Çok tuhaf, insanlar büyük bir mutsuzluk yaşayanlara mutluluktan bahsedemiyor.
Anlamıyorum. Aslında tam da büyük bir mutsuzluk halinde mutluluk dileklerine ihtiyaç vardır, halihazırda mutlu olanların ihtiyacı yoktur. Mutsuz olduğunuzda, sanki herkes öyle kalmamızı diliyor. Sonsuza kadar.
Endişe verici gerçeklerin bastırılması doğal olarak algı bozuk luğuyla bağlantılıdır. Hiçbir şekilde gerçeğe güvenemeyip gerçeğe dair kendi tasarımım dikkate alan birinin hayatta kalabilmesi için yönlendirilmeye gereksinimi vardır. Algı bozukluğuyla birlikte bir yönelim bozukluğu da görülür. Bu da algı bozukluğu çeken kişi nin kendisini onlara göre yönlendireceği cümleler kurmasına yol açar. Algı, yönelim cümlesiyle uyuşmazsa ya algının ya da yönelim cümlesinin üstü çizilir. Yönelim cümlesinin üstü neredeyse hiçbir zaman çizilmez çünkü algılarına güvenemeyen birinin güvenebileceği tek şeydir o.
Sevmeye hazır kişi, kaçınılmaz biçimde, acı çekmeye de ha zırlıklı olmalıdır çünkü varoluşun çelişkileri içinde acı çekmeden sevmek hemen hemen olanaksızdır. Bu yüzden sevmek büyük cesaret, cesaretlerin en büyüğünü, ister.