Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:24
Kitabın sonuna doğru çok güzel bir cümle var: Kalbimizin bazı parçalarını başkalarına ödünç vermez, onları feda ederiz. İşte kitabı genel bi’ cümleyle özetlemem gerekirse bunu söyleyebilirim. Adelaide, sevdiklerimiz ve bizi sevmesini istediğimiz insanlar için verdiğimiz çabanın bi’ bedene bürünmüş hali. Bazen kendimizi ikinci hatta üçüncü plana öteleriz. İyileştirmeyi görev ediniriz ve bu bizim kalbimizin parçalarının savunmasızca minik minik ortalığa dökülmesine neden olur. Adelaide de bu noktada akışı gözler önüne seriyor işte. Bir yerde ona “Unutma, Adelaide. Senin de şu hayattan yer işgal etmeye hakkın var.” dendiğini okuyoruz. İşte orda, bir kez daha, insanlara duygusal olarak dokunmaya çalışıp da onları iyileştirmeye çalışan Adelaide’in bunu nasıl da sessiz ve beklentisiz yaptığını anlıyoruz. Okuyan her kadının kendinden bir parça bulacağını düşünüyorum çünkü bilinçsiz bir içgüdü ile kendimizi tüketecek fedakarlıkların altında kalabiliyoruz ve bunu her zaman fark edemiyoruz. Akıcılığı da gayet yerinde. Birkaç gün içinde bitirilebilecek bir yol arkadaşlığı olacaktır ve ilerledikçe Adelaide ile daha yakın hissedeceğinizi düşünüyorum. Okuyacaklara keyifli okumalar ve gereksiz fedakarlıklardan arınma diliyorum :)
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20252,006 okunma
Masumiyetin Yükü
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 02:35
Masumiyetin Yükü benim için sadece bir kitap olmadı, okurken içine çekildiğim, düşüncelerimi kurcalayan ve bittikten sonra bile zihnimde yaşamaya devam eden bir yolculuk oldu. Bir leyleğin gözünden anlatılan bu hikayede, aslında yukarıdan bakıyoruz hayata… ama ilginç olan şu ki, yukarıdan bakınca hiçbir şey küçülmüyor, tam tersine duygular daha da büyüyor. Aşk daha kırılgan, pişmanlık daha ağır, sessizlik ise daha derin bir anlam kazanıyor. Sema, Aram ve Nurullah arasında geçen hikaye ilk bakışta bir aşk üçgeni gibi görünse de, ben okurken bunun çok daha fazlası olduğunu hissettim. Bu bir aşk hikayesi değil sadece, seçimlerin, suskunlukların ve geçmişte verilen kararların insan hayatında nasıl derin izler bıraktığının hikayesi.. En çok etkilendiğim nokta ise leyleklerin bu hikayeye tanıklığı oldu. Göç eden leylekler sadece gökyüzünde süzülen kuşlar değil, insanların taşıyamadığı yükleri, acıları ve yarım kalan duyguları sessizce yanlarında götüren birer metafor gibiydi. Her gidiş bir arınma gibi, her dönüş ise yeniden yüzleşme… Okurken kendime sürekli şu soruyu sordum. Gerçekten masum kalmak mümkün mü, yoksa her seçim biraz yük mü bırakır insana? Ve kitap ilerledikçe şunu fark ettim, bazen en büyük yük, yapılan hatalar değil, söylenmeyen sözler ve sessiz kalınan duygular oluyor. Masumiyetin Yükü benim için akıp giden bir hikaye değil, iz bırakan bir deneyim oldu. Bitirdikten sonra bile etkisi geçmeyen, düşündüren ve içimde yankılanmaya devam eden bir kitap… Bu kitabı okurken sadece bir hikayeye değil, insanın kendi iç dünyasına da yolculuk ediyorsunuz. O yüzden gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, gerçekten çok beğendim. Özellikle duygusal derinliği olan, farklı anlatım tekniklerini seven ve okurken sorgulamayı seven herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.Herkesin
1000Kitap
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202613 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·160 syf.··
2026 36. kitabı
