Puan vermedi·216 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:25
Hakan Günday her kitabıyla müthiş bir zeka ortaya koyuyor. Öyle dahi, deli, psikopat karakterler yaratıp bambaşka hikayeler anlatıyor ki okuyucusunu etkilemeyi başarıyor. Bu kitapta argo kelimelere de diğer kitaplarına oranla daha az rastlıyorsun. Günday burada daha soyut, daha felsefi bir dil seçmiş. Cümleler bıçak gibi, keskin, iz bırakıyor. Zaten kitabın beğendiğim tarafları da yazarın kullandığı dildi. Olay örgüsünden, hikayeden ziyade o tarafı bana daha hoş geldi. Kitabın konusu bana göre değildi. O konuda çok zor tutunabildim hikayeye.
İnceleme
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
7/10
·400 syf.··
2026 9. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:52
Off Campus dizisini izledikten sonra kitabını alıp okumak istedim. Hannah müzik öğrensi, Garret tarih öğrencisi ve Buz Hokeyi oyuncusu. Hannah ve Garrett'in yolları etik dersinde kesişir ve Hannah aşık olduğu Justin'in dikkatini çekmek için dersten kalan Garrett'in kendisinden özel ders almak için sunduğu teklifi kabul eder. Bu anlaşma zamanla çok farklı bir noktaya evrilir. Kitapta da dizide de en sevdiğim şey ilişkilerin yormaması ve sağlıklı oluşuydu. Erkek karakterlerin gerçekten karakterli olması, ne kadar popüler olurlarsa olsunlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar şu bildiğimiz bad boy zorbalıklarının asla olmaması mest etti. Arkadaşlıkların kıskançlık ve hainlikle kirlenmeyip destekleyici ve gerçek arkadaşlık olduğu bir kitap okudum. Kadın karakterler sağlıklı, güçlü ve akıllıydı. Ne istediğini bilen, konuşarak sorunlarını halledebilen, dürüst düşünceli olan karakterler okudum. Kesinlikle su gibi akan, rahat okunan ve yetişkinlere yönelik bir kitaptı. Sanki derdim tasam bitmişte bir yaz dizisini izleyip kafa dağıtıyormuş gibi okudum. Kesinlikle kitabını dizisi kadar sevdim. Baş karakterlerin bakış açısı ve duygularıyla okumak daha güzeldi. Dizisinde aşağı yukarı aynı olaylar olsada kitapla arasında farklılıklar vardı. Kitabın kusuru yazarın yazım kullandığı uslubun sokak ağzına kaçıyor olması ve argo kelimeler kullanıyor olması oldu. Serinin diğer kitaplarını da okuyacağım. Merak eden yetişkin okuyucular okuyabilir. Keyifli okumalar, kitaplı günler...
AnlaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20223,056 okunma
Reklam
Filmlerden Daha Güzel
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Selam! Bu tatlış bi romantik komedi incelemesi. Öncelikle söylemeliyim ki "filmlerden daha güzel" kesinlikle bi gençlik kurgusu. İçinde sakıncalı diyebileceğim hiç bir şey yoktu öyle söyleyeyim ki argo kelime bile yok. Yaşınız küçükse de ortaokul vs rahatlıkla okuyabilirsiniz. Yaşınız küçük değilse belki sizi sıkabilir ya da çoluk çocuk aşkı okuyomuş gibi hissedebilirsiniz ama kötü anlamda değil çok tatlı ve masum bi aşktan bahsediyoruz. Fakat ben genelde yetişkinlerin hatta tercihen 30 yaşlarında yetişkinlerin aşklarını ve hayatlarını okumayı daha çok seviyorum. Ona rağmen gerçekten çok tatlıydı. Ana karakterimiz 5. sınıfta annesini kaybetmiş ve bu konudaki taze acısı, lisenin son yılında önemli olaylar okurken ve tüm arkadaşları ebeveynleri ile çevriliyken annesinin yanında olmamasının onda yarattığı ekstra boşluk, üvey annesi ile kafası karışık ilişkisi vs bana gerçekten geçti. Kalbimi kırdı. Annesinin yasını tutuş şekli bence güzel işlenmişti, onun gibi "tuhaf" giyinmesi, onun sevdiği filmleri izlemesi vs bir nevi onu yaşatma çabası aslında, yanında hissetme çabası... Romantik ilişki açısından ise enemies to lovers ve fake dating karışık bişeyler oluyor. Genel olarak Wes Bennet gerçekten çok tatlı bi ana erkek karakter. İlişkileri de çok tatlı idi. Tek sevmediğim kısım en sonda olan saçma sapan olay. Baloya davet kısmı. Romantik komedilerde her zaman böyle şeyler olmasından nefret ediyorum tam oldular sonunda diyorsunuz ve bam saçma bi yanlış anlaşılma ve iletişimsizlik sonucu her şey mahvoluyor. Kavuşmanın sadece son 5 sayfa olması fikrini kim buldu bilmiyorum ama ben gerçekten hoşlanmıyorum. Demek ki birileri seviyor :/ Ne olur biraz da mutlu ilişkilerini okusak... (öyle bi kitap biliyorsanız pls önerin) Neyse dediğim gibi böyle şeyler olunca kitabı kapatıp
Filmlerden Daha GüzelLynn Painter · Artemis Yayınları · 20251,931 okunma
Düşünme yeteneği zayıf toplum…
Puan vermedi·152 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 16:51
