8/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
Dikkat spoiler içerir. Londra havaalanında buluşan Anita, Rick ve Jason zor da olsa Toulouse uçağına biner. Ama Voynich adlı Kundakçı liderinin talimatıyla Makasçı kardeşler de o uçağa binmiş ve takibe geçmiştir. Bir diğer Kundakçı olan Eco, Tommasso yani Tommi'yi yakalamış sorgulamaya çalışır. Kör Lord'un elbisesi ve maskesi de yanındadır. Ama Moraci'nin maymunları onu kurtarır. Restorasyon yapılan eve geri döner ve buradaki her resmi vernikler. Bir kapı üzerinden Kilmore koyuna gider. Hasta olduğu için Jason ile gidemeyen Julia, pencere kitapçığın diğer nüshasını bulmak için Nestor'u tarafından görevlendirilir. Leonard ile evlenen Calpyso'nun evine gider ve diğer nüshayı burada bulur. Ama Flint kardeşler peşine düşmüştür. Zar zor deniz fenerine kadar gider. Çocuklar orada korkar ve kaçar. Çünkü Kör Lord gelmiştir. Aslında Tommi'dir ve kapıların nasıl yapıldığını bulmuştur. Jason, Anita ve Rick ise bir uçurumdan uçup Arcadia'ya gelir ve kitapçıktaki kadını bulur. Sonuncu denen kadın ona karga oymalı bir anahtar verip bir kapı gösterir. Jason yanlışlıkla kapıdan girer. Voynich de Kilmore koyunu bulmak için yola çıkmıştır. Bundan sonra ne olacaktır? Keyifle soluksuz okunan bir roman.
Yıldırımların EfendisiP. D. Baccalario · Doğan ve Egmont Yayıncılık · 2010201 okunma
8/10
·184 syf.··
2020 232. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2020 00:00
Klasik Sanat, Cambridge Üniversitesi’nde “Klasik Sanat” dersi veren Mary Beard & John Henderson tarafından yazılmış sanat araştırma kitabı. Sanat okumalarını sırasıyla yapıyorum, bu düzen devam ettikçe de kronolojinin önemini kavramış bulunuyorsunuz. Kitap, Londra’daki British Müzesi ziyaretiyle başlıyor ve müzenin eski Yunan’dan günümüze kalma bir anıtı barındıran belirli bir odasını seçtik. Yunanistan’da M. Ö. 5. yüzyılda Mimar İktinos tarafından inşa edildiği düşünülen bir tapınak. Şöyle ki, yazarlar tapınağın inşasına dair rivayeti de anlatıyor. Mısır piramitleri için sorduğumu soruyu, burada da soruyoruz. “Peki ama nasıl yapıldı? Hangi maddi güçle?” Birçok cevap verilir ama, içlerinde en iç acıtıcısı, köleliğin varlığını kabul ettiren bu çalışmanın gün ışığına çıkartılması... Sanat yapıtlarının kölelerce yapılması, ona duyulan zevkten utanç duymamızı gerektirir mi? Bu soruyu ben kitabı okumadan önce hep sorardım. Tatmin edici cevapları veriyor bizlere eleştirmenler. Yine de köleleri -iğrenç olsa bu itham- anarak, sanat yapıtları için onlara şükran borçluyuz. Bassae’nin Danimarka, Alman ve İngiliz arkeologların bulduğunu, sonrasında ise İngilizler ve Fransa’lar arasında açık arttırma yoluyla İngilizlerin paralar döküp ülkelerine götürmelerinden söz ediliyor. Cambridge Museum’da, Bassae’nin çok ünlü bir peyzaj örülü tablosu bulunmakta. Edward Lear parasız kalıp, evden çıkamayacak hâle geldiğinde, arkadaşları toplanıp, 19. yy’da çizdiği “Bassae’deki Apollon Tapınağı” eseri şokla karşılaşır. Tablo, Bassae Tapınağı çizimi var olmasına rağmen, Yunan bezeli arka plan yerine bol yeşillikle, ağaçlı bir İngiliz manzarası arkasına alarak çizmiş ve Yunanistan’ı bir nevi yapılandırdılar. En güzel süprizlerinden biri, metinde geçen “Et in arcadia ego” tanımı oldu. Çünkü,