Romanın merkezinde, sekiz yaşındaki Güney’in bir yaz akşamı oynadığı masum bir çocukluk oyununun beklenmedik şekilde trajik ve gizemli olaylara dönüşmesi yer alıyor. Bu olay, yıllar boyunca sürecek sırların, kayıpların ve travmaların kapısını aralıyor. Hikâye boyunca; dönüşümler, geçmişten gelen fısıltılar, yarım kalmış hayatlar ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaralar arasında dolaşırken, yalnızca bir suçun değil, insan zihninin ve hafızasının karanlık bölgelerinin de izini sürüyoruz. Roman, hatırasız olma fikri, arınma, vicdan, suçluluk ve kayıp temalarını ön plana çıkarıyor. Karakter psikolojisini irdeleyen gerilimlerden hoşlanan biri olarak, fısıltılardaki ipuçlarının giderek anlam kazanan bir yapı oluşturmasını, realist bir zemine oturmasını, somut anlamda çözümlenmesini bekledim. Öyle olmadı ama öte yandan; Empat’ın bana sunduğu sembolik ve atmosferik yönü de sevmedim diyemem. Kısa hacmine rağmen yoğun bir hikaye sunan Empat’ın en güçlü yanı, aslında olay örgüsünden çok Türkiye’nin farklı dönemlerine, sınıflarına, travmalarına ve toplumsal kırılmalarına ayna tutması oldu. Okurken de istemsizce kitabı zihnimde bir toplum panoraması olarak kodladım. Bakış açım değişince, fikirlerim de ona göre şekillendi. Sevgili yazar, empati kavramını merkeze alırken okuruna da durup düşünme alanı açmak istemiş. Bu nedenle son sayfayı çevirdiğimde karakterlerden ya da kurgudan çok, kitap boyunca satır aralarında hatırlatılan insani değerler zihnimde yer etti. Ve böylece farklılıklarıyla anacağım bir Günay kitabı daha külliyatıma eklenmiş oldu. Nicelerine.. . . . satir.arasindaki.kiz
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202612 okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2026 3. kitabı
Ana Tema: Vicdan muhasebesi, kibir, nihilizm ve arınma. İnceleme: Raskolnikov'un "üstün insan" olma teorisiyle işlediği cinayet, aslında insanlığın ortak vicdanına indirilmiş bir darbedir. Dostoyevski, gerçek cezanın parmaklıklar değil, insanın kendi vicdan mahkemesinde aldığı mahkûmiyet olduğunu muhteşem bir psikolojik derinlikle işler. Kritik Soru: Kendi içinizde haklı çıkardığınız bir suç, vicdanınızın süzgecinden geçebilir mi?
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,6bin okunma
Puan vermedi·258 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:46
Çok az bir sayfam kalmıştı bitmesine, meğerse o son sayfalar beni alıp götürecek en güzelleriymiş. Pek çok bağlamda değerlendirilebilecek bir kitap evet. Beni ele geçiren tek kelime (biraz iddialı belki ama) Kibir! Bir anda göz döndürebilen, içteki yanlış duyguları beslediğimizde bizi mutsuzluğa çaresizliğe belki de ölüme itebilen o kavram, duygu, özellik.. Ve diğer çarpıcı olan tarafı ise ceza çekmek ile ilgili olan kısım oldu. İşlenilen günahların! cezası çekildiğinde arınma öyle mümkün ifadesi. "Dua; günahlarımızı bağışla değil de yaptığımız kötülükler için bizi cezalandır olmalıydı." Tüm kitap ne üzerinden ele alınmalı sorusu ise; belki de insanı diğer her şeyden ayıran değerler üzerinden oldu benim için. Keyifle okunabilen ve güzel kapılar açan bir kitap bana göre. Okunmalı mı sorusuna cevabım yüzde yüz evet oldu. Kitapla kalın..
Dorian Gray’in PortresiOscar Wilde · Karbon Kitaplar Yayınları · 201999,4bin okunma
7/10
·251 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:59
İnsanların, bizim; mutant olduğumuzu bir düşünün. Hayır, iki tane kafamız ya da sekiz tane gözümüz yok. Bu şekildeyiz. Aynıyız ama birilerine göre mutandız.. Aborjinlere göre… Avustralya yerlilerine göre… Doktor olan Marlo; aborjinlerden bir davet alır. Davette kendini bir ödül töreninde bulacağını düşünen Marlo, kendini bir çölde bulur.. Kitap; belli bölümlere ayrılabilir. İlk bölüm arınma… Marlo; modern dünyadan arınmaya başlar. Daha sonra Çöl yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk aylarca sürer.. kitabımızda bu şekilde başlar ve devam eder. Kitabın içindeki mesajlar oldukça fazla: her şeyin Akışta olduğu, moderniteyi reddetiş… Ve daha fazlası… Kitabın hikayesinden başka bir şey de dikkat çekici. Kitap yaşanmış bir gerçek anı diye yayınlanmış.. Aborjinler zaten gerçek ama kitabın içindeki aborjinler de gerçekmiş.. dünyamızdaki aborjinlerden tepki alan yazar gerçek hikayeden esinlenmiştir ibaresi kullanmaya başlamış.. Açıkçası aborjinler’in bazı davranışları bana olağanüstü gibi gelse de neden olmasın da diyorum.. kitabı sevdim. Genelde iç sorgulamanın, arayışın olduğu bir kitaptı. ️7/10
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma