Ahmet Sait Dilbirliği

Ahmet Sait Dilbirliği
@asdilbirligi
Kütüphane-i İlahinin mütefennin bir nâzırı
Bilime yeniden lider olmak
Puan vermedi·288 syf.··
2021 11. kitabı
Okuryolu projesiyle başladığımız kitap tahlillerinde bu haftaki konuğumuz Beyazıt akman yerine ne yazık ki ben oldum ..:) Beyazıt akman Amerika'da olunca sahne bana ve diğer moderatörümüze kaldı. Kitabın üslubunu bir tarih kitabı için biraz abartı ve aşırı bulsam da bana katılmayan fikirler de mevcuttu tahlilimizde. Nitekim yazar da tarihçi değil edebiyatçı olunca makul karşılandı üslubundaki sertlik ve öznellik. Batıya gidip "Batıdaki Türk ve İslam algısı" üzerine alışılmışın dışında bir konuyla yüksek lisansını yapan Beyazıt hocamız kitabında Fatih Sultan Mehmet'i, kalemiyle hak ettiği yere koymuş ve ona atılan iftiralardan temizlemiş. İleriki bölümlerde beni çarpan şaşırtıcı gerçekler ise Dante'nin ilahi komedyası'nın adeta "uyarlama" bir miraçname olması ve Shakespeare'deki Türkofobi (literatüre bi katkım olsun) Fatih'i ve geçmişimizi, Osmanlıyı yücelten bir anlatım var. Bunun yanına da o hayran olduğumuz batının bizden çalıp çırptıklarıyla neler yaptığı eklenmiş. Ancak benim eleştirim şu noktada başlıyor. İbn-i Sinalar, Harezmiler, Biruniler, Ali Kuşçular vs. vs. birçok bilim insanı o dönemde bizdeydi. Avrupa bizden medeniyeti gördü, Avrupa'da Türk kıyafetleri halıları zenginlik belirtisiydi. Bunların hepsi su götürmez tarihi gerçekler ama biz hala bunlarla övünmeli miyiz? Bin sene öncesinden bahsediyoruz. O zamanlar bilim ve kültür bizdeydi, bizi benimsiyorlardı ama şimdi bizde değil. Bence artık konuşmamız gereken TEKRAR sancağı devralmak için neler yapmamız gerektiği. Tekrar Fatih Sultan Mehmet gibi 21 yaşında çağ açabilen, kaç dil, kaç ilme vâkıf insanlar yetiştirmek için yapılması gerekenler. Geçmişle övünmeyi bırakıp, yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır deyip, hem geçmiş hem de günümüzle övünmeyi düşünmeliyiz artık. Bu noktalar naçizane kitapta
Bilim
Kayıp Tarihin İzindeBeyazıt Akman · Kopernik Kitap · 2017754 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
güzel isimli kitap :)
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2021 22. kitabı
Bir süredir İş bankasından okumaya başladığım Türk edebiyatı klasiklerine bir yenisiyle daha devam ediyorum. Bu seferki durağımız Fatma Aliye Hanım, Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olur kendileri. Toplumumuzun kalbindeki yaraları ince sayfalarına rağmen derin tahlillerle işlenen “Hayattan Sahneler”, genel hatlarıyla çocukluğunu beraber geçirmiş, yedikleri ayrı gitmeyen 2 kadının evlendikten sonraki mektuplaşmalarını konu alıyor. Farklı sözleşmeler üzerine kurulan iki arkadaşın evliliklerinde Mehabe’de saadet ve karşılıklı mutluluk pıtırcıklarını, Fehame’nin evliliğinde ise karınların tok ama duygusal açlığın çığlıklarını duyuyoruz. Eşinden sevgi ve sadakat görmek üzere evlenmemiş olan Fehame, mektuplarında eşinden bir kere olsun "seni seviyorum” duymadığını ancak evlenirken duygularını değil karnını doyuracak bir eş arandığından, onu mutlu edeceğine dair bir vaatte bulunmadığından dolayı içinde bulunduğu durumdan şikayet edemediğini sitemle çocukluk arkadaşına bahsediyor. Evliliğin mizaçların uygunluğu, karşılıklı sevgi ve sadakat olması gerektiğini de ekliyor satırlarına. Osmanlının son dönemlerinde yazılan kitap kadının toplumda baş göstermesini amaçlarken sadece kadınlar için yazılmadığını, normal aile hayatında olması gereken birliktelikten anlıyoruz. Seven sevdiğine sevdiğini söylesin diyerek noktalıyorum satırlarımı. Sevdiklerimizle karşılıklı duygu sofralarında doymak niyetiyle…
