Biraz daha derinlik beklediğim bu kitapta yasak aşk, cinsellik ve saplantıdan başka bir şey bulamadım açıkçası okurken kitabın bitmesini istedim iyi ki de ince bir kitap.
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,8bin okunma
Sıdıka Çal Arslan – Bir Merhamet Hikayesi: Hüseyin
Selam kitap dostlarımm...
Bugün sizlere sıcacık, samimi ve bir o kadar da düşündürücü bir hayat hikâyesiyle geldim.
Hüseyin'in hikâyesi aslında hepimizin hikâyesi... Bozkırın tozlu yollarında başlayan, Ankara'nın kalabalığına uzanan bu yolculukta; çocukluk, aile, dostluk, gurbet, aşk, hayal kırıklıkları ve hayatın türlü sınavlarıyla karşılaşıyoruz.
Henüz küçük yaşlarda okumaya ve öğrenmeye tutkuyla bağlanan Hüseyin'in hayatına; köy yaşantısı, yurt günleri, okul yılları ve unutulmaz dostluklar eşlik ediyor. Kimi zaman sınıf penceresinden hayallere dalan sessiz bir çocuk, kimi zaman hayatın yükünü omuzlarında taşıyan genç bir adam olarak çıkıyor karşımıza.
Roman boyunca Hüseyin'in kalbinde büyüyen en güçlü duygu ise merhamet oluyor. Çünkü o, dünyaya iyilik penceresinden bakmayı seçenlerden. Yaşadığı zorluklar, uğradığı haksızlıklar ve aldığı yaralar bile onu iyilikten vazgeçiremiyor.
Bir emlakçıda başlayan iş hayatı, dürüstlüğü sayesinde büyüyor. Ve zamanı geldiğinde Nebahat ile evlenip dünyalar tatlısı ikiz kızları Sıdıka ve Zübeyde’nin babası oluyor.
Yazar, sade ve akıcı diliyle yalnızca Hüseyin'in hayatını anlatmıyor; aynı zamanda kendi iç sesimizle de bizi baş başa bırakıyor. Okurken zaman zaman kendi çocukluğunuzu, özlemlerinizi ve hayata bakışınızı hatırlayabilirsiniz.
"Hayat bir sahne ise, iyilik onun en büyük rolüdür."
Bir Merhamet Hikayesi: Hüseyin; vicdanın, sabrın, merhametin ve insan kalabilmenin hikâyesi. Her şeye rağmen iyilikte direnenlerin, dualarla ayakta kalanların ve insanlığını korumayı başaranların sessiz ama güçlü destanı...
Merhametin karanlığı nasıl aydınlattığını görmek isteyenlere tavsiye ederim.
Savaş döneminde bahsettikleri bir aile, savaşın yıktığı dağıttığı bi aile, küçük yaşta annesiz kalan viann ve isabella , önce dağılan babalarıyla sonra savaşma mücadeleleri, ne kadar kopuk olsalar da derinlerde hissettikleri bağları, güzel bi kitaptı
Ahmet Mithat Efendi, Tanzimat döneminin en üretken kalemlerinden biri olarak, Felsefe-i Zenan ile yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmaz; o dönemin toplumsal yapısını, kadın-erkek ilişkilerini ve "mutluluk" kavramını derinden sorgulayan bir felsefi zemin inşa eder. Akile, Fazıla ve Zekiye gibi karakterler üzerinden kurgulanan bu eser, geleneksel aile yapısının ve kadınlara biçilen "fedakârlık" rolünün bir eleştirisi niteliğindedir.
Eserdeki "Fakat her şeyin cahili olmaktansa o şey hakkında bilgi sahibi olmak yeğ değil midir?" sorusu, aslında Ahmet Mithat Efendi'nin okuruna ve toplumuna verdiği ana mesajdır. Yazar, cehaletin koruyucu bir kalkan değil, aksine bir hapishane olduğunu vurgular. Özgürleşmenin ilk adımı, insanın içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla analiz edebilmesidir.
Toplumsal dayatmaların ötesine geçebilmek, karakterlerin kendi özgür iradelerini keşfetmeleriyle mümkündür. Yazar, aşkı idealize edilen bir masal olmaktan çıkarıp rasyonel bir zemine oturtur:
"Hiçbir aşk yoktur ki masallarda denildiği gibi görür görmez kalbinin derinliklerinden ve can-ı gönülden kopuşup da gelmiş olsun."
Bu cümle, duyguların da bir akıl süzgecinden geçirilmesi gerektiğini savunur. Akile, Fazıla ve Zekiye’nin yaşadıkları, birer duygu tutsaklığından ziyade, kendi zihinlerini özgürlük aşkıyla doldurma çabasıdır. Nitekim karakterin ifadesiyle: "Ben zihnimi, esaretin her yönünü uzun uzadıya ölçüp tarttıktan sonra özgürlük aşkıyla doldurdum." Bu ifade, esaretin sadece fiziksel değil, zihinsel bir tercih veya bir kabulleniş olduğunu gösterir. Kitabın belki de en vurucu eleştirisi, insanın sahte mutluluklar peşinde koşarak kendi özgürlüğünü nasıl sınırladığı üzerinedir:
"İnsan kısmı hürriyet hürriyet der de hürriyetin ne olduğunu dahi bilmez. Mutluluk mutluluk
Antabus•Seray Şahiner
Yılbaşında kitap hediyeleşmesi yaptığımda bana hediye gelmişti bu kitap. Seray Şahiner kalemiyle daha önce tanışmamıştım. İlk başta biraz tereddüt ettim. Kitabın adını araştırdığımda alkol tedavisinde kullanılan bir ilaç türü olduğunu öğrendim. Acıklı bir hikaye çıkacağını biliyordum içerisinden ama bu kadar parçalanacağımı tahmin etmemiştim. Bittikten sonra iyi ki bu kitabıyla tanıştım yazarın kalemiyle dedim. Hadi gelin şimdi size kitabın içeriğinden biraz bahsedeyim.
“Doğduğu ev insanın kaderidir.” denilen cümle gerçekten bu kitabın her satırında dahada anlam kazanıyor. Doğduğu anda şiddetle tanışan, istism@ra uğrayan ve zorla evlendirilen Leyla’nın hikayesini okuyoruz. Onun acılarıyla büyüyoruz. Ailesi tarafından hor görülen Leyla’ya koca dünyada huzurlu bir alan yaratamıyor kimse. Sadece Ülker ablası yarasına merhem oldu Leyla’nın.
Kelimelerle tarif edemeyeceğim, kısacık olmasına rağmen beni fazlasıyla etkileyen bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Eminim ki yazarın kaleminden çıkan kelimeler sizinde kalbinize dokunacak.
•Kitabı okuyanların düşüncesini yoruma mutlaka bekliyorum. Sizde ne gibi etkiler bıraktı? Düşüncelerinize nasıl katkıda bulundu merak ediyorum.
İçinizdeki kitap sevgisinin giderek artması dileğiyle, kitaplı günler diliyorum.
AntabusSeray Şahiner · Doğan Kitap · 20255,3bin okunma
Bazen bir hikaye sadece iki insanın aşkını anlatmaz.
Bir gecede değişen hayatların,kaybedilen yuvaların ve yıllar boyunca taşınan umutların hikayesini anlatır.
Bilinmeze Doğru – Hülya Başarangil Demir
Kadir ve Yulian birbirlerini seven iki genç.Ancak yaşadıkları dönemde aşk tek başına mutlu olmaya yetmiyor.Savaşın,baskının ve ayrılıkların gölgesinde kurdukları hayat hiç beklemedikleri olaylarla sarsılıyor.
Bir gecede dağılan bir aile...
Birbirinden koparılan insanlar...
Ve yıllarca cevabı aranan sorular...
Hikaye Kırım'dan başlayıp Selanik'e,oradan da İstanbul'a uzanırken yalnızca bir ailenin yaşadıklarını değil bir dönemin insanlara yaşattığı acıları da görüyoruz.Her yeni sayfada farklı hayatlara dokunuyor.Karakterlerin verdiği mücadelelere tanıklık ediyoruz.
Kitapta en çok etkilendiğim şeylerden biri karakterlerin yaşadıkları kayıplara rağmen hayata tutunmaya devam etmeleriydi. Çünkü bazen insanın elinden her şey alınabilir ama sevdiklerine kavuşma umudu kolay kolay tükenmez.
Kadir'in,Yulian'ın,Vera'nın ve Katherina'nın yolları yıllar boyunca farklı yönlere savrulsa da hikaye boyunca kalbinizde hep aynı duygu kalıyor.Bir gün her şeyin yerini bulmasını istemek...
Hazırsanız...
Ayrılıkların,göçlerin,özlemlerin ve yıllara meydan okuyan bağların eşlik ettiği bu yolculuğa çıkabiliriz...
Çünkü bazı hikayeler mutlu başlamak için değil unutulmamak için yazılır.