Iskalanmayacak Mükemmel Biyografi
10/10
·848 syf.·
2026 35. kitabı
Eğer Ludwig Wittgenstein ile ilgileniyorsanız bu kitabı ıskalamamalısınız. Ray Monk öyle detaylı, anlaşılabilir, akıcı bir çalışma yapmış ki…bir çok “sürükleyici” dediğimiz roman bu biyografinin yanında sönük kalır. Kitap bittiğinde ise -bitirmek…kolay değil gibi gözükebilir, sizi yanıltmasın- adanmak, ideal sahibi olmak, kendini bilmek ve bulmak, aşk, akademinin karanlık tarafları, dostluk, savaş ve şu an hatırıma gelmeyen daha fazla kavramın içinde, onları adeta yaşarmışçasına deneyimleyebileceğinizi bir düşünün…bu herhangi bir biyografi değil. Kaldı ki; Ludwig Wittgenstein son derece sıra dışı; matematikçi, mühendis, teorisyen, aşık, tasarımcı, öğretmen, hademe, asker, çiftçi ve bildiğimiz felsefe profesörü. Bu rollerin hepsine, hayatının farklı dönemlerinde gerçekleştirdiği giriş çıkışları öğrenmek sizi hem şaşırtacak hem de kendi hayatımızı sorgulamanıza neden olacak. Kaldi ki, ne haliniz varsa görün…aksi olmayacak diye biten incelemelerim…haliniz ne ise size bağlı…şeklinde bitmeli diye düşünüyorum artık… Wittgenstein bundan sonra!
Felsefe
WittgensteinRay Monk · Kabalcı Yayınevi · 200534 okunma
10/10
·176 syf.··
2026 31. kitabı
"Artık çok yorgunum! Yıllarca sabahlara kadar süren akşam yemeklerini düzenleten ve konuklarımı çeşitli konularda konuşmaya zorlayan ben değilmişim gibi, şimdi tek başıma kalmak, sadece ömrümün bana ait sinemalarıyla oyalanmak istiyorum..." Bu alıntı Ulu Önder'imizin hasta yatağında ölümü beklediği günleri ve psikolojik durumunu ortaya koyuyor. Birçok savaştan sağsalim çıkmış , ne badireler atlatmış, ülkemize sayısız zaferler yaşatmış, Cumhuriyet ve yanında birçok devrim yaratmış olan Atatürk -fikirleri her ne kadar ölümsüz olsa da- o Perşembe ölüme yenik düşmüştü. Son günlerinde dahi ülkesini , Hatay meselesini , barış ve seçimi düşünen Atam'ın son Kasımına ve son perşembesine kadar yaşayıp düşündüklerini canım moderatörüm Semra tavsiyesi ile sevgili @benaysekulin kaleminden okuyabilmek , adeta Atam'ın içini dökmesine şahit olmak, hayatını film şeridi gibi onunla birlikte izlemek , mutlulukları kadar mutsuzluklarına, başardıkları yanında başaramadıklarına ve belki pişmanlıklarına tanık olmak gurur vericiydi. Kitap 176 sayfa olmasına rağmen ben sindire sindire okudum.Bir çırpıda okuyup kenara kaldırmak istemedim. Atam ile daha uzun zaman kalmak istedim sanki... Yazar; bu kitapta , İyi Asker ve Kurucu Devlet Adamı Atatürk'ü değil çocuk Mustafa'nın , delikanlı Mustafa Kemal'in , dost, aşık, evli, boşanmış ve en sonunda hasta ama her dem yalnız bir adamın iç dünyasını anlatıyor. Bu güzel kitap, yazar ile tanışma kitabım olarak da ayrı bir yere sahip olacak.İyi ki okudum.Sizler de mutlaka okuyun derim...
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,502 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ah ah...
