Ezgi

Ezgi
@asilyezzabooks
Puan vermedi·480 syf.··
2021 33. kitabı
Halef, yazarın kaleminden okuduğum ilk kitap oldu. Öncelikle yazarın anlatım dilini gerçekten çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Betimlemelerini özellikle çok sevdim, benim için tam dozundaydı. Ben çoğunluğun aksine betimlemeyi okumayı çok severim, elbette güzel yapılan betimlemeyi. Karakterlerin ruhunu daha çok hissediyorum o satırlarda. Bunun yanı sıra oldukça da akıcıydı kitap, hızlı bir şekilde okunuyor. Kitabın konusu bana kalırsa inanılmaz dikkat çekici. Hatta ben ilk başta fantastik sandım ama kitap fantastik değil. Kitabın ilk yarısındansa sonlara doğru daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Kitapta karakterler ve olaylar ne kadar derin işlenilse de sanki odak bir noktadaydı ve odağın dışında kalan yerleri çok fazla hissedemedim. Bu bir tık iki karakterin arasındaki ilişkinin çok hızlı geliştiğini düşünmemden de kaynaklı. Bir süre zaten karakterlere alışmakta zorluk yaşadım. Karakterleri evet sevdim ama bu yüksek bir sevgi boyutuna ulaşmadı ne yazık ki. Aralarında geçen konuşmalar çok güzeldi ama bazı bazı bana istediğim yükseklikte samimiyeti veremedi. Doğrusu yine de Zamir’in Mihrinaz’a karşı hassas tavrı ve nahifliği çok hoştu. Her şey biraz daha oturacağından dolayı serinin ilk kitabındansa ikinci kitabı çok daha fazla seveceğimi düşünüyorum ve heyecanla bekliyorum. Ayrıca baş karakterimiz Mihrinaz’ın dedesiyle olan bağına hayran kaldığımı söylemek istiyorum son olarak, çok güzeldi ikisinin birbirine duyduğu saf sevgiyi okumak. Mihrinaz anne ve babasının yokluğundan kaynaklı dedesi tarafından el üzerinde büyütülmüş, biraz şımarık biraz da asi bir kızdır. Hayatı rüyalarına giren adamla tepetaklak olan Mihrinaz’ı tahmin edemeyeceği şeyler beklemektedir.
Edebiyat
Halef 1: DüşLeman Veli · Ephesus Yayınları · 20211,596 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·521 syf.··
2021 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2021 23:02
İçinde Bir Sen’i uzun zamandır kitaplaşması için bekliyordum, hâlen ellerime almış ve bitirmiş olmama inanamıyorum bir nebze. Binnur’un kalemini çok seviyorum, hep sevdim ama bu kitapta berrak bir profesyonellik karşıladı beni. Her şey sihirli bir değnek dokunuşu ile büyüleyici bir düzende gibiydi. Bundan dahası olamaz dedikçe Binnur kalemine kattıklarıyla şaşırtmaya ve hayran bırakmaya devam ediyor diyebilirim rahatlıkla. Kitap kesinlikle ilk halinden çok başka. İlk halini de okuyan biri olarak mukayese ettiğimde ana hatlar dışında tamamen değişime uğramakla kalmamış oldukça da gelişmiş bir kitaptı. Fantastik öğeler daha çok ve çarpıcı bir şekilde işleniyor özellikle. Hatta kitap bittiğinde sanki kitaba başladıktan sonra Varta’daymış ama bitince o evrenin dışına atılmış gibi hissettim bir anda, sizi gerçekten içine çeken bir kurgu var çünkü ortada. Bunların yanı sıra karakterlerin de asıl benlikleri tamamen oturmuş durumdaydı bana kalırsa. Misal Efken’den bölümlerin de kitapta olması çok iyi olmuştu, Efken’in içini, çatışmalarını okudukça karakteri daha da benimsedim. Başka biri yazsa belki de