönelişinin tohumları olduğu ve bu alanda o güne kadar bilindiği sanılan her şeyi yere çalma kudreti taşıdığı anlaşıldı. **Kuantum fiziği, alışılmış fizik kanunlarını altüst ediyor, ilmin kibrini yine ilimle kırıyordu. Bu yeni fizik, “ışığın incelenmesi”nden doğmuştu: Işığın parçacık özelliği mi, yoksa dalga özelliği mi taşıdığı şeklindeki eski suale, “duruma göre değişir, bazen parçacık özelliği taşır, bazen dalga özelliği; aslolan madde değil, maddeye bakan insandır” cevabını veriyordu. Yâni eski fiziğin sebeb–netice ilişkisine dayanan determinist (muayyeniyetçi) kurallarını hiçe sayarak, fizikte
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997, Remzi Vatansever imzasıyla ), -Yağmurcu- Çerçevesinde İlmin Dine Tasallutunun Hikâyesi. Fiziğin Hikâyesi.
Akademya Yazıları
Birlikte olmak neden birbiriyle anlaşmak anlamına gelsin? Sağlam bir ilişkiye neden “Ne kadar da iyi anlaşıyorlar” gözüyle bakılsın? Atomun pozitif protonu ile negatif elektronunu ele alalım: Bunlar arasında ahenkli bir ilişki yok mu? Hele bir de, ancak madde ile birlikte var olabilen antimadde düşünülecek olursa.
Sayfa 180·Kitabı okudu
KiTaPHaNe
Reklam
Hiç şüpheniz olmasın, antimadde kesinlikle gerçek ve fizikteki başlıca gizemlerden birinin tam kalbinde yatıyor: Şöyle ki, ne­den doğada çok az antimadde bulunuyor? Büyük Patlamada eşit miktarda madde ve antimadde oluştuğuna inandığımıza göre, evreni incelediğimizde nasıl oluyor da antimadde miktarı bu kadar kıt görünüyor? Bir açıdan, bu elbette oldukça iyi bir haber. Büyük Patlama’da meydana gelen tüm kuarklar ve antikuarklar birbirini anında yok etseydi, ortada fotonlardan başka bir şey kalmazdı. Ne galaksiler, ne yıldızlar, ne gezegenler, ne de tüm bunların nereden geldiği­ni merak eden fizikçiler olurdu. Bu, gerçekten nadir görülen bir başarıydı: Büyük Patlama’da meydana gelen kuarkların ve anti- kuarkların çoğu gerçekten de yok oldu ve geriye kalan fotonlar bugün halen dünyanın dört bir yanında radyo teleskoplarla gö­ rülebiliyor. Ancak, bir antikuarkla yok olan her bir milyar kuarktan yalmzca biri zarar görmemiş şekilde kaldı ve bugün Evrende etrafımızda gördüğümüz maddenin oluşmasına yardımcı oldu. Bu fark epeyce küçük olsa da, bugüne dek fizik kanunlarında açıklama getirmeye yaklaşan hiçbir şey bulamadık.
Antimadde muhteşem bir şeydir. Anlaşıldığı üzere, bugüne dek keşfettiğimiz her temel parçacığın bir antimadde partneri var­ dır ve madde ile tamamen aynı kütleye sahip olmakla birlikte zıt yüktedir. Mesela elektronun anti parçacığı pozitrondur. Buradaki şaşırtıcı nokta, bir parçacığın ve anti parçacığının karşılaşması ha­linde birbirlerini yok edecekleri ve ortaya fotonların çıkacağıdır.
"Az bir fark, koskoca varlığa kapı araladı"
"Güçlü teorik kanıtlar, evrenin çok erken dönemlerinde, belki de kuvvet bölünmelerinden biri sırasında, evrenin madde parçacıklarının antimadde parçacıklarından sayıca azıcık fazla oluşu (bir milyar bire karşı bir milyar) dikkate değer bir asimetriye sahip olduğunu gösteriyor"
Sayfa 17·Kitabı okudu
Alıntı
"Birlik kaynadı, ayrılıkta hikmet göründü"
"Güçlü ve elektrozayıf kuvvetlerin ayrılması sırasında, öncesinde ve sonrasında evren; kuarklar, leptonlar ve onların antimadde kardeşleri ile etkileşimlerini sağlayan parçacıklar olan bozonlardan oluşan kaynayan bir çorbaydı"
Sayfa 16·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam