"Az önce andığımız gibi en şiddetli durumlarda, aşkın bitmesi terk edileni yıkar. Gönül yarası nedeniyle psişik olarak ölmek, kendiliğini kaybetmek, kaybolup gitmek mümkündür. Neden aşk ayrılığı bazen bu denli katlanılmazdır? Çünkü bu ani içsel devrimde artık ne kim olduğumu ne de var olup olmadığımı bilirim."
Siz siz olun ertelemeyin olur mu? Aşk sabırsızdır, sevmez, ötelemeyi. Şüpheleri büyütür, büyüttükçe sorgulatır ve çıkmaza sokar. Sen izah edip noktayı koymadıkça, o itham edip soru işaretlerine çevirir. Bahane değil itiraf bekler, hatta ispat ister. Aşkı hafife alan, bedelini ağır öder.
Evet, yaşadım, gördüm, öğrendim. Sevgi ve aşk bazen yalnızca bir yürekte yaşanır. Her aşkın karşılığı olmaz. Kimi insan sadece sevmeyi bilir; karşılık alıp almayacağını düşünmeden sever. Bekler… bir gün aynı duygunun döneceğini umarak.
Ama zamanla görür ki, karşısındaki kişi çoğu zaman kırmamak için, bir hatırın ağırlığıyla karşılık vermeye çalışıyordur.
Oysa duygular özgürdür; kimse kimseyi zorla sevemez. Gerçek aşkta kırgınlık değil, kabulleniş vardır. Eğer gerçekten seviyorsan, sevgiyi tutmak değil, serbest bırakmak gerekir. Sevdiğinin kanat çırpmasına izin vermek… nerede ve kiminle mutluysa orada olmasını kabul etmek.
Ve bazen insan, en büyük sevgiyi uzaktan izlerken, en sessiz yaralarını kendisiyle iyileştirmeyi öğrenir.”