Ahid; lügatte, zaman, asır, vasiyet, yemin, eman, Hakka riayet, söz vermek, mukavele yapmak, ödeyen olmak demektir. Allah Teâlâ'yı birlemek, bir söze inanıp güvenmek manasında kullanılmıştır. Ayet-i Celile'deki abid'den maksat ise, ruhlar âleminde bütün ruhların Allah'ın Rab olduğunu tasdik etmiş olmalarıdır. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (Araf/172) yüce hitabına karşı "Evet" diye tasdikte bulunmuşlardı. Veyahut her insanın yaratılıştan sahip olduğu Allah'ı tasdik etme kabiliyetidir. Bu fıtratını kaybetmeyen herkes, bu kâinatı yaratan bir şanlı yaratıcının varlığına, onun ibadet ve itaati hak ettiğine aklen, fikren kanaat getirebilirler. I-41
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama hayat böyleydi, illa bir yerde insana hiç istemediği soruları sorduruyordu, daha kötüsü bazen insan kendini iyi hissedeceği cevaplara inanmayı istese de inanmıyor; saf, çıplak, en hakiki gerçeği bulmak istiyor ama gerçekle yüzleşmeye de gücü yetmediği için arafta kalıyordu.
İnsan çoğu zaman hakikati bilir ama onu taşıyacak dili bulamaz. Bildiğini söyleyemez, doğruyu hisseder ama başka kelimelerle konuşur. İnsan neyi hissettiğini değil, neye katlandığını yaşar.