Yol Uçurumu
Puan vermedi
Kitabı elinize alır almaz ilk hikayeyle uçurumun kenarında yürümeye başlıyorsunuz. Fakat düşme tehlikesi yok. Bir seyre davet ediyor bizi Aybüke Akgül, uçurumun o nefes kesen manzarasında soluklandırıyor. Son öyküsünde de ifade ettiği gibi dağdan yana kullanmış tercihini. O yüzden bizi geniş asfalt yollardan çıkarıyor. Dar patikalardan geçiriyor bedenimizi. Ayaklarımızın altından çekilmiş dünyanın yerini kendi gözlerinin donuk ifadesiyle karşılaşan bir ressam, kurtla boğuşan bir bıçak ustası, işledikleri suçların günahını hesabı paylaştıkları gibi paylaşan sekiz beyaz pantolonlu adam dolduruveriyor. Her hikayede bize kendi öykü atmosferinden seslendiğini hatırlatıyor. Aybüke Akgül'ün "Yol Uçurumu" kitabında 19 öykü var. Gerçeküstünün gerçeğe bu kadar yakın olması şaşırtıyor. "Siyah At" öyküsünde atlı karıncadan kaçan atın nasıl özgürleştiğine şahit oluyoruz. Bir otobüsle kaçışına, başındaki krizantemlerin izleyenlerin üzerine attığına inanıyoruz. Ama öldüğüne inanmak zor geliyor. "Ufuk Çizgisi" öyküsünde Leman gibi yağmurlu havada gelmeyen Behzat için koşuyoruz onunla yokuş yukarı. Saçları gür Behzat'ın ümit kesemiyoruz. "Yastık" boynumuzdaki ağrıları artırıyor aniden. Sert ve yüksek bir yün yastık koyuyor başımızın altına yazar. Hikayede bu yastık kahramanın top oynamasını engelleyen bir metafor. Kendi yastıklarımızı düşünüyoruz. Sürekli başımızın altına konan bizi rahat ettirdiği düşünülen şeylerin neleri bizden uzaklaştırdığını görüyoruz. "Kimin Adı" hikayesiyle bizi bir uçuruma daha götürüyor yazarımız. İsimler düşüyor bir bir aşağıya. Ya Fazıl değilsek. Yeni adlar buluyoruz kendimize. Yeni roller. Peki aslında biz kimiz? Uçurumun kenarından alıyor bazı öyküleriyle "Derenin Öte Tarafı" bunlardan. Bir kurt buz tutmuş gölün üstünde rehberlik ediyor çünkü. Son
Edebiyat
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
6/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:23
Kitabın temel gücü, olay örgüsünden çok gözlem gücü ve gerçekçiliktedir. Sebahattin Ali süslü bir dil kullanmaz; sade bir anlatımla gündelik hayatı olduğu gibi verir. Bu yüzden öyküler “büyük olaylar” yerine, sıradan insanların yaşadığı küçük ama sert gerçekliklere dayanır. Öne çıkan öykülerden “Hasanboğuldu”, kitabın duygusal zirvesidir ve halk anlatısı havasıyla diğerlerinden ayrılır. “Asfalt Yol” ve “İki Kadın” ise daha çok toplumsal eleştiri ve insan ilişkileri üzerine kurulur. Kitabın zayıf tarafı, bazı öykülerin oldukça sakin ilerlemesi ve güçlü bir merak unsuru taşımamasıdır. Bu nedenle her okuyucu için aynı derecede sürükleyici olmayabilir.
1000Kitap
Yeni DünyaSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202133,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
şehir bazen bir taşın susuşudur; bazen paslı bir çeşmenin alnında kuruyan dua. mustafa kutlu bu kitapta istanbul’u anlatmıyor yalnızca, onu yavaş yavaş kaybeden insanın içindeki kırılmayı da yokluyor. her satırda eski bir konağın sökülmüş kapısı, göğe uzanamadan kesilmiş bir çınar gölgesi, ezanla tramvay gürültüsü arasında sıkışmış bir medeniyet nefesi dolaşıyor. insan okurken bir şehrin asfalt altında kalan kalbini işitiyor sanki. metinler gazete sütunlarından çıkıp gelmiş olsa da kuru bir köşe yazısı sertliğine düşmüyor hiçbir yerde. aksine; kahvehane buğusuna, mezarlık sessizliğine, cami avlusunda unutulmuş güvercin tedirginliğine bulanmış bir hatırat gibi akıyor. kutlu bazen bir sokağın kıvrımında durup geçmişe bakıyor, bazen de bugünün hoyratlığına ince bir sitem bırakıyor. fakat bu öfke bağıran bir öfke değil; sevdiği bir yüzün değişmesine içerleyen yaşlı bir dost hüznü. kitabın asıl ağırlığı istanbul’da toplanıyor. sur diplerinden boğaz yamaçlarına kadar şehir, taş ve insan arasında kurulmuş eski bir ahdin enkazı gibi duruyor sayfalarda. bursa’nın içli gölgeleri, edirne’nin yorgun kubbeleri de geçiyor aradan; ama en çok istanbul konuşuyor. konuşurken de yalnız mimarisini değil, kaybolan terbiyesini, inceliğini, sesini anlatıyor. yer yer metinlerin içinde eski zamanlara fazla yaslanan bir bakış hissediliyor elbette. yeniliğe karşı kuşkulu duran, geçmişin gölgesinde soluklanan bir tarafı var yazarın. ama belki de bu yüzden satırlar böylesine iç burkuyor. çünkü insan, hızla betonlaşan dünyada bir medeniyetin toprağa gömülüşünü izleyenlerin sesini duyuyor onda. kitabı bitirince zihinde büyük cümleler kalmıyor belki; fakat akşamüstü ışığında sessizleşen bir istanbul silueti kalıyor. eski bir sebilin taşına sinmiş serinlik, yosun kokulu bir yokuş, uzaktan gelen
Şehir MektuplarıMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2012596 okunma
Yol Uçuruma galebe çalar mı?
10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
#Yoluçurumu @bir_aybüke_akgül'ün ilk eseri. Yola beraber çıktığımız kardeşlerimden. Bir bebeği bekler gibi bekledik Yol Uçurumu'nun gelişini. Daha müjdesi verilmeden çok sevmiştik onu. Edebiyatımızda kalıcı izler bırakacağına inandığım Yol Uçurumu ve onu takip edecek eserleriyle Aybüke Akgül'ün kaleminin münbit olması dileğiyle... Kelamullah'tan feyzlenen kelimeler, köklerden göklere uzanacak hikâyeler düşsün nasibine... 19 hikâyenin yer aldığı eserde ilk öykü Nahir'in Gözleri. O masalsı dokusuyla en etkilendiğim metinlerden biri. Satırlar boyu Nahiri yeşilin nasıl bir renk olabileceğini düşündüm. Rüyayla gerçeğin yer değiştirdiği, gözlerin bir insanın benliğinin en önemli parçası olduğunu anlatan hikâye, arayışlarımız üzerine de düşündürüyor. Bir ömür boyu aradığımız, gördüğümüz, bildiğimiz şey aslında "Bir ben var bende..." sözlerinin işaret ettiği gerçek olmasın? İki Çay, "Bazılarının kaderini bir veba, bir bulaşıcı hastalık gibi nefesinde taşıyıp başkalarına bulaştırdığını düşünüyorum." cümlesiyle başlıyor. Hayatımızdaki karmaşaların, çözüm bulamadığımız problemlerin kaynağını başkalarında değil kendimizde aramalıyız fikri üzerine kurgulanmış hikâye nasip, kısmet dediğimiz mevzuyu hatırlatıyor. Şans, baht, talih, uğursuzluk değildir bu, aslolan "Kader gayrete aşıktır." "Bereketi hep sonundaydı ama ben, son yudumu içemem, içemem o kadar." diyen bir adamın hikâyesi Son Yudumu İçemem hikâyesi. Hayatında yarıda bıraktığı ilişkileri, bir türlü itiraf edemediği gerçekleri bardağın sonunda biriktiriyor. Biriktirdiklerimiz kadarız sanki, bardağın dibindeki damlalar kadar. "Talihimiz yokluktan da nasibini almış, bitmesini istemezdik bir şeylerin." "Sadece bir kere çok yakınından geçtiler birbirlerinin. Hava güneşli değildi." Behzat ve Leman'ın kavuşamama hikâyesi Ufuk
Edebiyat
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
İçeriğiyle şu ana kadar beni en çok tatmin eden sayı..
