Kadının huysuzluklarına sabırla katlanan erkeklere Yüce Allah, karşılaştığı belâlara katlanan Eyyûb'e verdiği mükâfatı verir. Kocasının huysuzluklarına katlanan kadınlara da Firavun'un karısı Âsiye'ye (a.s) verdiği sevabı verir.
Aile pusula iğnesi gibi olmalı, çocuklar aileleri yanında olmadığı zaman da onlarda öğrendiği doğruları yapmaya, yanlışlardan kaçınmaya devam edebilmeli.
Reklam
"Söz konusu ideolojik cemaatin etos ve mitosuyla kurulan oyun-gerçeklik olmasa Asiye Hatun isimli dişi homo sapiens Muslihüddin Efendi adlı erkek homo sapiense yönelik böylesine yoğun duygularla güdülenen bir ilişki kurma tarzı sergileyecek miydi? Eğer bu soruya “hayır” yanıtını verirsek dürtü kuramından yapısal teoriye kadar uzanan bir yelpazede psikanalitik teorinin tüm kavramlarını yeniden elden geçirinceye kadar reddetmemiz gerekir; maalesef elimizdeki teori eksiktir. Çünkü durum böyleyse, yani kültürel cemaatin oyun-gerçekliği aktarım benzeri ilişkinin koşuluysa insan dürtüsel (veya içgüdüsel) yapılanmasının kültüre karşıtlık bakımından değil, tam da kültürellik bakımından ele alınması gereği doğar. Yani klasik psikanalitik tezlerin hilafına kültürel cemaat dürtüsel kökenli arzu bakımından baskılayıcı değil, tersine kışkırtıcı ve şekillendirici bir rol oynar."
"Asiye Hatun’un şeyhine yönelik talepliliği (onun tarafından onaylanma, kabul edilme arzuları) cemaat içinde değer kazanma, mertebe alma, üstün olma arzularıyla bağlantılı gibi durmaktadır. Eğer bu saptama doğruysa insani arzuyla cemaatçi iktidar arasında ilginç bir dinamik söz konusudur; bu noktada Freud’un hilafına Nietzsche haklıdır. Yani en temel insan güdülenmesi haz ilkesi çerçevesinde örgütlenmiş cinsel dürtülerden ziyade cemaatçi bir iktidar arayışlarıyla şekillenmektedir."
Son söz
Sevgili seyircimiz Bütün olanları Gördünüz, işittiniz Eğlenebildiyseniz eğer Bilin, seviniriz. Son bi r sözümüzü daha Lütfen dinleyiniz. Şu sözlerini ataların Sakın ha unutmayın Burnu kurtulmaz pislikten Kılavuzu karga olanın Burnu kurtulmaz pislikten Kılavuzu karga olanın Burnu kurtulmaz pislikten Kılavuzu karga olanın
“Cankurtaran”, Sabahattin Ali’nin köy hayatını ve yoksul insanların çaresizliğini anlattığı en sarsıcı hikâyelerinden biridir. Hikâye özellikle sağlık hizmetlerinin paraya bağlı olması ve yoksulların yaşadığı adaletsizlik üzerine kuruludur. Hikâye, köyde yaşayan genç bir kadın olan Asiye’nin doğum sancılarının başlamasıyla açılır. Asiye çok genç yaşta evlendirilmiştir. Daha çocuk denecek yaşta olmasına rağmen hamile kalmıştır. Doğumu yaklaşınca sancıları başlar ve ev kısa sürede köyün kadınlarıyla dolar. Herkes doğumun zor geçeceğini anlamaktadır. Köyde yeterli sağlık imkânı olmadığı için yakın köyden bir ebe çağrılır. Asiye’nin kocası İbrahim, korku ve telaş içindedir. Ebe geldiğinde durumun ciddi olduğunu söyler. Doğum normal şekilde gerçekleşmeyecektir. Kadının hayatı tehlikededir. Bunun üzerine Asiye’nin mutlaka şehre götürülmesi gerektiği söylenir. İbrahim karısını kurtarmak için çırpınmaya başlar. Şehirdeki ünlü doktorun adı Mutena Cankurtarandır. İsmi ilk duyulduğunda insana güven veren bir anlam taşır; çünkü “cankurtaran” hayat kurtaran kişi demektir. Fakat Sabahattin Ali bu ismi özellikle ironik biçimde kullanır. Hikâye ilerledikçe doktorun insanların hayatından çok parayla ilgilendiği görülür. İbrahim karısını doktora götürdüğünde büyük bir umut içindedir. Doktorun onu kurtaracağına inanır. Ancak doktor önce para meselesini açar. Ameliyat ve tedavi için yüksek miktarda ücret ister. İbrahim’in böyle bir parası yoktur. Doktor ise yoksulluğu umursamaz. Onun gözünde hasta değil, ödeme gücü önemlidir. Bunun üzerine İbrahim çaresizce para bulmaya çalışır. Sahip olduğu en değerli şeyleri satmayı düşünür. Köy hayatında bir çiftçinin en önemli varlığı olan öküzlerini bile elden çıkarmaya razı olur. Çünkü Asiye’yi yaşatmak istemektedir. Günlerce uğraşır, borç
Edebiyat
Reklam
Reklam