Bu deyim mecazen “birisine âşık olmak, tutulmak, gönül vermek” gibi anlamlar ihtiva eder. Dervişler arasında birilerinin aşkının büyüklüğünden bahsedilecekse eskiden, “Ooo! Abası hayli yanıktır!” gibi ifadeler kullanılırmış.
Eski tekkelerin mimarî kompleksi içinde bir mescit (veya cami), ortada şadırvanı olan bir avlu ve avluyu çevreleyen derviş hücreleri, büyükçe bir dershane, mutfak, kiler, ambar vs. bulunduğu bilinmektedir. Bilhassa kış aylarında dershanenin ocağı harlı ateşle yakılarak dervişanın burada toplanması sağlanır; böylece hem iktisat yapılır hem de uzun saatler boyunca mürşitten istifade etme ortamı oluşturulurdu.
İşte böyle bir kış gecesinde, yün abalarına bürünmüş dervişler dershanede halka olup şeyh efendiyi dinlemeye başlamışlar. Efendi Hazretleri coştukça anlatmış; anlattıkça coşturmuş ve dervişler kendilerinden geçecek derecelere gelmişler. Bu sırada, ocağa sırtı dönük dervişlerden birinin abasına ateş sıçrayıp dumanı tütmeye başlamışsa da dervişin sıcaklığı hissettiği yokmuş!.. İçindeki ateş, dışındakinin sıcağını bastırmış durumda. “Pir aşkına, Yâr aşkına (Allah aşkına)!” yanmaya devam ediyormuş. Nihayet şeyh efendi dumanı fark edip bu müridini ikaz ederek yanmaktan kurtarmış ve arkadaşları arasında mahcup olmasın diye onu diğerlerine “gerçek Hak âşığı” olarak tanıtmış. Günümüzde argo lisanda kullanılan “abayı yakmak” deyimi işte o hadisenin yadigârıdır.
Bu deyim mecazen “birisine âşık olmak, tutulmak, gönül vermek” gibi anlamlar ihtiva eder. Dervişler arasında birilerinin aşkının büyüklüğünden bahsedilecekse eskiden, “Ooo! Abası hayli yanıktır!” gibi ifadeler kullanılırmış.
Eski tekkelerin mimarî kompleksi içinde bir mescit (veya cami), ortada şadırvanı olan bir avlu ve avluyu çevreleyen derviş hücreleri, büyükçe bir dershane, mutfak, kiler, ambar vs. bulunduğu bilinmektedir. Bilhassa kış aylarında dershanenin ocağı harlı ateşle yakılarak dervişanın burada toplanması sağlanır; böylece hem iktisat yapılır hem de uzun saatler boyunca mürşitten istifade etme ortamı oluşturulurdu.
İşte böyle bir kış gecesinde, yün abalarına bürünmüş dervişler dershanede halka olup şeyh efendiyi dinlemeye başlamışlar. Efendi Hazretleri coştukça anlatmış; anlattıkça coşturmuş ve dervişler kendilerinden geçecek derecelere gelmişler. Bu sırada, ocağa sırtı dönük dervişlerden birinin abasına ateş sıçrayıp dumanı tütmeye başlamışsa da dervişin sıcaklığı hissettiği yokmuş!.. İçindeki ateş, dışındakinin sıcağını bastırmış durumda. “Pir aşkına, yâr aşkına (Allah aşkına)!” yanmaya devam ediyormuş.
Nihayet şeyh efendi dumanı fark edip bu müridini ikaz ederek yanmaktan kurtarmış ve arkadaşları arasında mahcup olmasın diye onu diğerlerine “gerçek Hak âşığı” olarak tanıtmış. Günümüzde argo lisanda kullanılan “abayı yakmak” deyimi işte o hadisenin yadigârıdır.
Müşkülpesent: Bir şeyi beğenmekte çok güçlük çeken, en küçük ayrıntıda bile kusur bulan, titiz kişi.
Memnuniyetsiz: Elindekiyle veya sunulanla mutlu olmayı beceremeyen, her zaman bir eksik bulan.
Mızmız: Her şeyden şikayet eden, sürekli bir durumdan yakınan.
Kılçık: Genellikle argo veya samimi dilde, her işe bir pürüz çıkaran veya her şeyin altında bir çapanoğlu arayan kişiler için kullanılır.
Armudun Sapı Üzümün Çöpü Diyen: Hiçbir şeyi tam anlamıyla beğenmeyen, her detaya bir bahane bulan kişileri tanımlayan deyimsel bir ifade.
Muhalif (Müzmin): Her söylenene veya her yapılan işe, sadece karşı çıkmak adına bir eksiklik bulan.
Mükemmeliyetçi: Aslında olumlu bir özellik gibi görünse de, aşırıya kaçtığında hem kendinde hem başkalarında sürekli kusur görmeye neden olan yapı.
Kifayetsiz Muhteris: Bazen kapasitesi yetmediği halde her şeyi eleştirerek kendini yüceltmeye çalışan tipler için kullanılan daha ağır bir tabir.
Argo, yazıya geçtiği, şifresi çözüldüğü anda yok olur. Böylece, anadilin ve çevredillerin olanaklarından yararlanarak yepyeni sözcük ve deyimler yaratma serüvenine yeniden başlar.
Türkçede kullanılan argo kelimeler ve deyimler üzerine hazırlanmış sözlük niteliğinde bir akademik çalışma olmuş. Yazar günlük dilde kullanıldığı için var bu kelimeleri sinkaflı da olsa açık seçik kullanmış. Bu şekilde galiba kullanılan kelimelerin bazen küfür değil argo olduğunu belirtmeye çalışmış.