7/10
·456 syf.··
2026 1. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 02:54
Yazarın diğer romanlarına kıyasla bu kitapta bir yarım kalmışlık var. Yani daha devam etse ederdi. Örneğin kitabımızın kadın karakteri aşık olduğu adamla karşılaşıyor kitabın sonlarına doğru. Onların ilişkilerini olumlu yada olumsuz şekilde sonuçlandırmadan kitabı bitirmiş yazar. Açıkçası bu yönden biraz zayıf bir anlatımı var. Sonra aynı kadın karakterin ikinci bir sevdiği, ilgi duyduğu erkek karakter var. Ona yenik düşüyor bu seferde. Yazar kadın karakteri çok zayıf ve aciz, aşka, bu iki erkeğede yenik düşürmüş bu duygu geçişini çok abartılı yersiz buldum. Ama vietnam savaşında yaşanılan zorlukları çok profesyonel anlatmış yazar. Okunabilir bir kitap kaleme almış diyebilirim bu yönden.
1000Kitap
Unutulmuş KadınlarKristin Hannah · Doğan Kitap · 2025339 okunma
Spoiler!!!
5/10
·%25 (80/312 syf.)··
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:45
Yanarım yanarım, sözde Jacks'in esas erkek karakter olduğu kitapta bölüm sayısının Apollo'dan az olmasına yanarım. Adam kendi serisinde yazar tarafından ikinci erkek muamelesi görmüş resmen. Açıkçası bu kitap, ikinci kitabın o sonundan sonra o kadar zayıf kalmış ki hatta bence serinin en zayıf kitabıydı ve hatta bence yazarın da en zayıf kitabıydı. Aslında sorun sadece bu kitap da değil. Seri boyunca Jacks ile Evangeline ilişkisinin bana o kadar da geçmediğini fark ettim. İnsanlar bu ikiliye bayılıyor ama ben aralarındaki romantik çekimi bir türlü abartıldığı kadar hissedemedim. Ben odunum herhalde... Şu kitaptan sonra geriye dönüp baktığımda da serinin diğer kitapları da benim için eh işte seviyesine geldi. Çiftin arasındaki fiziksel ya da duygusal çekim hep bir lanet ya da hep bir büyülü nesnenin etkisinde oluyordu. Onların etkisi ile böyle davranıyorlar diye düşündüğüm için aslında o anlarda o büyülü nesne ya da lanet her neyse onların asıl duygularını ortaya çıkarıyor düşüncesi bende hiç oluşmadı ve romantik gelmedi. Bazı sahneler de cok rahatsız ediciydi. Jacks kızı tutuyor ama işte eli bilmem nerelere kayıyor... Evangeline de acaba kasıtlı mi yaptı diye icinde kelebekler pır pır ediyor. Evangeline'in içindeki kelebeklerden iki tanesi falan bana uğrasa belki bu seriye karşı daha çok iyi şey hissederdim. Benim midemdeki kelebekler pır pır etmedi, benim başım ağrıdı. Bu durum bu kitapta da vardi ve o kadar saçma bir andı ki. Evangeline hafızasını kaybetti sonra pat Jacks çıktı ortaya onu düştüğü kuyudan kurtardi sonra bir gece ansızın odasına girip ona rahatsız kıyafetler giydirip eğitim ayağına köprüye götürdü hadi beni savuştur dedi. Olayın saçmalık seviyesi...Kız hafızasını kaybetmiş. Bu adamı tanımıyor. Adamla ilk karşılaşması bu. Daha önceden adama aşıktı
Gerçek Aşkın LanetiStephanie Garber · Dex Kitap · 2023793 okunma
8/10
·293 syf.·
2026 59. kitabı
Tatlı hafif bir romcomda olması gereken her şey var. Eden gençliğinden beridir hayalini kurduğu Barbados tatilini üniversite yıllarından 28 yaşına dek sevgili olduğu lise arkadaşı Caleb'la balayı tatili olarak ayarlamıştır. Tabi Caleb'ın kendisini yine liseden beridir arkadaş oldukları Cindy ile aldattığını düğünlerine 3 ay kala öğrenir ve girdiği depresyonun ardından tatilini tek başına geçirmeye karar verir. İlk gün restoranda kalan tek masada tek başına akşam yemeğini yiyecekken bir anda Philip onunlaymış gibi yaparak masayı paylaşmak ister. Eden'ın gözüyle okuyoruz o yüzden Philip'i tanımamız neden onun da tek başına bu balayı mekanında olduğunu anlamamız zaman alıyor. Daha önceki eleştirilerimde ara ara karakterlerin birbirlerine aşık olmalarını duygularını mantıksız bulup bana geçmedi gibi yorumlar yapmıştım. Bunun nedeni hiç bir anıyı paylaşmamaları birlikte bir vakit geçirmemeleri diye de yazmıştım. İşte tam olarak bu kitap benim istediğim gibi birbirlerini tanıyıp sevmeleri için gerekli olan zamanı ve anları veriyordu. İki haftalık tatillerinde detaya boğmadan sıkmadan birlikte geçirdikleri kaliteli vakti yazar o kadar güzel aktarmış ki onlarla birlikte gezdim o tatili yaptım kimi zaman ise sadece plajda güneşlendim ve Edenle birlikte kitabımı okudum gibi hissettim. İki karakter ilişkilerinde haketmedikleri tatsız durumlar yaşamış ve tatilde artık bunları geride bırakmaya çalışıyorlar ve birbirlerine önce iyi birer arkadaş oluyorlar tatilin sonlarına doğru kıvılcımlar başlıyor. Sonra malesef tatil bitiyor ve her rom com klişesi gibi o kadar süreyi birlikte geçirmelerine rağmen birbirlerine telefonlarını hiç vermemişler meğer. Eden numarasını vermek için tam geri dönüyorken Philip'in telefon konuşmasını duyuyor ve yanlış anlıyor. İkisi de farklı eyalette
Tek Başına Balayı RehberiOlivia Hayle · Beta Byou Yayınları · 2024239 okunma
Spoiler Var Dikkat
5/10
·336 syf.··
2026 21. kitabı
Efsane bir konunun berbat bir yazarın elinde mahvolmasının maddi kanıtı bu kitap. İlk kitabını 10. sınıfta falan okumuştum ve bir liseli olarak (ki o zamanlar burçları vs severdim) sevmiştim lakin o zaman bile anlatımın ne kadar yavan ve yüzeysel olduğunu fark etmiştim. Geçen sene indirimde iki kitabını buldum hemen aldım. İlk kitabını tekrar okuyunca keşke almasaydım dedim. Hatırladığımdan daha kötüymüş. 12 gezegenden oluşan bir galaktik sistem var, her gezegen bir burca göre ayrılmış. Her gezegenin insanının belli özellikleri var dış görünüşleri de ona göre değişiyor. Bu sistemde bazı insanlar yıldızlara bakarak kahinlik yapıyor. Anakarakterimiz de bu sistemde üst düzey akademik eğitim alan genç bir kızımız. Kendisi yengeçli. Mc yıldızlara bakarken bir tehtid görüyor bu da 13. burçmuş. reddedilen burç ve bu burç saldırılar vs yapıyor. Mc de bu sırada yengeçin başına geçiyor. falan filan konu kısaca o kadar güzel ki AMA bu kadar olay olurken kızımız sadece hangi oğlana aşık olsam aman hangisiyle evlensem güzel değilim ben lider olamam vs vs diyor. İkinci kitapta da 13'e karşı savaşmaya çalışıyorlar ama cidden isyan savaş vs o kadar geri plandaki. Hayatımda gördüğüm en karakter gelişimi olmayan MC olabilir. Kız her daim ben başaramam edemem diyip sonra da sözünde durarak dünyanın en aptalca kararlarını alıyor. Çevresindeki herkeste durup durup kızı övüyor. Asla kızdan nefret eden biri yok ilahe sanki. Yazar Hunger Games, Star Wars gibi direniş hikayesi yazabilecekken 16 yaşında kaçak telefonundan wattpade ıslak rüyasını yazan liseli kızlara dönmüş. Bir önceki bölümde gemiye saldırı düzenleniyor birileri ölüyor sonra bi anda anakarakterimiz gidip yeni manitasıyla exini konuşuyor. Kanka iyi misin???? Öleceksiniz kendinize mi gelseniz. Şehirlere bombalar yağardı biz
Gezgin YıldızRomina Russell · Pegasus Yayınları · 201788 okunma