sevmeyeceğim huyları olan bir karakter Efken ama Efken bu, evet Efken böyle bir karakter ve onu okuduğumda dışarıdan gördüğüm kabuğuna yansıyan asıl Efken’i hissediyorum. Canım Yıkım Getiren. Dengesiz tavırları beni sinir ettiği kadar da güldürdü ayrıca, içimden hep, “İleride göreceğim seni,” dedim çünkü Mahinev’e olan zaafı ortada aslında. Bunu içinde kabullenemeyişi ama kabullenme isteğine olan sinirini de hissedebildim. Mahinev’e ettiğin lafları birbir yemeni izlemek epey zevkli oluyor, Yıkım Getiren. Mahinev ise... Duruşunu çok sevdiğim, hayran kaldığım bir karakter kesinlikle. Yan
Edebiyat
İçi̇nde Bi̇r Sen - 1Binnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20203,966 okunma
10/10
·528 syf.··
2020 57. kitabı
İçimde öyle bir boşluk oluştu ki daha önce hiç bu kadar derin hissetmemiştim. İçimde öyle çok şiddetli bir fırtına var ki şu an, daha önce hiç bu kadar yakıp yıkmamıştı beni. Günebakan için bundan daha azını ya da daha fazlasını nasıl söylerim bilmiyorum. Bu yorumu yazarken göğsümde Günebakan, karşıya bakıyorum bomboş gözlerle. Kalbim paramparça. Daha önce çok kitapta ağladım evet, ama hiç bu kadar parçalanmadım. Oturup ağlayamadım bile doğru düzgün. Belki de okuduğum bir kitabın ardından boşluk hissi, hiç beni bu kadar sarsmadı. Günebakan’ı beklediğim her ana, her saniyeye değdiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Onları öyle çok hissettim ki, belki ondan bu kadar etkilenmem. Öyle çok hissettim ki onları, düşündükçe kalbim göğsüme ağır geliyor. “Keşke seni bu kadar sevmesem.” - “Seni sevmek ne kadar zor bilmiyorsun.” Şu iki cümlenin ağırlığını size kelimelerle ifade edemem. Edemem. Size ifade edemeyeceğim bunların dışında onlarca cümle var ki... Hepsi birbirinden eşsiz. Binnur’un kalemine mümkünmüş gibi bir kez daha hayran kaldım, bir kez daha. Korhan’a hiç kızamamıştım çünkü biliyordum Binnur böyle bir durum içerisine soktuysa onu, haklı sebepleri vardı. Olmalıydı. Ama bu kadar acı, bu kadar dayanılmaz olacağını kim tahmin edebilirdi ki? Serinin diğer kitaplarındaki her sahne, her cümle daha da anlam kazandı bu kitapta. Öyle çok anlam kazandı ki, Korhan ve Nurşan’ın karşısındaydım, içim dışıma çıkana kadar ağlıyor gibiydim. Kitabın her bir ayrıntısı barındırdığı anlamla eziliyordu sayfalarda. Bunların yanı sıra kitaptaki bütün karakterleri aşırı seviyorum, Akşın, Çağlar, Yağış, Yağız, Anka... O yoğun duygulardan sonra bile Akşın güldürmeyi başarıyorsa bizi,
Edebiyat
GünebakanBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20201,367 okunma
10/10
·416 syf.··
2020 48. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2020 19:28
“... bir şeyleri hayal etmenin en kötü yanı hayal etmeyi bırakmak zorunda kalmaktır ve bu insanın canını çok yakar.” Şahane bir kitabın yorumuyla geldim! Yeşilin Kızı Anne, gerçekten şahane bir kitaptı. Beklentimin de çok üstüneydi üstelik. Çok çok sevdim. Bazı kitapları tereddütsüz önerebilirsiniz ya, Yeşilin Kızı Anne benim için o kitapların arasında. Ayrıca artık favori kitaplarımın arasında da yer alıyor. Yaş ayırt etmeksiniz okunabilecek bir kitap. Kitaba başlar başlamaz sayfalar su gibi akıp gidiyor. Elinizden bırakmak istemiyorsunuz kitabı. Çünkü Anne o kadar tatlı, cıvıl cıvıl ve masum ki hayran kalıyorsunuz adeta. Her şeyi dile getirişi, kurduğu cümleleri, yaşadığı olaylar çok tatlı... İçiniz sımsıcak olduğu gibi yüzünüzde beliren tebessümle okuyorsunuz satırları. Keşke hiç büyümeseydin diye bile geçirdim içimden. Okuduğum en tatlı kız çocuğu sensin Anne! Hayatın önüne çıkarttığı talihsizliklere karşı sanki cebinde saklıyor gibi umudu kalbinde saklıyordu. Ayrıca kitapta karakterlerin hepsinin farklı karakteristik özellikleri olmasını çok sevdim. Çok güzel mesajlar da içeriyordu. Kitabın baskısını da çok sevdim, okurken arada bakıyordum güzelliğine... Kitabın konusundan kısaca bahsedeyim. Anne Shirley; kızıl saçlı, çilli, hayalleriyle yön bulan, çok konuşkan, on bir yaşında cıvıl cıvıl bir kız çocuğu. Evlenmemiş iki kardeş olan Matthew ve Marilla kendilerine yardım etmesi için bir erkek çocuğu evlat edinmek isterler. Fakat bir karışıklık sonucu, bir erkek çocuğu beklerken bir kız çocuğu ile karşı karşıya kalırlar! LÜTFEN OKUYUN VE ANNE İLE TANIŞIN! Pişman olmayacaksınız! Ben dizisini izlemeye kaçıyorum! İyi ki Anne! İyi ki tanıştık seninle!
Edebiyat
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 202017,9bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2020 42. kitabı
Külden Hece, çok güzel bir romantizm kitabıydı! Ne bir eksik ne de bir fazla. Kitap ne ara bittiğini anlayamayacağım kadar da akıcıydı üstelik. Romantik kitaplar akıcı olduğunda kesinlikle tadından yenmiyor. Kitabı daha önce okumuştum fakat üzerinden çok uzun bir süre geçtiği için pek hatırlamıyordum. Buna karşın rahatlıkla ilk okuduğum halinden çok daha iyi bir kitapla karşılaştığımı söyleyebilirim.  Ümran'ın kalemini gerçekten seviyorum. Yalın olduğu kadar aslında etkileyici de bir anlatıma sahip. Bunun yanı sıra oldukça akıcı olmasını sağlayan en büyük etkenlerden biri de bana kalırsa olayların uzatılmadan, abartılmadan ilerlemesiydi. Zira romantizm kitaplarının her zaman dozunda işlenmesi, uzatılmaması tarafındayım. Kitap bizi geçmişi acıyla perdelenmiş iki karakter ile karşılıyor. Verda ve Ateş. Tesadüfler bu ikilinin bir gölge gibi peşindeydi, birbirlerine hep ansızın rastladılar. Ateş'in höt söt yapan bir karakter olmaması, aksine gayet düşünceli bir yapısının olmasını ve Verda'nın duruşunu sevdiğimi söyleyebilirim. En güzeli de aşklarıydı kesinlikle.  Kitabın kısaca konusundan bahsedeyim. Verda Doğan, hemşire adayı genç bir kadındır, Almanya'ya okumak için gelmiştir. Bir gün yaşanan ufak bir kaza sırasında Ateş ile tanışır. Verda ve Ateş'in kesişen yolları o günden sonra ayrılsa da, kader ağlarını örmeye devam eder ve bir yıl sonra İstanbul’a giden uçakta tekrar karşılaşırlar. Güvenlerini yitiren iki insan, birbirlerinde sevginin gerçek halini ve huzuru bulurken hesaba katmadıkları geçmişleri devreye girer ve işleri olduğundan zorlaştırır. Çünkü Ateş’in ailesi ile Verda’nın ailesinin ortak ve tatsız bir geçmişi vardır. Siz de konusu saf romantizm olan, birkaç saatte keyifle
Edebiyat
Külden HeceÜmran Tan · Freya Yayıncılık · 202080 okunma