Roman, isminden de anlaşılacağı gibi idam ile yargılanan bir kadının hikayesini ele alıyor. Ama asıl anlatılmak istenen, toplumun bir kadına biçtiği değer, cinsiyet eşitsizliği ve adalet sistemi... Hakimin baştan ön yargıyla yaklaştığı bu dava, aslında haksız yere yargılanıp idama mahkum edilen bir kadının acınası hikayesi. Yer yer argo ve köy ağzıyla yazılmış cümleler başta rahatsız etse de, kitabın gerçekçiliğini artırıyor. Kitabın en vurucu kısmı sayfa 150’deki şu satırlar: > "...hayal gücü kıt, düşünme ve karar verme yeteneği zayıf kişilerden oluşmuş bir toplumun ilerleyemeyeceği, bir koyun sürüsü kadar kolay yönetileceği de bir başka gerçektir. Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir." Özetle: Sorgulamayan toplum, kendi celladını yaratır. Okunması gereken, sarsıcı bir eser. Şimdiden iyi okumalar… Pınar Kür Asılacak Kadın
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
5/10
·309 syf.··
2026 36. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 01:47
Sessiz Hasta, aslında kocasını öldürdükten sonra tek kelime bile konuşmayan ressam Alicia’nın sırrını çözmeye çalışan, son ana kadar da merakı diri tutan popüler bir psikolojik gerilim. Kitap, insan psikolojisine ve travmalara dair yaptığı bazı nokta atışı tespitlerle ilk başta insanı yakalıyor, "galiba ufkumu açacak bir şeyler okuyorum" hissi yaratıyor. Ama ne yazık ki yazarın bu klinik tespitleri, kitaba edebi bir değer katmaya yetmiyor. Çünkü en başta karakterler çok yüzeysel ve şematik kalmış. Yazar, derinliği olan, kanlı canlı karakterler oluşturmak yerine önümüze hazır psikolojik etiketler ve klişeler koyup geçmiş; karakterler adeta sadece olay örgüsünü finale taşımak için hareket eden birer piyona dönüşmüş. Bu sığlığı kapatmak için başvurulan mantık hataları da cabası; koskoca psikiyatristin mesleki etiği falan bir kenara bırakıp amatör bir dedektif gibi kapı kapı gezmesi hikayenin inandırıcılığını resmen baltalıyor. Üstelik son dönem kitapların o gına getiren hastalığı burada da var: Hikayenin akışına zerre katkısı olmayan çiğ bir müstehcenlik, kaba argo kelimeler ve sanki kitap değil de bir Netflix senaryosu okuyormuşuz hissi veren fabrikasyon diyaloglar, metni rafine bir eser olmaktan çıkarıp hızla tüketime uygun çerezlik bir ürüne çeviriyor. İşin içine bir de son derece mekanik ve baştan savma bir çeviri girince, okuma süreci iyice keyifsiz bir hal alıyor. İngilizce cümle kalıpları Türkçeye kelimesi kelimesine, düz mantıkla aktarıldığı için dilin o canım esnekliği ve müziği tamamen kaybolmuş. Okurken sürekli havada kalan, zamirleri eksik, yapay cümleleri zihninizde tamir etmek zorunda kalıyorsunuz ve bu da insanı yoruyor. Özetle; Sessiz Hasta kurgusal hilesi ve ters köşesi için bir çırpıda okunup bitirilecek akıcı bir kitap olabilir ama Türkçenin
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 44. kitabı
Okurken allak bullak olduğum, ben ne okuyorum böyle dediğim, kederli bir öfkenin satırlara, sayfaları dökülmüş haliyle karşılaştığım, sarsıcı bir yeraltı Türk romanı paylaşımı ile geldim Tol, kelime anlamıyla Kürtçede intikam anlamına geliyor. Kurgu, İstanbul’dan Diyarbakır’a doğru uzanan, bol dumanlı, rakı,şarap kokulu ve hem ana karakterini hem de biz okurlarını sarsan bir tren yolculuğunu anlatıyor. Bu sadece bir tren yolculuğu değil aslınds. Beraberinde Türkiye’nin yakın tarihine, sol hareketlerin geçmişine, kırılan umutlara ve kayıp kuşakların belleğine yapılan bir yolculuk.. Daha önceden bir meyhanede karşılaşmış olan biri musahhih (düzeltmen) Yusuf'un ve şair bir ayyaşın aynı kompartımanda birlikte yolculuklarını ve bu yolculuğa eşlik eden geçmişe yönelik hikâyeleri okuyoruz kitapta. Babadan oğula devreden bir lanetin ve öfkenin gayriresmi tarihinin öyküsünü. Yazar kitaptaki karakterlerini okurunda hayranlık uyandıracak, kahraman, kazanmış tiplerden değil de daha çok idealleri uğruna kendilerince mücadeleye girişmiş ama yenilmiş, tutunamamış veya okurun gözünde eleştiriye açık karakterlerden seçmiş. Onun için herhalde okurken karakterleri ile herhangi bir empati duygusu geliştiremedim. Hatta bu kitapta hiç mi aklı başında bir adam yok diye de düşündüm. Sadece anlamak ve saygı duymak için bir çaba sarf ettim diyebilirim. Yazarın anlatım dili fazlaca sert, hırçın, küfürbaz ama bir o kadar da edebi ve şairane. Zaman mekan geçişlerinde, karakterlerin anlatımında kimin kim olduğunu anlamakta zorluklar yaşadım. Bunun yanında ise yazarın anlatım dili de o kadar akıcı ve büyüleyici geldi bana. Hatta bazı cümleleri tekrar tekrar okudum, şiir gibiydi. Yazar, argo ifadeler ile edebiyatı, siyasi sloganlar ile varoluşsal sancıları öyle bir harmanlıyor ki galiba bu
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,465 okunma
Reklam
Reklam