9/10
·53 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 12:56
Derginin bu sayısı, sevdiğim yazarlara ve onların sevdiğim eserlerine çok başarılı bir yaklaşım sunduğu için en beğendiğim sayı oldu. Bazı şiirler ve denemeler amatör ve kendini tekrarlıyor hissi verse de yine de genel olarak diğer sayılara göre başarılı diyebilirim. Üstüne katarak gitmiş olduğundan şüphem yok. Popüler kültür kaygısından biraz daha sıyrılmışlarsa ileriki sayılarda çok daha iyi işler ortaya çıkartacaklarından eminim. … Dergiden Çıkardığım Notlar … . Frida Kahlo - Özlem Gedizlioğlu . Frida bütün zıtlıkları ruhunda barındıran, çoğu kadının gözünde bir fenomene dönüşmeyi başarmış, imrenilecek bir kişilik olmasının yanında; trajik bir hayatın da başrol oyuncusudur. Altı yaşındayken ayağı ağaç köküne takılıp büyük bir acıyla yere düşen Frida, bu olaydan sonra geçirdiği çocuk felciyle hafif çelimsiz ve topallayan bir kadına dönüşür. ‘Tahta bacak Frida’ lakabıyla acıyla tanışır. Resimlerine sadece kendini, kendi öz yaşamını yansıtır ve kendini hiçbir zaman sürrealist kabul etmez. Çünkü o bilinçdışı değil tam olarak görüneni yansıtmaktadır. On dokuz yaşındayken geçirdiği otobüs kazasında hayatında önemli bir dönemdir. Bütün yaşamı korselerle, defalarca tekrarlanacak ameliyatlarla geçer fakat o hiçbir zaman yatağa hapsolmaz. Ölüm döşeğinde yataklara düştüğünde bile yataktan çıkması yasak olduğundan kendi sergisinin açılışına yatağa bağlı olarak gider. Diego Rivera ile çalkantılı bir aşk serüveni geçirir. Biseksüel bir kimliğe de sahip olan Frida, kadınlarla bile Rivera’yı aldatır fakat ömrü boyunca ondan vazgeçemez. Aralarındaki mektuplaşmalar fazlasıyla edebidir. . Kadınlık Çıkmazı - Feyza ALTUN . Kadın olmanın acımasız gerçeklerini muhteşem bir şekilde gözler önüne sermiş avukatımız. Şahane de bir kalemi olduğunu öğrenmiş oldum bu yazı vesilesiyle.
Edebiyat
KafkaOkur - Sayı 4 (Mart - Nisan 2015)KafkaOkur Dergisi · Kafka Okur Dergisi Yayınları · 2015582 okunma
Hayatın Sert Yüzü
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 239. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:00
Sabahattin Ali'nin 1943 yılında yayınlanan Yeni Dünya, yazarın dördüncü öykü kitabıdır. Kitap, 1936 ile 1942 yılları arasında çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış olan toplam 13 hikayeden oluşur. Bunlar: 1-Asfalt Yol 2-Hanende Melek 3-Çaydanlık 4-Ayran 5-Isıtmak için 6-Uyku 7-Selam 8-Bir Mesleğin Başlangıcı 9-Bir Konferans 10-Yeni Dünya 11-İki Kadın 12-Sulfata 13-Hasanboğuldu Kitabın en meşhur öyküsü olan Hasanboğuldu, aslında Edremit yöresinde anlatılan gerçek bir halk efsanesine dayanır. Sabahattin Ali, Kazdağları’ndaki (İda Dağı) bu yerel trajediyi o kadar etkileyici anlatmıştır ki, bugün bile bölgede "Hasanboğuldu Göleti" ve "Emine Çınarı" olarak bilinen yerler binlerce ziyaretçi çeker. Yazar, bu halk hikâyesini modernize ederek toplumsal sınıf farklarını (ovalı-dağlı çatışması) öykünün merkezine yerleştirmiştir. Kitaba adını veren öykünün "Yeni Dünya" olarak adlandırılması, hem gerçekçi bir ironi hem de karakterin dramatik dünyasıyla ilgili derin bir anlam taşır. Öykünün başkahramanı olan kadın karakterin lakabı “Yeni Dünya"dır. Kendisi gezgin bir kumpanyada çalışan, yaşlanmış ve hastalıklı bir dansözdür. Sabahattin Ali burada keskin bir ironi kullanmıştır. Sabahattin Ali’nin kalemi gerçekten çok güçlü. Eğer ömrü yetseydi, bizlere çok daha nitelikli eserler kazandıracağına inanıyorum. Özellikle toplumun görmezden gelinen kesimlerini son derece gerçekçi bir biçimde okuyucuya yansıtmıştır. Yaşadığı dönemin görünen yüzü ile gerçeği arasındaki farkı ustalıkla ortaya koyarak bunu okura etkileyici bir şekilde ulaştırmıştır. Aslında o dönemin renkli ve huzurlu sanılan hayatlarının ne kadar zorlu ve ağır olduğunu da derin bir şekilde hissettirmiştir. Özellikle yoksulluk, çaresizlik ve yalnızlık temalarını sade ama etkileyici bir dille işlemiştir. Dışarıdan
Alıntı
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma