Geçmişle yüzleşmek hiçbir zaman kolay değildir: Peki çocukluğunuzun gerçekleriyle yüzleşmek? İşte bu gerçek bir cesaret ve umut örneğidir.
Psikoloji kitaplarının hep bir zırvadan ibaret olduğunu sanıyordum; geçen seneye kadar. Bir yıl öncesinde psikoterapiye başladığımda, psikoterapistimin zarar görmemek için duygularımdan kendimi soyutladığım ve bundan kurtulabilmek için içimdeki çocukla iletişime geçmem yönündeki konuşması benim için hiçbir anlam taşımıyordu; çocuk değildim ben artık çünkü, yetişkindim, yaptıklarımın ve başıma gelenlerin sorumluluğunu alıp ilerlemem gerekiyordu; ilerlemek hayatın da bir yönden tanımı değil miydi zaten? O terapiden sonra psikoterapiyi bıraktım, yeteri kadar cesaretim yoktu gün yüzüne çıkan duygularımla yüzleşebilmek için.
Depresyonumu geride bırakmak için sağlığımdan olmam gerekti. Yaşamayı ne kadar sevdiğimi, nefes almayı, yürümeyi bile ne kadar sevdiğimi hissettim içten içe. Sağlığımdan olduğum dönemde kendimle hasbihal ettim günlerce ve denemeye değeceğine karar verdim. Ve bugün olduğum insansam, o gün sağlığımdan olduğum içindir. Uğraş vermeye başladım, günden güne daha fazla uğraş vermeye. Ve artık kendimi anlayabilmem için içimdeki çocukla iletişim kurmam gerektiğini...
Çünkü yetişkin hayatımız çocukluğumuzda yaşadıklarımızın sonucundan ibaret. Çocukluğumuzda alışkın olduğumuz duyguların çevresinde şekillendiriyoruz hayatımızı, çocukluğumuzda yaptığımız tanımlamalarla yaşıyoruz. Bu yanlış tanımlamaları değiştirebilmek için yaşadıklarımızla yüzleşmek zorundayız, ilerleyebilmek için.
Bu kitap bana yeni bakış açıları geliştirebilmem için bir başlangıç oldu; insanları daha iyi anlayabilmem konusunda (hemen yargıya varmamam gerektiğine dair), kendimi daha iyi anlayabilmem konusunda.
Kendinize, kendinizi tanımak konusunda en