Levâyih-i Hayat (Hayattan Sahneler)Fatma Aliye Hanım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,2bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2021 13. kitabı
Çağımızın sevilen hastalık hastalığı; kitap şöyle bir toplumumuzun elinden geçse acaba kaç kişi kitapta kendini görür diye okurken düşünmeden edemediğim bir Moliere komedisi, zamane tıbbı ve hekimleri eleştirisi. Kitapta diğer Moliere eserlerindeki gibi başrol, çevresinde olan bitenden habersiz ve herkes tarafından kandırılan bir şahsiyettir. Çevresinin gözünü açma çabalarına rağmen kendi bataklığına daha da batarak gülünç bir vaziyetle ve kendine has takıntılarıyla (tuz tanelerini yemeğe çifter çifter koyarak :) okuyucuya tebessümler ettirir. Zamanın hekimlerine bu kadar ağır konuştuktan sonra bile, Moliere'i muayne etmemelerine, ölüme terkettiklerine üzülmedim değil :(
1000Kitap
Hastalık HastasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20258,1bin okunma
Serenade ft. F.Schubert & Z.Livaneli
10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2020 48. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitaplardan... Sürekli karşıma çıkıp duran ve tembellik yapıp elime almadığım bir kitaptı Serenad. İsmi de bir tuhaftı zaten, farklıydı. Serenad ne demekti ki? Aslında Nazi zulmünden Almanya'dan kaçan bilim insanlarının hikayesiydi Serenad ve de İstanbul'un hengamesinde yuvarlanan bizlerin hikayesiydi bir nebze. Livaneli usta kalemiyle, göz adı ettiğimiz gerçekleri yanı başımızda olan faciaları katliamları, kendi tarihimizde üstünü örttüğümüz yerleri ince eleştirileriyle önümüze sunuyor. Kaçımız Mavi Alay'ı, Stuma'yı, Almanya'dan ülkemize gelen bilim insanlarını biliyoruz ki? Sadece Wagner'ın aşk hikayesi değil Serenad, aynı zamanda birçok gerçeğin bize hatırlatılışıydı. İnsan olmanın, yaşama hakkının saçma sapan politika, entrikalardan önemli olduğunu hatırlatıyordu. Başka bir milletten diye insanları gaddarca ölüme terk etmek?? Kitaptan iki alıntıyla sözlerimi bitirmek istiyorum: "Dinimi soran olmayacaktı bana. Olur da birisi merak ederse, cevabım hazırdı: Müslüman, Yahudi ve Katolik; kısacası insan."(s.11) "Salon profesörü alkışlamaya başladı. Güzel sözlerin insanlar üzerindeki etkisi büyük oluyordu ama bu düşünceleri salonun dışına taşımıyorlardı. Her türlü ayrımcılığı yapan insanlar, konferansta bu güzel sözleri alkışlamakta sakınca görmüyorlardı. Biraz sonra olağan hayatlarına geri döndüklerinde, gene "insana insan olarak bakmayacaklar" , her türlü ayrımcılık ve nefreti körükleyeceklerdi. Neden böyle davranduklarını açıklamak için sık sık "ama" diyeceklerdi. "Doğru ama" diye söze başlayıp, lafta savundukları ilkelere aykırı bütün davranışlarına maazeretler uyduracaklardı." (s.57) Franz Schubert - Serenade eserini dinlerken yazdığım bu incelemenin sonunda Livaneli'ye kalemi için teşekkür etmek istiyorum.
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
10/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2018 99. kitabı
Aşk "Od"una yanmışların dergâhı... Tarihimizin büyüklerinden Derviş Yunus'un sevgiliye varan yoldaki mahzun hikayesi İskender Pala'nın kalemiyle güzelleşmiş. Hikayelerini duyduğumuz Yunus'un hayatını olay örgüsü şeklinde okuyunca aklımdaki bazı boşlukları doldurdum. Yunus'la beraber hakikat yolunda seyri sülük yaptım. Belki Yunusluk değil de dervişlik nasip olur... Şanlı tarihimizdeki büyüklerin hayatlarını Avrupalılar bile bilirken bizim de bir şekilde öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yolda öncü bir kitap olduğundan okumayı tavsiye ediyorum.
Kültür-Sanat
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,9bin okunma