Klasik SanatMary Beard · Dost Kitabevi · 200716 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·234 syf.··
2026 14. kitabı
hikâye kısaca yaşlanmış bir kralın krallığını üç kızı arasında paylaştırmaya karar vermesiyle başlıyor. Kral, kızlarının kendisini ne kadar sevdiklerini söylemelerini istiyor ama en dürüst olan kızı bunu abartılı şekilde söylemeyince onu cezalandırıyor ve krallığı diğer iki kızına veriyor; sonra da onların aslında çıkarcı olduğunu anlayınca her şey trajediye dönüşüyor. Kitabın önsözlerini ve bazı incelemeleri okurken öğrendiğim ilginç şeylerden biri, Shakespeare’in bu hikâyeyi tamamen sıfırdan uydurmadığı; Britanya efsanelerinde geçen Leir of Britain adlı bir kraldan esinlenmiş olabileceği. Bu hikâye Orta Çağ’da Geoffrey of Monmouth’un yazdığı Historia Regum Britanniae adlı eserde anlatılıyor. Ayrıca oyundaki Gloucester ve oğulları arasındaki ihanet hikâyesinin de Philip Sidney’in Arcadia adlı eserinden esinlenmiş olabileceği söyleniyor. Bazı yorumlara göre Shakespeare bu oyunda krallığın bölünmesinin ne kadar tehlikeli olabileceğini de gösteriyor ve bunun, o dönemde İngiltere’de hüküm süren James I of England zamanındaki siyasi tartışmalarla bağlantılı olabileceği düşünülüyor. Bu yüzden King Lear sadece bir aile dramı değil; güç, ihanet ve insan doğası üzerine yazılmış oldukça karanlık ve düşündürücü bir eser olarak görülüyor.
Kral LearWilliam Shakespeare · Remzi Kitabevi · 201510,4bin okunma
Puan vermedi·204 syf.··
Beğendi
·
2025 85. kitabı
KİTAP YORUMU: Nicolas Poussin Şifresi - Selçuk Fatih Abak & Recep Şentürk. Nihayet bitti! “Nicolas Poussin Şifresi”ni elime alırken, Da Vinci Şifresi tadında hızlı bir macera bekliyordum. Ama yazarlar beni resmen aklın sınırlarını zorlayan anagramlı bir şifre sarmalının içine bıraktı. 400 yıllık bir komploya açılan kapı! Elimdeki kitap, sadece bir ressamın tablosunu değil, rönesanstan bu yana Avrupa’nın kalbine sızmış en organize yalanı deşiyor. Her sayfa, bir tarih kitabının fısıldamak zorunda kaldığı bir itiraf gibi. Barok dönemi sanatçısı Nicolas Poussin’in “Arkadyalı Çobanlar” eserinin sadece bir resimden ibaret olmadığını, o meşhur “Et in Arcadia ego” yazıtının bile Hristiyanlığın temellerini sarsacak, Kutsal Kâse’nin biyolojik ve genetik sırrına giden, zekice kurgulanmış bir anagram zinciri olduğunu kanıtlıyorlar. Yazarlar bizi, İrlandalı Profesör Alvero De Paul’un, Poussin’in tablosuna gizlenmiş şifreler aracılığıyla Kutsal Kâse’nin sadece bir efsane olmadığını kanıtlama çabasına ortak ediyor. Selçuk Fatih Abak ve Recep Şentürk, okuyanı İrlanda’dan yola çıkarıp Paris’in gölgeli sokaklarına, oradan da Türkiye’nin kadim topraklarına uzanan, nefes kesen bir kovalamacaya sürüklüyor. İrlanda’nın sisli havasından Paris’in klasizmine uzanırken, rotanın Anadolu’nun mistik coğrafyasına dönmesi, kitabın iddiasını on kat artırdı. Kitabın temposu o kadar yüksek ki, sayfaları çevirirken Sion Tarikatı’nın peşinde koşan üçüncü kişi gibi hissedeceksiniz. Peki beni en çok ne vurdu? Kâse’nin kendisi ya da anagramların zekası değil. Beni vuran, Poussin’in 17. yüzyılda, sanatın o idealist doruk noktasında bile, kilisenin ve gücün sırlarını resminin altına kazıma cüretini göstermesiydi. Poussin’in tuvalindeki her fırça darbesi, sanki Sion Tarikatı’nın yeminli bir beyanıymış
