Özge

şu benim kervan geçer, kuş uçmaz yalnızlığımdan söyleyin kendine kim esvap biçer! ben bugünü kırdım iki taş arasında, istedim ki kalmasın acının çekirdeği yarına.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
acıyı oralarda çok eskiden tanıdım varıp da neyleyim sılayı gayri hem çoktan unutulmuştur adım. gördüm yaşarken vadesiz ölümümü ördüm de ilmek ilmek sırtıma giyemedim ömrümü.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Zaten hayatı hep gözünün önün­de yaşardı ve bu yaşadıklarından o kadar ürperirdi ki bir de inip yaşamaya cesareti hiç olmazdı. Üzerinde hep bir yorgunluk, hep bir usanç, geçmemiş günlerin ağırlığı ile en iyi hâlle sıkılır, en fena hâlle hâlden hâle girerdi.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Güzel kızlarla beraber olabilen oğlanlardan güzel kızların hercai hâli, olamayanlar adına intikam alıyor­du; pahalı yemeklerin hayal kırıklığı yaratan tadına kuru bi­ber dolmasının ahı sebep oluyordu, zenginlerin gözaltı torba­ları, sefahat kocamışlıkları ve sertleşmiş ciltleri, sakin ve sıkı­cı yaşayan ama rahat uyuyanların diyeti idi; bekar yaşlı kızla­rın parlak ciltleri evliliğin solgunluğunu onlara müjdeliyor­du... Belki her şey aslında doğruydu ve hakkaniyetliydi de işte bilinemiyor muydu, neydi.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Edebiyat
İşin iyi tarafı başarısına bakan yoktu, kötü ta­rafı başarısızlığına bakan da yoktu. Ölü bir dolaptı ama öl­düğünü kimseye söyleyemiyordu. Canlıyla ölüyü ayırt edebilen yoktu. Ölülere ruh derler ya burada ölüler canlılar ka­dar ruhsuz, diriler ölüler kadar umutsuzdu.
Sayfa 81·Kitabı okudu