Nicolas Poussin Şifresi ÖzetSelçuk Fatih Abak · Amore Yayınları · 20254 okunma
9/10
·166 syf.··
2025 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2025 22:40
Bilirsin ki severim gölgeyi, ışığı sevdiğim gibi… Gezgin ve gölgesi… İnsanın kendini keşfetmesi ve zincirlerinden kurtulması için gerekli yolları, hem bireysel hem toplumsal bağlamda gösteren eser… Nietzsche’nin Gezgin ve Gölgesi keskin gözlemlerden oluşan aforizmatik bir eserdir. Kitap, başındaki gezgin ve gölge diyaloğuyla, insanın kendisiyle olan bitmeyen mücadelesini simgesel bir biçimde ortaya koyar. Gezgin ilerlemek ve keşfetmek isterken, gölge onu durdurur, eleştirir, sınırlar. Bu karşıtlık, Nietzsche’nin “tekerlek ve fren” aforizmasında (341 )olduğu gibi, birbirine acı veren ama birbirini zorunlu kılan iki unsurun birlikteliğini ifade eder. İnsan, gölgesinden kaçamayacağı gibi, gölgesini kabul ederek bütünleşmek zorundadır. Ayrıca konuşma, fikrimce Nietzsche’nin 258 numaralı (Zifiri karanlık insanların yanında her zaman onlara bağlanmış gibi ışıklı bir can yer alır. Adeta onların saldığı negatif bir gölgedir.) aforizmasıyla da ilişkilidir. Gölge, gezginin yanında sürekli var olan, onun olumsuz yanlarını, korkularını ve karanlık eğilimlerini temsil eder. Başlangıçta gezgin bunu reddetse de, diyalog ilerledikçe gölgenin varlığını ve önemini kabullenir. Gölge artık yalnızca rahatsız edici bir yan değil; gezginin düşünme sürecini dengeleyen, içsel bir rehber haline gelir. Gölge, karanlık yanlarımızı temsil eder; örneğin kıskançlık, korku, öfke gibi duygular bu alana dahildir. Ancak gölgeyi sahiplenmek, onunla kol kola yürümek demek “ben buyum” deyip orada kalmak değildir. Kişinin kendini bütünüyle kabullenmesi, tüm yönlerini görüp bu yönlerin işlevselliğini artırmak; yıkıcı olanı dönüştürmek ve yapıcı hale getirmektir. Çünkü insan, yalnızca aydınlık yanıyla değil, gölgesiyle de bütündür. Bu bütünlük reddedildiğinde, reddedilen her şey bilinçdışında saklı bir güç
Felsefe-Düşünce
Gezgin ve GölgesiFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,181 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2025 31. kitabı
Kitapta Jose Arcadia Buendia ve Ursula’nın kurduğu aile ile başlayan 5 kuşağın hikayelerini okuyoruz. Nesiller arası aktarım, bariz şekilde fark ediliyor. Ursula’nın yaşlılık döneminde oğlu Albay Aureliano ve Amaranta hakkında yaptığı psikolojik tahlilleri çok severek okudum. Katalonyalı kitapçı, öğütleri dolayısıyla bana yazarın kendi sözlerini yansıttığını düşündürdü. Melquiades’in varlığı çok etkileyiciydi. Kitaptaki biraz geçmiş biraz gelecek şeklindeki ilerleme, farklı karakterlerin izlenimi ile benzer olayların yeniden anlatılması şeklindeki anlatım çok orijinal çok keyifliydi. Aynı evde yaşayan aile üyeleri, farklı odalarda farklı şekillerde yalnızlıklarını yaşadılar.
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma