• 110 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Şair'ül İslam Yunus Kokan'ın Allah'a olan aşkını anlattığı çok güzel bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.

    Yaram var derinde,
    Aşk Allah’ın evinde.
    Derman yok derdime;
    Sen’den gayrı,
    Sen’den gayrı.

    Bir hece var dilimde,
    Bedenimin başkentinde.
    Duyan yok sesimi,
    Sen’den gayrı,
    Sen’den gayrı.

    Kanlı yaş var gözümde,
    Sen’sin tek yâr özümde.
    Sevemem hiçbir şeyi;
    Sen’den gayrı,
    Sen’den gayrı.
    .....

    Ruhumun derinliğinde,
    Kalbimin zirvesinde,
    Yûnus’un benliğinde;
    Sarmaşık aşk,
    Sarmaşık aşk…

    Muhabbetin illerinde,
    Tasavvufun başkentinde,
    Yûnus’un benliğinde;
    Sarmaşık aşk,
    Sarmaşık aşk…

    Ağlayan gözlerimde,
    Gül kokan sözlerimde,
    Yûnus’un benliğinde;
    Sarmaşık aşk,
    Sarmaşık aşk…

    Benden bu kadar :)
  • Var mı beni içinizde tanıyan
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
    Kalmasa da şöhretimi duymayan
    Kimliğimi tarif etmek zor benimBülbül benim lisanımla ötüştü
    Bir gül için can evinden tutuştu
    Yüreğine Toroslar’ dan çığ düştü
    Yangınımı söndürmedi kar benimNiceler sultandı, kraldı, şahtı
    Benimle değişti talihi, bahtı
    Yerle bir eyledim taç ile tahtı
    Akıl almaz hünerlerim var benimKamil iken cahil ettim alimi
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi
    Yavuz iken zebun ettim Selimi
    Her oyunu bozan gizli zor benimYeryüzünde ben ürettim veremi
    Lokman Hekim bulamadı çaremi
    Aslı için kül eyledim Keremi
    İbrahim’in atıldığı kor benimSebep bazı Leyla bazı Şirindi
    Hatırım için yüce dağlar delindi
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benimİlahimle Mevlana’yı döndürdüm
    Yunusumla öfkeleri dindirdim
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm
    Mevladanım hayır benim, şer benimBenim için yaratıldı Muhammed
    Benim için yağdırıldı o rahmet
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Enbiyanın yüzündeki nur benimKimsesizim hısmım da yok hasmımda
    Görünmezim cismimde yok resmimde
    Dil üzmezim tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim
    Benim adım aşk! Cemal Safi
  • Tek Hece Ask
    Cemal Safi

    Var mı beni içinizde tanıyan
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
    Kalmasa da şöhretimi duymayan
    Kimliğimi tarif etmek zor benim

    Bülbül benim lisanımla ötüştü
    Bir gül için can evinden tutuştu
    Yüreğine Toroslar’ dan çığ düştü
    Yangınımı söndürmedi kar benim

    Niceler sultandı, kraldı, şahtı
    Benimle değişti talihi, bahtı
    Yerle bir eyledim taç ile tahtı
    Akıl almaz hünerlerim var benim

    Kamil iken cahil ettim alimi
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi
    Yavuz iken zebun ettim Selimi
    Her oyunu bozan gizli zor benim

    Yeryüzünde ben ürettim veremi
    Lokman Hekim bulamadı çaremi
    Aslı için kül eyledim Keremi
    İbrahim’in atıldığı kor benim

    Sebep bazı Leyla bazı Şirindi
    Hatırım için yüce dağlar delindi
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benim

    İlahimle Mevlana’yı döndürdüm
    Yunusumla öfkeleri dindirdim
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm
    Mevladanım hayır benim, şer benim

    Benim için yaratıldı Muhammed
    Benim için yağdırıldı o rahmet
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Enbiyanın yüzündeki nur benim

    Kimsesizim hısmım da yok hasmımda
    Görünmezim cismimde yok resmimde
    Dil üzmezim tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim
    Benim adım aşk!
  • Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.

    Ey aşk! Sen öyle bir kişisin ki, dünya tokları, senin vuslatının açlarıdır.

    Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım…

    Aklımda olduğun sürenin yarısı kadar yanımda olsan, hiç sorun kalmayacak gibime geliyor.

    Asla sevme, seversen ihanet etme; ihanet edeni de asla affetme…

    Aşk, ölüme kadar insanda yaşayan tek histir……

    Bir kişiyi sevmek kolaydır, vazgeçmek zordur.

    Çok sevilmeye değil, hep sevilmeye ihtiyacım var.

    Her yüreğin harcı değildir dokunmadan sevmek.

    Aşk da önemli olan aynı elleri tutmak değil, bir ömür hiç bırakmamaktır.

    Anladım ki aşk; her iki tarafı da mağdur eden, yürekte izinsiz gösteri yapan mutluluk karşıtı bir eylem.

    Sana kötü bir haberim var aşkım. Seni dünden daha çok özlemişim...

    Bugün günlerden ne? Yoksa sensizlik ertesi mi?

    Gözlerimin içindeki ülkemsin. Her sokağın ayrı bir devrim...

    Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sana...

    Dünyalar kadar seven bir şehir kadar özlemiyor şimdi...

    Sen olmayınca buralar buz gibi. Sensizlik bir iklim adı şimdilerde...

    Ben sadece kışın karpuzu yazın portakalı özlerdim. Şimdi bir de sen çıktın başıma...

    Neyim olursan ol da hayal kırıklığım olma. Orası çok kalabalık. Tanıyamam seni...

    En çok ta çayın demlisini aşkın senlisini seviyorum aşkım...

    Hadi kalbim topla kırıklarını da duaya gidelim. Yaradan'dan başkası anlamaz bizi...

    Sen oradan bir canım dersin. Benim kalbim kaburgamın altına sığmaz burada...

    ask-sozleri
    Uzağız sevgilim ama yüreğimde uyanıyorsun bugün...

    Öptüm aşkım geceyi aydınlatan o güzel gözlerinden...

    Küçücük şu yüreğimde dünyalar kadar sen var...

    Belki kavga ederiz veya birbirimizi üzeriz ama ne olursa olsun hep yanımda kal bir tanem...

    Nasıl özlediğimi anlatsam aramızdaki yollar dağlar taşlar utanır...

    Çok güzel gözlerin vardı. İçinde kaybolacağım cinsten. Ve sanırım kayboldum...

    Bir tek sen varsın ömrümde aşkım gerisi mi? Vesaire...

    Seni canımdan çok seviyorum. Seni helalim geleceğim olduğun için saklıyorum kendime...

    Keşke daha önce karşılaşmış olsaydık, daha önce aşık olurdum sana.

    Her şey bana baktığın an başladı.

    Sen bir gül bahçesinde açan en nadide çiçeksin sevdiceğim.

    Gözlerim, kulaklarım, ellerim ve kalbim sana mühürlü sevdiğim.

    Anladım ki beni annem senin için doğurmuş bebeğim.

    Sen gördüğüm en güzel rüyasın hiçbir zaman uyanmak istemediğim.

    Koku, tat, sıcak... sende her aradığım vardı. Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.

    İsterse dünyalar sizin olsun, yeter ki o benim olsun.

    Her gün filiz veren bir sevda benimkisi ve en büyütüyorsun aşkınla beni.

    Bütün mükemmel sevgililerin sadece kitaplarda olduğunu sanıyordum.

    Dünyanın bütün güzellikleri sende toplanmış gibi sevgili.

    Bir çift göze aşık ve diğer bütün gözlere körüm

    Mutluluğu sende bulan senindir. Ötesi Misafir ...

    En güzel şiirlerde bile yazılamayan bir kafiye gibisin sevgilim.

    Sevgiyle ilgili tek sorun, seni sevmelere tek bir ömürde doyamayacak olmam.

    Elini tutup, gözlerine baktığım Seni seviyorum diye haykırdığım “Son Aşkım” sen olur musun?

    Dünyan öyle bir kararsın ki, seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun

    Bütün insanları sevebilirdim, sevmeye senden başlamasaydım.


    Bir gün beyazlar giyip benim olsana sevdiğim.

    Ah be adam sana herhangi bir hediye değil, ömrüm armağan edilmeli.

    Sensiz geçen bir an, en derin boşluktur bana, o yüzden hep sen ol yanımda.

    Sen varsın ya, artık kimse beni yalnız bırakamaz.

    Bana bu kadar güzel bakan kadının, gelinim olduğunu görmeden ölmek istemem.

    Ne bakmaya doyuyorum ne de ne de bakarken doyuyorum sana.

    Senin tarafından sevilmek sadece mutluluk değil aynı zamanda muhteşem bir hediyedir.

    Senin dünyan kararsın bir ben aydınlatayım aşkımla.

    Benim en büyük sırrım sensin. Kimseye anlatamam, sadece yaşarım o sırrı.

    Yanında uyanmak bir rüyanın gerçekleşmesi ve güne başlamanın en güzel gerekçesidir.

    Gülüşünü göremediğim ve hissedemediğim gün, büyük ihtimalle ölmüş olduğum gündür.

    Bir kurşun ol saplan kalbime, çıkarırsam namerdim.

    Sonuna kadar birbirimizi sevelim ve bizi çekemeyenleri çatlatalım.

    Gördüğüm en güzel rüyasın ne olur uyandırma beni.

    İsmim aynı isim ama sen söyleyince dudaklarından damlayan bal gibi oluyor.

    Ne kadar uzakta olursak olalım, hep aynı gökyüzünü paylaşmış olacağız.

    Bir gün aynı deftere seninle imza atmak istiyorum.

    Sevdiğiniz kişi tarafından sevilme duygusuna hiçbir duygu eşit olamaz.

    Sen benim gözümde bir damla yaş olsaydın seni kaybetmemek için asırlarca ağlamazdım.

    Ben bir deliyim, sürekli adını sayıklayan.

    Sana bir gül vermek istiyorum ama korkuyorum sevgilim, ya seni görünce utanır da solarsa diye.

    Kafamı senden başka bir yana çevirdiğim zaman bile özlüyorum seni.

    Güzelliğin aklımı başımdan alıyor ve sonra bırakıyorum işi gücü.

    Kim ne derse desin sen benim duymak istediğim tek şarkısın.

    Sen günaydın demeden günüm iyi geçmez benim.

    Yağmurları sevmezdim ta ki altında seninle ıslanıncaya kadar.

    Aşk bir sonsuzluksa bırak sana bakayım doyasıya.

    Biz sevdamızı çöpte bulmadık ki çöpe atalım.

    Sen gittiğinde seni özleyecek kadar değil, eksik kalacak kadar seviyorum.

    Sen aşkın en güzel çiçeğe konmuş halisin. Seni seviyorum gülüm.

    Olduğun yerde ne aya gerek var ne de güneşe. Karanlığımı aydınlatanım seni seviyorum.

    Yanımda olsan şimdi, nasıl da sevesim var seni.

    Aynı şehir ya da dünyanın bir ucu olması fark etmiyor sevgin içim oldukça!

    Seni ve sana ait olan her şeyi çok seviyorum sevgilim.

    Ben seni koklasam nefesimi vermeye kıyamam.

    UZUN AŞK SÖZLERİ
    Uzun aşk sözleri, sevdiğine duygularını dolu dolu anlatmak isteyenler için birebirdir. Bu yüzden en güzel, anlamlı uzun aşk sözlerini sizler için hazırladık. Okurken keyif almak isteyeceğiniz uzun aşk sözlerini sevdiğinizle hemen paylaşmak isteyecekseniz. İşte en etkileyici uzun aşk sözleri...

    Sizi hayallerinden vazgeçecek kadar seven bir kalp bulduysanız Allah’tan yeni bir ömür isteyin. Çünkü bir ömür yetmez onu sevmeye.

    Seni bana veren rabbime şükürler. Yaşanan senli her anıma şükürler. Göz görüp gönlüm severse sevgim için seni gören gözlerime teşekkürler.

    Ağzımın tadı yoksa hasta gibiysem, boğazıma düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.

    Aşka uçarsan kanatların yanar. Aşka uçamazsan kanatların neye yarar? Aşka varınca kanadı kim arar? Aşkın açamadığı kapı, kanatlanıp uçamadığı yer mi var? Aşk, kanatlanıp uçmaktır ey yar!

    Sen benim en doğru yanlışım. Tövbesi olmayan günahımsın. Uzak duramadığım yasaklım, en açık ettiğim saklımsın. Sen başımdan giden aklım, severek çektiğim ahımsın.

    Seni özlemek, üşümek gibidir soğuk bir akşamüstü, yağmurun altında yürümek gibi sırılsıklam, titreye titreye. Sıcak bir yer bulup sığınmak istersin ya hani, öyle ihtiyacım var işte, yüreğine sığınıp, nefesinde ısınmaya.

    Kömür karası sevdam var benim, tıpkı gökyüzündeki yıldızlar kadar güzel, bir o kadar da göz alıcı kirli insanlardan uzak tertemiz engin denizlere benzeyen gözlerini hapsettiğim damarlarımdan akıp giden nefesinle kalbime ulaştın, sen benim yaşayamadığım her şeysin sen cansın heyecansın.

    Ah sevda bahçemin tutsak çiçeği… Ben seni oraya hapsettim. Seni hapsettim kırık bir aşk şarkısı eşliğinde. Hüzne buladım seni. Deniz meltemlerini okşayan saçlarını hapsettim kalbimin kıvrımlarına. Ordasın artık. Oradasın ve ne kadar olman gerekiyorsa.

    Yağmurlu bir günde koşar sana gelirsem ıslak saçlarımı düzelt, başımı omuzuna yasla, ansızın dudaklarımı dudaklarıma değdir. Masum bir çocuk gibi konuşursam anla ki sana muhtacım; ver elini elime yalanda olsa bir kez seni seviyorum de…

    Sen benim bakışına hasret kaldığım sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazımsın. Nefretim, öfkem, kinim, sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim ama en çok ağlatan, en çok kanatansın… Sen tarifi imkânsızımsın.

    Aşk çare midir yalnızlığa? Yoksa tutsak mı eder yüreğine? Ya da uçurur mu kafesindeki çırpınan kuşu, özgür bırakır mı? Aşk nedir sahi? Aşk sevmektir sevginin de doz aşımı yoktur. Korkmayın doya doya sevin sarmalayın sevdiğinizi…

    Sen mi yazdın benim alın yazımı, sen mi çizdin benim yalnızlığımı, Söyle bana seni kim değiştirdi, Değiştirdin benim tüm yaşantımı, Akşam olmadan güneş batmadan gel, gel Beni yalnız bırakma, Beni sensiz bırakma….

    Bir muammadır AŞK, kiminin vicdanına atılan taş, kiminin fakir gönlüne katılan aş, kiminin de gözünden akıtılan yaştır AŞK.


    Sen benim en kıymetlimsin, En güzel vazgeçilmezimsin. Sevmekle bitmeyenimsin, Sen benim hakikatlimsin. En derin, en içimdesin, Sen benim en güzel derdimsin

    Kuyruklu yıldızlar vardır dünyaya yetmiş yılda bir gelirler. İnsanlar onu hayatı boyunca belki bir kez görürler. Ben o yıldızı gördüm o da sensin bir tanem...

    Benim için bir insanı sevmek onunla yaşlanmayı kabul etmek demektir. Ben seni seviyorum ve bir ömür boyu seninle olmak istiyorum aşkım...

    Karanlık gecede önemli değildir yıldızları görmek. Gündüzleri yıldızları görmek marifet aşık olmak önemli değil bir ömür boyu sevebilmektir meziyet.

    Uyuyamıyorum geceleri, çerçevede ki fotoğrafın bile alıp götürüyor uzaklara beni. Çok şey var yapabileceğim, bulutlar çıkmasalar yoluma...

    Ne sıradan bir sevgiyi yaşayacak kadar basit biriyim. Ne de seni sıradan bir sevgiye malzeme yapacak kadar herhangi biri...

    Kalbimdeki aşka dudaklarımdaki gülüşe akşam akan göz yaşlarıma ancak sen layıksın çünkü sen benim için özelsin aşkım.

    Sen benim meleğimsin. Senin için besteledim hayatımızın şarkısını. Seninle bir ömür boyu giderim korkmam asla sana güveniyorum...

    Herkesin yaşama sebebi farklıdır. Benim yaşama sebebim ise sensin. Seni seviyorum sevgilim. Hiçbir şey seni sevmek gibi değil sevgili, her şey sadece senden ve gözlerinden ibaret.

    Senden hariç her şey bir yana, sen sol yanıma! Gelecek günlerin hatırına: Seni Seviyorum. Ki sen bilirsin. Kimse sevmese bile yine en çok ben severim seni...

    Seni severken aklımın durmasını da seviyorum. Bütün mutluluklar senin olsun, sen benim ol sevgilim. Seni çok seviyorum.

    Ben seni severek güzelleştim her şeyim. Sen bana sarılınca bir hoş oluyorum ve seni çok seviyorum aşkım.


    DEVAM EDİYOR...

    DEVAMI
    Seni her şeyden çok seviyorum sevgilim. İstemem malı mülkü şu yalan dünyada, seni her şeyden çok sevmek inan yeter bana.

    Benim her zerrem, âşık senin her zerrene. Seni seviyorum az kalır bence. Ebedi bir aşkla seviyorum seni.

    Keşke mümkün olsa da seni sevdiğimi suya yazabilsem aşkım. Sevmek bir renkse, sana olan sevgim ucu bucağı olmayan bir gökkuşağı.

    Seni niye mi seviyorum geçmişin içinde kaybolmuş beni, Yeniden hayata döndürdüğün için çok ama çok seviyorum.

    Korkunç uçurumlara bırakmak kendimi, uçsuz bucaksız denizlere atmak isterdim bedenimi. Ama içimde sen varsın… Ya sana bir şey olursa?

    Birinin gözlerine bakmak, onun rüyalarına girmeyi göze almak demektir. Sevmeye kabiliyetin yoksa, o gözlere bakmayacaksın.

    Gül dediğin nedir ki, solar gider, ateş dediğin nedir ki, kül olur gider, gün dediğin nedir ki, geçer gider, ama sana olan sevgim sonsuzdur, ancak mezarda biter!

    O kadar sevdim ki seni, o beklediğin olmak istedim hep. Kalbinde bir misafir gibi değil, bir aşk gibi kalmak istedim.

    Ben küçücük bir bebektim “sen” kocaman bir sevda. Ben senin ellerinde büyüdüm “sen” benim yüreğimde…

    Kıymetimi bilmen için gitmem mi gerek! Sevdiğini anla artık büyüdün bebek! Masal değil ki bu aşk öğrenmen gerek! Gitmesi kolay olur zor olan sevmek…

    Aşk insana insan olduğunu hatırlatan bir kavram. Lakin insanı insanlıktan çıkarmakla daha çok ün kazanmış. Bunun nedeni insanların Aşk’ı yaşamayı bilmemeleri. İnsanlar Aşk’ı iki kişilik sanar ama aşk tek kişiliktir.

    Ben seni seviyorum falan diyemem sana. Uyurken sırtını ört, hız yapma, kavgaya karışma, çok içme falan derim. Sen anla.

    Unuttum dersin çevrendekilere; ama unutmadığını bir tek sen bilirsin. Aşk öyle bir şey işte, gitse bile unutamıyorsun yine.

    Yastığa başını koyduğunda başlar asıl macera gözyaşların intihar eder. Tek tek gözlerinden yastığa dertleşirsin yalnızlığında.

    İyiyim deriz ya hep, alışkanlık bizimkisi. Peki, karşındaki kişi de gerçekten nasıl olduğunu merak mı ediyor sanki.

    Bir zamanlar ardından bakar ağlardım şimdi dönüp ardıma bile bakmam. Bir zamanlar uğruna dünyaları yakardım şimdi şerefsizim kibrit bile çakmam!

    Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim.

    Ben gidiyorum dediğimde, ‘gitme’ diyen birini değil, Ben de geliyorum, yalnız gidemezsin! diyen birini istiyorum...

    Bazen alabileceğin en büyük intikam; affetmektir. Ve bazen karşındakine verilebilecek en güzel cevap gülüp geçmektir.

    Gitmek unutmak değildir sen bunu çok iyi biliyorsun. Aklımda gözlerin varken, sen buna gitmek mi diyorsun.


    Eğer birini unutmak istiyorsan onun adını kumlara yaz sabahleyin dalgaların ve fırtınanın onu sildiğini göreceksin; eğer birini seviyorsan kalbine yaz ki hiçbir fırtına ya da dalga onu silemesin!

    Bizim de dünyamızda sabah olacak gülüm, düşmezse düşmesin yakamızdan ölüm. Umuduma bin kurşun sıksa da ölüm. Unutma, umuduma kurşun işlemez gülüm.

    Bizim ömrümüzde ırmaklarımız vardır. Sularında hayallerimizi yüzdürdüğümüz. Bizim ömrümüzde dostlarımız vardır, günler ayrı geçtiğinde üzüldüğümüz.

    O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Öylesine bağlanmışım ki sensiz duramıyorum.

    Mavililer giyer deniz olurum, yeşiller giyer bahar olurum, belli olmaz belki bir gün beyazlar giyer senin olurum.

    Sen dünyaya sürgün bir meleksin ve ben seni o kadar çok seveceğim ki bir daha cennetine geri dönmek istemeyeceksin.

    Günün ilk ışıkları sahile vurduğunda, martılar yalnızca ikimizin anlayacağı bir dille sunu fısıldar denizin kulağına: Seni çok özledim…

    Seni seviyorum çünkü elini kalbimin üzerinde hissettiğim zaman, üzüntülerimi alıp onların yerine o tarifsiz sıcaklığı koymayı başarıyorsun.

    Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!

    Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana…

    Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk göz bebeğin kadar yakın olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun.

    Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.

    Aşk, koskoca dünya nüfusunu bir anda sadece iki kişiye düşürmeye yarar. Nüfus sayımına gerek yoktur; çünkü aşk hiçbir zaman yerinde saymaz.


    Hayal kırıkların denizdeki kum kadar çok olabilir. Önemli olan hayallerinin kırıldığı yerden yaşama tutunabilmektir. Çünkü her aşk engin bir tecrübedir.

    İnsanın aklı ile kalbi bir olamaz. İkisinin verdiği savaşın ortasında kalan kişiden arta kalanlar hatıralardır.

    Ölüme götüreceğini bile bile birbirimizi sevdik. Farkına varamadığımız tek şey, hangimizin hangimize mezar olacağıydı.

    Sevmekten daha önemli olan tek hissettirmektir. Eğer sevgin bir his içermiyorsa, sevdiğin insanın sana bir hayaletmişsin gibi bakması normaldir.

    Aşk dediğin işte böyledir; eğer birinin yüreğinde kaybolduysan başka birinin seni bulabilmesi imkansız hale gelir.

    Dünyadaki herkesin parmak izinin farklı olması, kimsenin sana benim gibi dokunamayacağının kanıtıdır.

    Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; Bense hep arkandan ağladım.

    Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim Allah belamı versin! Deli gibi sarhoş olup her şeyi iki tane gördüğümde bile sen bir taneydin...

    Aşk, mevsimi geçmeyen öyle bir ilahi meyvedir ki, lezzeti muz gibi yiyenin niyetine değil, kaderine bağlıdır.

    Sen mavi giyin aşkım ben gökyüzünü bile unuturum. En güzel şiirlerin bile kuramadığı kafiyesin sen aşkım...


    İçin yanarken üşümek, yüreğin kan ağlarken gülmek, özleyip de sevdiğini görememek. İşte aşk bu olsa gerek!

    Ya sevmesin kimse kimseyi; Ya da akmasın aşk dolu gözlerden yaş.. Ya olmasın aşk denen bu illet, ya da adam gibi sevmeyi bilsin herkes.

    Yüreğinde öyle bir umut taşı ki onu senden kimse almasın. Kalbin öyle bir sevgiyle dolsun ki , isteyen değil hak eden alsın.

    Aşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinde her şey yüce Aşk’a kurbandır.

    Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dillerde aradım. Oysa bendeymişsin bilememişim. Oyalanmışım, kalakalmışım.

    Bazı duyguları yazamazsın. Anlatamazsın. Çünkü tefsiri ancak his ile mümkündür. Bu yüzden sadece yaşarsın.

    Aşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinde her şey yüce Aşk a kurbandır.

    Bana göre aşık öyle olmalı ki, şöyle bir kalkınca, her tarafı ateşler sarsın; her tarafta kıyametler kopsun.

    Bu yüreğe bu kadar acı fazla dersin bazen kendine.. Ama hata bizde.. Küçücük yürekle kocaman sevmek ne haddimize..

    Sevmeye layık olmayana hatırlayarak değerli etme. Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma sevgi yürekli olana yakışır.

    Kalp midir insana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

    Sana yerine getiremeyeceğim sözler veremem, fakat istersen hiç kullanılmamış tertemiz bir kalp verebilirim.


    Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim. Sen beni hep bıraktın; Bense hep arkandan ağladım.

    Belki hiçbir evrakta isimlerimiz yan yana gelmedi. Ama gayri resmi birçok hayalde ben seninle aynı yastıkta yaşlandım.

    Sevgi hayattır, aşık olmak yetmez. Sevgi yaşamaktır, elini tutmak yetmez. Seveceksen beni adam gibi sev. Ama buna senin yüreğin yetmez.

    Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin, bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin. Ne çok sevmiştim seni, ne çok hatırlar mısın? Bir bahar seli gibi dalımdan akıp geçtin.

    İsmin dudağımda oldu bir hece, bakışın sitemli aşksız bilmece, uykusuz kaldığım kaçıncı gece, sokak lambaları şahidim olsun!

    Nedir senin gerçeğin. Aşk kime yakışır, vuslat kime? Canı seni çekene mi, senin için canından geçene mi?

    Sarıl be! Öyle bir sarıl ki beklediğim her güne kırıldığım her ana değsin. Öyle bir sarıl ki tüm kırıklarımı toparlasın. Hatta öyle bir sarıl ki seviyorum diyenler sevgisinden utansın.

    Aşk seni koklamaktır. Senin kokunu alıp içime çektiğim, sonra sana kendimi verdiğim, her nefesin diyetidir. Seni koklamaya doyamayıp, zamanın durmasını istemektir.

    İnsanları korkutan aşk değildir. Çünkü aşk kimsenin kırılmasına izin vermez. Ancak hayaller kırıldığı zaman insanın yardımına aşk bile yetişemez.

    Düşünecek fırsat bulamayanlar için yazmak her şeyin çözümüdür. Aşkı düşünmek mi istersin yoksa yazmak mı? Düşünürsen var olursun, yazarsan sonsuz olursun.

    Aşk, ışık girmeyen su değmeyen topraklarda çiçeklerin can bularak yeşermesi gibidir. Yeter ki aşk araziniz sevilmeye elverişli olsun.

    Hiç acı çekmeden mutluluğun değerini anlayamazsın. İki damla gözyaşı dökmeden gülmenin estetiğini alamazsın. Aşık olmak istiyorsan, önce yanmayı göze alacaksın.

    Çağın vebası mutsuzluk değil ikiyüzlülüktür. Çünkü mutsuz olmanın bir gururu vardır, ikiyüzlülük ise tamamen karaktersizliğin ürünüdür. Aşık olmak isterken maymun olanlar çoktur.

    PLATONİK AŞK SÖZLERİ
    Seni sevmek hayallerim de, seni sevmek rüyalarımda, sen sevmesen de ben böyle de mutluyum seninle.

    Batan güneş umudumuz doğan güneş tesellimiz olsun.

    Hata senin değil karşılıksız seven kalbimin senin haberin olmasa da bu kalpten seviyorum seni of çekiyorum hep içten.

    Sen aşkımdan bir habersiz yaşıyorsun seni izliyorum kalbim ellerimde seni bekliyorum biliyor musun?

    Sen gözlerimde bir umut, sen yüreğimde bir sevinç ama karşılıksız aşk yaşarken ölmekmiş gülüm.

    Karşılıksız sevgi benimkisi, sana platonik bağımlı bir serseriyim, Sen ise benden habersiz masum bir meleksin bebeğim.

    Biliyorum, imkansız aşk bu ama hükmedemiyorum kendime. Çünkü, bu yürek seni çok sevdi.

    Rüyalarımın aşkısın, hep rüyalarımda kalacaksın. Seni çok seviyorum.

    Gözlerini böyle siIkelersen üzerime, benim üstüm başım sen olur. Yapma!

    Gül dikeniyle, bulut yağmuruyla, ketçap mayoneziyle, kalbim karşılıksız sevgimle tamamlıyor birbirini.

    İnsan sesini hiç duymadığı, kokusunu hissetmediği, gülüp eğlenmediği, sarılıp öpemediği birini bu denli çok düşünür mü?

    Ben senin için her akşam besteler yazsam da adına şiirler okusam da senin haberin olmayacak biliyorum bunu da.

    Seni habersizce sevdim, habersizce gitmesini de bilirim platonik sevgilim.

    Bir gün bi çılgınlık edip seni sevdiğimi söylesem alay edip güler misin yoksa sen de sever misin?

    Bekledim! Hep seni bekledim. Bir an bile umutsuzluğa düşmedim, kabul etmedin, etmesen de hep sevdim, sen hep benimleydin!

    İNGİLİZCE AŞK SÖZLERİ
    Aşk evrensel bir duygudur ve dünyanın dört bir yanında aşkla ilgili pek çok güzel söz söylenmiştir. Aşk sınırları ve coğrafyaları aşabilir bu yüzden sizler için İngilizce aşk sözleri de derledik. Ünlü sanatçıların, yazarların, şairlerin bu aşk sözlerinin hem orijinallerini hem çevirilerini aşağıda bulabilirsiniz.

    “To the world you may be one person, but to one person you are the world.” – Bill Wilson (Tüm dünya için sen tek bir kişi olabilirsin ama sen benim bütün dünyamsın.)

    “Love takes off masks that we fear we cannot live without and know we cannot live within.”— James Baldwin (Aşk, onlarsız yapamayacağımızdan korktuğumuz ama onlarla da yaşayamayacağımızı bildiğimiz maskelerimizi çıkartır.)

    “You have found true love when you realize that you want to wake up beside your love every morning even when you have your differences.” – Anonim (Farklılıklarınıza rağmen her sabah aynı kişinin yanında uyanmak istediğinde aşkı bulmuşsundur.)

    “I love you and that’s the beginning and end of everything.” – F. Scott Fitzgerald (Seni seviyorum ve bu her şeyin hem başlandıcı hem de sonu.)

    “You are the last thought in my mind before I drift off to sleep and the first thought when I wake up each morning.” – Anonim (Sen uykuya dalarken son sabah kalkarken de ilk düşüncemsin.)

    “I love you not only for what you are, but for what I am when I am with you.” – Roy Croft (Seni sadece sen olduğun için değil seninleyken nasıl biri olduğum için de seviyorum.)

    “I went to sleep last night with a smile because I knew I’d be dreaming of you… but I woke up this morning with a smile because you weren’t a dream.” – Anonim (Geçen gece seni rüyamda göreceğimi bildiğim için gülümseyerek yattım, sabah da bir rüya olmadığın için gülümseyerek kalktım.)

    “You are every reason, every hope and every dream I’ve ever had.” – Nicolas Sparks (Sen sahip olduğum her neden, umut ve hayalsin.)

    “If I know what love is, it is because of you.” – Hermann Hesse (Aşkı biliyorsam bu senin sayendedir.)

    Daha fazla İngilizce aşk sözü isterseniz özel olarak sadece İngilizce aşk sözlerinden oluşan listemize göz atabilirsiniz. Aşağıdaki bağlantıdan ulaşabileceğiniz yazımızda pek çok güzel İngilizce aşk sözünü Türkçe çevirisi ile birlikte derledik.

    İngilizce aşk sözleri ve anlamları: Türkçe çevirileri ile kısa İngilizce aşk sözleri
    ÜNLÜLERDEN MEŞHUR AŞK SÖZLERİ
    Bazen sevdiğimize güzel bir söz söylemek için meşhur kişilerin söylediği aşk sözlerinden yardım alma ihtiyacı duyarız. Öyle ki bazen aklımızda olan ve bir türlü dile getiremediğimiz hislerimize tercüman olurlar ünlü kişiler. Mevlana aşk sözleri ile yüzyıllara meydan okumuş, dünyanın her köşesinden kişinin yüreğine dokunmuştur. Onun gibi birçok ünlü yazar, düşünür tarafından söylenmiş etkileyi aşk sözlerini sizler için derledik. İşte ünlülerden meşhur aşk sözleri...

    “Bir çift göze aşık olursun, sonra bütün gözlere kör.” Cemal Süreya

    Gece midir insanı hüzünlendiren, Yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren, Yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?” Özdemir Asaf

    “Sen, hayalini kurup, sonunda bulduğum o hayallerimdeki adam değilsin. Sen karşıma çıkıp, bana aşkı hayal ettiren ilk sevgilisin.” Cemal Süreya

    “Siz hiçbir okyanusu dudaklarından öptünüz mü?” Cemal Süreya

    “Ey yar..! Telaşımı hoş gör. Islandığım ilk yağmurumsun.” Hz. Mevlana

    “Ey canımın sahibi Yar! Sen benimle olduktan sonra kaybettiklerimin ne önemi var.” Mevlana

    Ey yar! Seninle ölmeye geldim. Ateşsen yanmaya, yağmursan ıslanmaya, soğuksan donmaya geldim. Mevlana

    “Seni anlatabilsem seni. Yokluğun cehennemin diğer adıdır. Üşüyorum kapama gözlerini.” Ahmet Arif

    “Şehrime gel sevgili. Yarın çık gel. Bırak her şeyi bir bekleyenim var de gel. Gel ki bu şehir adımlarınla anlamlansın. Gel ki bu şehir nefretim olmaktan çıksın. Gel ki nefes alayım. Gel.” Nazım Hikmet

    “Kapına geldim. Ve ben, ben olmaktan vazgeçtim. Sen yeter ki “kim o” de. Kim olmamı istiyorsan, o olmaya geldim.” Mevlana

    “Canım benim bilir misin? Canım dediğimde içimden canım çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.” Ahmet Arif

    “Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye işte ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım ama seninle bir başka yaşarım.” Nazım Hikmet

    “O kadar yakınsın ki seni ben sandım, sana o kadar yakınım ki beni sen sandım. Sen mi benim ben mi sensin şaşırdım kaldım…” Mevlana

    “İlla birini seveceksen tene değil cana değeceksin. İlla birini seveceksen, dışını değil içini seveceksin. Gördüğünü herkes sever. Ama sen görmediklerini seveceksin, sözde değil özde istiyorsan şayet; tene değil cana değeceksin.” Hz. Mevlana


    “Ey sevgili; heyben acıyla dolar da nefes alamazsan gel. Huzur bulacağın kıyılarım senindir. Umutların solar kurur da su bulamazsan beraber sulayalım, gözyaşlarım senindir. Kanadın kırılır da maviye uçamazsan, ne güne duruyor al, kanatlarım senindir. Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan, kendime ettiğim dualarım senindir. “ Mevlana

    “Akıllı aşık, ihtiraslı aşıktan iyidir.” Socrates

    “Aşkın gelişi, aklın gidişidir.” Antoine Bret

    “Akıl başka yerde olunca gözler kör olur.” Publius Cyrus

    “Kainatın ufalıp bir varlıktan ibaret kalması, tek bir varlığın genişleyip Tanrıya kadar erişmesi; işte aşk budur….” Victor Hugo

    “Aşk, ab-ı hayattır, bu suya dal. Bu denizin her katresi ayrı bir ömürdür….” Mevlana

    “Aşk, Halık’ın kendisine kadar yükselmesi için insana verdiği kanattır…” Michelangelo

    “Aşk, öyle bir varlıktır ki onda doğu kimyası var. Bir buluttur, onda yüz binlerce şimşek var…” Mevlana

    “Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşığın bütün sırları meydandadır…” Mevlana

    “Aşk, bir erkeğin ya da bir kadının bir başkasını her şeyin üstünde görmesidir…” Lev Tolstoy

    “Aşk bir tablodur. Onu doğa çizmiş ve hayat süslemiştir...” Voltaire

    “Ben hiç mutluluktan delirmedim; Ama delirmekten mutluyum.” Kahraman Tazeoğlu

    “İnsanın içi ağrır mı hiç? Ağrıyor işte... Seni özlediğimden olsa gerek...” Kahraman Tazeoğlu

    “Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç sana diyeceklerim söylemekle bitmez.” Özdemir Asaf

    “Bir insan birini yalnızken hatırlıyorsa sevmemiştir. Ansızın aklına gelip yalnızlaşıyorsa işte o zaman sevmiştir.” Turgut Uyar

    “Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.” Kahraman Tazeoğlu

    “Seni gönülden seven insan için iyi gün kötü gün yoktur. Ne zaman yanında olması gerekiyorsa o zaman yanında olur.” Cemal Süreya

    “Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor.” Ahmet Arif

    “Unuturum diye uyudum, yine seninle uyandım. Belli ki uyurken de sevmişim seni.” Cemal Süreyya

    “Sana en muhtaç olduğum şu anda gel. Yaşamak olsan da gel, öl
  • Var mı beni içinizde tanıyan?
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
    Kalmasa da şöhretimi duymayan,
    Kimliğimi tarif etmek zor benim…

    Bülbül benim lisanımla ötüştü.
    Bir gül için can evinden tutuştu.
    Yüreğine Toroslar’dan çığ düştü.
    Yangınımı söndürmedi kar benim…

    Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
    Benimle değişti talihi bahtı,
    Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
    Akıl almaz hünerlerim var benim…

    Kamil iken cahil ettim alimi,
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
    Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
    Her oyunu bozan gizli zor benim…

    Yeryüzünde ben ürettim veremi.
    Lokman Hekim bulamadı çaremi.
    Aslı için kül eyledim Kerem’i.
    İbrahim’in atıldığı kor benim…

    Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di.
    Hatrım için yüce dağlar delindi.
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…

    İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
    Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
    Mevla’danım, hayır benim, şer benim…

    Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
    Görünmezim cismim de yok, resmim de
    Dil üzmezim, tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim

    Benim için yaratıldı Muhammed
    Benim için yağdırıldı o rahmet
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Embiyanın yüzündeki nur benim.

     Cemal Safi/ Benim Adım Aşk
  • Aşk ve sancılı ayrılık şiirlerinin ölümsüz şairi, hüznü yaşayıp şiirleriyle bizede yaşatan şair Turgut UYAR.

    Tam adı Ahmet Turgut Uyar'dır. 4 Ağustos 1927'de Ankara'da doğmuştur. Çocukluğu, işi dolayısıyla kendisinden uzakta olan babasına duyduğu özlem ile müziğe ilgi gösteren bir evde geçmiştir. 1947'de Askeri Memurlar okulunda okuyup, erken yaşta memur subay olarak mesleğini eline almıştır. 1958'de askerlikten ayrılıp Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayi'nin Ankara şubesinde çalışmaya başlamıştır. 1969'da kendi isteği ile emekli olup İstanbul'a yerleşmiştir. İlk eşi olan Yezdan Şener'den 3, ikinci eşi Tomris Uyar'dan 1 çocuğu vardır.

    İkinci Yeni'nin 3 öncü şairinden biridir. Edebiyat dünyasına hece ölçüsü ile yazdığı şiirleriyle girmiştir. İlk şiiri 1947'de Yedigün dergisinde çıkmıştır. İlk kitabı Arz-ı Hal'dir.
    Şiirlerinde ; Memleket ve insanın gündelik sorunlarına yer verişiyle toplumsal nitelikler taşıyan bir anlatım vardır.

    Turgut Uyar'ın bu kadar etkileyici şiirler yazmasında büyüdüğü ortamın etkisi büyüktür. Kendisinin sadece şiire değil genel olarak sanata da düşkünlüğü vardır. Keman, saz ve ud sesleri yükselen bir evde büyüyen bir çocuk nasıl düşkün olmaz ki. Turgut Uyar'ın şiirlerinde ki hece ve ritim burdan geliyor olmalı şiirlerindeki ahenk okuyucuyu etkisi altına alıyor. Şiir yazma yetisindeki bu başarı da müzik sevgisinin payı büyüktür ki şiir gibi yaşayarak dolu dolu tam 9 şiir kitabı yazmıştır.

    Peki ya o büyük aşkı, dizelerinde aşkı haykırdığı Tomris Uyar'ın Turgut Uyar üzerindeki etkisi neydi. Tomris aşk kadınıydı ve şiire aşıktı. Turgut'u yaşadığı sorunlar yüzünden uzaklaştığı şiire karşı tekrar ısıtmaya çalışıyordu ve bir süre sonra Tomris Turgut'un ilham perisi oldu.

    Turgut Uyar'ın alkol alışkanlığı vardı ve bunun karşılığı siroz olarak kendini gösterdi. 22 Ağustos 1985'te evinde dünya hayatındaki yolculuğunu tamamladı.

    Oğlu ardından şöyle diyordu " Sevmek ve içmek, ikisini de sonuna kadar kullandı. Ama sevdiği için değil içtiği için öldü."

    Turgut Uyar "Ben" başlıklı bir yazısında kendini şöyle tanımlar:

    "Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o benim. Çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak. Ben silahsız bir askerim de ondan. Törenler askeriyim ben. Cumartesi ve Pazar askeri. Aslında karışık bir şey, kime ne söylenebilir? Bir sıkıntıyı ısrarla büyüterek, asıl büyük sıkıntıya ısrarla giden, tümün attığı çekirdek. Pis bir köleliğe ve sonsuz çılgınlığa varacak bir oluşumu sıkıntıyla bekleyen bölünmez varlık'ın ben'i.
    Ondan severim sıkıntıyı. Sevincin o amansız, o aşağılayan bönlüğünden korur beni.
    Ne söylenmişse ve ne söylenmemişse, ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa, ne düzeltilmişse ve ne düzeltilmemişse ondan sıkılan biri. Belki, söylenmemişin, yapılmamışın ve düzeltilmemişin telaşı içinde biraz. O kadar. Ve sıkıntılı. Ve sıkıntılı. İşte böyle başlıyordu her yerde mutsuzluk. Ve mutsuzluk büyük bir umut gibi çekiyor kendine beni. Değişiyorum ve çoğalıyorum gibi. Tek büyük doğrunun yarım dilimi o. Kim bilebilir işe yaramanın değinmesini? Ha!.. Cumartesi ve Pazar günlerinde. Yorgun, izinli ve silahsız bir asker. Sonra kim döneniyor ortalarda benden başka. Şiir yazdığım söyleniyor ortalarda. Değil.
    Ben, kutsal bir bahaneyim, belki de bir sığınağım kendime."
  • 140 syf.
    1) YUNUS'U YETİŞTİREN İKLİM:
    11. yüzyılın ortalarında kurulan Büyük Selçuklu Devleti, Osmanlı Devletinden önce Türker adına en önemli devlettir. 1071'de Malazgirt Türkler ve anadolu için bir dönüm noktası olmuştur.

    1. Birinci Alladdin Keykubat (1220-1237) dönemi Anadolu Selçuklu Devleti'nde her bakımdan en parlak ve en ideal devirdir. Bu tarihten itibaren Konya, Sivas, Kayseri gibi Anadolu'nun önemli şehirlerinde gözle görülür imar faaliyetleri başlamıştır.

    13.yüzyılın ikinci yarısından sonra ve 14. yüzyıl boyunca Anadolu'da ve Bizans İmparatorluğuna yakın bölgelerde irili-ufaklı bir takım bağımsız beylikler kuruldu. Bunlardan en önemlisi ve etkini Karamanoğulları Beyliğidir.

    Bir taraftan Anadolu'nun içinde bulunduğu karışıklıklar, diğer taraftandan bunların sonucu olarak karşı karşıya kalınan Moğol ve Haçlı saldırıları... Ardı arkası kesilmeyen baskınlar, kavgalar, zulümler... Hepsinden kötüsü hep pusuda yatan düşmanlığı bitmeyen Haçlılar karşısında değil de enerjilerin içeride tüketilmesi... Kardeşlerin birbirini yok etmesi... Bir takım tarikatların ve dervişlerin katkılarıyla Müslümanlığı yeni benimsemiş ve bu dini samimiyetle hayatında yaşamak isteyen bir toplumun korku ile ümit arasındaki çaresizliği... "Alplik geleneği" ile "cihat fikri"ni kaynaştırmış Orta Asya'dan gelen dervişlerin Anadolu çıkartması, Namık Kemal'in deyimiyle etkisini yüzyıllar boyu sürdürecek " bir aşiret"ten çıkarılmış "cihangirane" bir harekettir.

    İşte bu dervişlerin önderliğinde tasavvuf düşüncesi maya tutmuş, tekke ve tarikatlar arasıbda oldukça yaygınlaşmıştır. Tasavvuf ve tarikatlar bunalımdan kurtuluşun tek yolu olarak görülmüştür. O zamanlar Adadolu'da büyük mutasavvıflar da yaşamaktaydı.

    İşte Yunus Emre de, Anadolu topraklarında böylesine kargaşa ve karışıkşıklarla dolu bir ortamda yetişen, İslamlık ve Türklük masasının tutmasında adı mutlaka söylenmesi gereken mutasavvıf dervişler zincirinin ilk ve en önemli halkalarından biri, belki de birincisidir.

    HAYATI:
    Şiirlerinin bu kadar okunmasına ve halk tarafından bu kadar sevilmesine rağmen ne yazık ki gerçek hayatı hakkında çok da ayrıntılı bir bilgiye sahip değiliz.

    Diğer mutasavvıf dervişler gibi Horasan bölgesinden kalkıp Anadolu'ya gelmiş ve buraları yurt edinmiş mutasavvıf dervişlerden bir aileye mensup olduğu kabül edilmektedir. Sivrihisar'a yakın Sarıköy'de doğduğu tahmin edilmektedir. Yunus Emre,nin ümmiolduğunı söyleyenler olduğu gibi, onun iyi bir eğitim alarak çağının bilimlerine sahip aydın bir kişi olduğunu ileri sürenler de vardır. Arap ve Fars diline vukufiyeti, bu dilleri şiirlerinde ustalıkla kullnmasından bellidir.

    Ölüm tarihi olarak 1321 yılı gösterilir. 13. yüzyılda yaşadığını ve 1273 yılında ölen Mevlana ile görüştüğünü,

    Mevlana Hüdavendigar bize nazar kılalı

    Onun görklü nazarı gönlümüz aynasıdır
    şiirinden anlıyoruz.

    Kaynaklarda ortaklaşa olarak yer alan menkıbevi hayatından birkaç anekdot:

    Hacı Bektaş Veli, Horasan diyarından Anadolu'ya gelip yerleştikten sonra veliliği etrafa yayıldı. Her taraftan mürit gelmeye, büyük meclisler olmaya başladı.

    O zaman Sivrihisar'ın şimal tarafında Sarıköy denilen yerde Yunus derler, bir kimse var idi. Gayet fakir olup ekincilik ederdi. Bir vakit kıtlık oldu. Ekinden bir nesne hasıl olmadı. Yunus, erenlerin bu güzel vasıflarını işitti. Kimsenin bu kapıdan boş dönmemesi dolayısıyla, bir bahane ile gidip az miktarda bir şeyler istemeyi düşündü. Eli boş gitmemek için öküzüne dağdan alıç yükleyip Suluca Karahöyük'e doğru yola koyuldu.

    Karacahöyük'e varınca Hacı Bektaş-ı Veli’nin huzuruna çıktı. Armağanını sunup "Ben fakir bir kimseyim, bu yıl ekinimden bir nesne alamadım. Ümidim şu ki bu yemişi kabul edip karşılığında buğday veresiniz" dedi. Hacı Bektaş, "öyle olsun" diyerek abdallara işaret etti, alıcı alıp paylaştılar, yediler. Yunus birkaç gün orda eğlendi. Gidecek olunca, Hacı Bektaş'a haber verdiler. O da "Sorun bakalım ne ister, buğday mı, himmet mi?" dedi. Yunus geri dönmek için acele ediyordu. Buğday istedi. Ne yaptılarsa da razı edemediler. Yunus, "Bana buğday gerek" diye ısrar etli. "Ben nefesi neyleyim" dedi. Razı olmadı. Hacı Bektaş, emretti, buğdayı verdiler. Yunus da Dergahtan çekilip gitti.

    Yunus, biraz yürüdükten sonra, işlediği hatanın büyüklüğünü anladı. Çok pişman oldu. Derhal geri dönerek kusurunu itiraf etti. Fakat Hacı Bektaş, "O iş şimdiden sonra olmaz. Biz o kilidin anahtarını Tabduk Emre'ye verdik, varsın nasibini ondan alsın", dedi."

    Menkıbeye göre "Yunus, üç bin şiir söylemiş. Bunları bir divan haline getirmiş. Molla Kasım isimli şeriat bilgini bir su kenarına oturup bu şiirleri okumaya başlamış. Bunlardan binini okumuş ve şeriata aykırı bularak yakmış. Kalan bin tanesini de aynı sebeple suya atmış. Üçüncü bine başlayınca şu beyitle karşılaşmış:

    Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme

    Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir

    Bu beyti okur okumaz, Molla Kasım, Yunus'un kerametine inanmış. Divanı öpüp alnına koymuş. Fakat ne çare ki elde bin şiir kalmış. Şimdi Yunus'un o yakılan bin şiirini gökte kuşlar ve melekler, denize atılan bin tanesini balıklar, kalan bin şiirini de insanlar okumaktalarmış."

    ESERLERİ:
    Yunıs Emre'nin şiirlerinin toplandığı Divanı ve mesnevi tarzında yazdığı Risaletü'ün- nushiyye olmak üzere iki eseri vardır. Onu günümüze taşıyan divanındaki şiirleridir. Buradaki şiirlerinin her birini " Sehl-i mümteni"ye ( söylemesi kolay gibi görülen ancak yazmaya kalkışıldığı zaman zorluğu anlaşılan şiirler için kullanılan edebi bir tabirdir) örnek göstereceğimiz bu şiirler bir sanat endişesi güdülmeden söylenmiş derin anlamları olan sade ve açık şiirlerdir. Şair içinden geldiği gibi, gönlünden koptuğu gibi söylemiştir. Bu şiirlerinde aşk, ahlak, ölüm gibi temalar işlemiştir. Bu şiirlerin bir kısmında aruz vezni kullanılırken, çoğu hece vezni ile yazılmıştır. Divanda gazel nazım tarzıyla söylenmiş şiirler ve mesnevi biçiminde yazılmış manzumeler de bulunmaktadır. Şiirleri dörtlük olark da okunabilir. Dolayısıyla gazel yarzına değil de, tasavvufi halk şiirinr daha yakın durmaktadır. Bu bakımdan Yunus Emre, Divan şiirinin ilk şairlerinden olan Hoca Dehhani, Sultan Veled, Aşık Paşa gibi şairlerle çağdaş olsa da , Divan şairlari arasında değil, Ahmed Yesevi ie başlayan tasavvufi Türk edebiyatının en önemli halkası olarak kabul edilmeltedir.

    Yunus Emre'nin diğer önemli eseri Risaletü'n - nushiyye'dir. 'Nasihat Kitabı" anlamına gelen bu eseri Yunus Emre didaktik nitelikte yazmış olup insanlara yol gösterici olarak karşımız çıkmaktadır. İlk sayfalarda yer alan kısa bir mensur kısmın yanında eser manzum olarak yazılmıştır. Mesnevisinin sonunda şöyle der:

    Söze tarih yedi yüz yedi idi
    Yunıs canı bu yolda fidi idi.
    Burada onun eğitici ve öğretici yanını bulmaktayız.

    DÜŞÜNCE DÜNYASI
    Yunus Emre hiç kuşkusuz tasavvufi Türk edebiyatının ilk ve en büyük şairleribden biridir. 12.asırda Ahmed Yesevi ike başlayan tasavvufi halk edebiyatı Yunus'la zirveye ulaşmıştır. Daha sonraki uüzyıllarda onların izinden yürüyen birçok şair yetişmesine rağmen, Yesevi'nin ve Yunıs'un bulunduğu zirveye hiöbiri ulaşamamıştır. Ahmed Yesevi hikmet'leriyle, Yunus Emre ilah'leriyle asırlardır yaşamaktadır.

    "Evvel kapı şeriat emri nehyi bildirir
    Yuya günahlarını her bir Kur’an hecesi”
    beytiyle başlayan şiir, Yunus’un temel düşüncesinin ilk ve en önemli kaynağını açıklar. Kişi Müslümanlık binasına şeriat kapısından girecektir. Kur’an’la öğrenilen emir ve yasaklarla günahlardan, yanlışlardan uzak bir hayat yaşayacaktır.

    İkinci ana kaynak Peygamber’dir ve O’na da uyulması gerekir. Zira peygamber, kendinden ortaya bir şey koyan değil, Kur’an’dan haber veren, onu açıklayan kişidir.

    Sen hak peygambersin seksiz gümansız
    Sana uymayanlar gider imansız
    Yunus’un düşünce dünyasında olay, kişisel bağlamda inanma ve ibadet etmeyle sınırlı değildir. Şiirinde İslam’ın pratiğe geçirilmesi gereken kurallarıyla ilgili tespitler yani ahlaki ilkeler de vardır. Bunların çoğu yine ayet ve hadislerin yorumu şeklindedir. Yalan söylememek, sabırlı olmak, insanlarla iyi geçinmek, gönül kırmamak, kanaat, cömertlik, yardımseverlik…. kişiye teklif edilen olumlu davranışlardır.

    “Ey dostunu düşman tutan
    Gıybet yalan söz söyleme
    Bunda gammazlık eyleyen
    Onda yeri dar olur”
    mısralarında ifadesini bulan davranışlar bu bağlamdaki şiirlerin örnekleri arasındadır. Bu hedeflerin gerekleşmesi ise kişinin bir eğitimcinin eğitimi altında nefsini eğitmesine bağlıdır. Zira hedefe ulaşmada en büyük engel nefstir. Onun eğitimi de ancak manevi terbiye ile mümkündür. Bu terbiye de bir tarikat içinde kazanılır:

    İkincisi tarikat kulluğa bel bağlaya
    Yolu doğru varanı yargılaya hocası
    Manevi eğitimin sonunda gerçekleşen hedef, kişinin gönül gözünün açılmasıdır. Nefsini eğitmiş, gönlünü her türlü kirden, pastan, günahtan geçici heveslerden, kinden, öfkeden arındırmış ve buraya Allah sevgisini yerleştirmiş olanların kalp gözü açılır. İnsan-ı kamil olmanın adıdır bu.

    Üçüncüsü marifet can gönül gözün açar
    Bu mana sarayının Arşa değin yücesi
    Bu noktadaki bir insan, ıslah olmuş, eğitilmiş, elinden, dilinden, gönlünden emin olabileceğimiz kişidir. Kendi problemlerini yendiği gibi yaşadığı toplum içinde de artık örnek bir kişidir. Güzelliğin, doğruluğun, mükemmelliğin timsalidir. Toplum bu tür örneklere bakarak, bu örneklerin temsilleriyle aynı hedeflere varma olanağına kavuşur. Böylece kul olma sorumluluğunu yerine getiren bu tür kişiler, kişisel olgunlukta daha ileri noktalara gitmenin yollarına yönelebilirler. Sonuçta kişi. Marifet kapısından Hakikat’e ulaşmış olur. Ve yaratılış amacı gerçekleşir.

    Yaradılanı yaradan'dan ötürü hoş görür. İnsanı ve yaratılışı en iyi ve en derin bir şekilde anlamış ve anlatmışbir şairdir. Yetmiş iki milleti kucaklayacak kadar geniş bir gnlü vardır:

    Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan

    Halka miderris olsa hakikatte asidir

    Yardılanı severiz yradan' dan ötürü

    DİLİ:
    Yunus Emre, Türkçeyi en güzel kullanan şairlerimizden biri, belki de birincisidir. Divan şiirinin arifesinde, bu şiirin temellerinin yeni yeni atılmaya başlandığı bir dönemde onun kullandığı açık, anlaşılır ve sade dil oldukça dikkat çekmektedir. Dönemin diğer çoğu mutasavvıf şairlerin Farsça yazması karşısında onun Türkçeyi bilinçli şekilde kullanması önemlidir. Yunus mutasavvıf bir şairdir. Şiiröerini sanat endişesiyle yazmamıştır. Ancak bu demek değildirki onun şiirleri sanattan yoksundur.
    Yunus Emre'nin şiirlerinde sıklıkla ele aldığı konuları düşündüğümüzde dilinin bu özelliğini daha iyi anlarız: Allah ve peygamber sevgisini, aşkla gönüllere işler. Onda ölüm hayatla güzeldir. "Bana seni gerek seni" diyerek cennetin de cehennemin de sahibine sığınır.
    Yunus Emre'de Türkçe kelimeler, deyimler, atasözleri önemli bir yer tutar. Bugün kullanmadığımız Türkçe deyim ve kelimeler bile onda bol miktarda vardır. Çağının dilini, yaşayışını canlı bir tablo gibi bıgüne olduğu gibi aktarır. Dilindeki ahenk ve kelimelere yüklediği anlam, zamanın şairleriyle kıyaslandığında oldukça zengindir.

    DİĞER. YUNUSLAR:
    Yunus Emre'nin Anadolu'nun bir çon yerinde mezar ve makamının olduğu söylenmektedir. Bu durum, halkın ona olan sevgi ve bağlılığını göstermekle beraber, ister istemez onun izinden giden başka Yunus'ları da akla getirmektedir.
    Yıllardır Yunıs Emre'nin bazı şiirlerini Yunus Emrelere karışmış olarak okuduk. Daha doğrusu, asıl Yunus Emre'den sonra gelmiş bazı Yunusların şiirleri ona mal edilmiştir. Bu konuda yapılan araştırmalara bakıldığında bunlar arasında Aşık Yunus ön plana çıkmaktadır. Bu Yunus önceki Yunus Emre'den saygıyla bahseder ve onları bir deniz olarak gördükten sonra kendisini o büyüklerin yanında bir damla gibi görür.

    Kimi Topduk kimi Yunus her birisi derya deniz

    Yunus'a da bir cür'adan zerrece sunuldu yine

    Bütün bunlar asıl Yunus Emre'nin ne kadar büyük bir şair olduğunu ve açtığı çığırın zenginliğine işaret etmektedir.

    DİVANI'NDAN SEÇMELER:
    Ben yürürüm yâne yâne
    Aşk boyadı beni kaane
    Ne âkılem ne divâne
    Gel gör beni aşk neyledi

    Yunus Emre, ilk dörtlükte Tanrı'ya seslenir. Ben, içimi kana boyayan Tanrı aşkı ile ya­na yana yürürüm.

    Tanrı'ya olan aşkım beni perişan etti, aklımı başım­dan aldı, deliye çevirdi. Tanrı'm, aşkının bana yaptı­ğını gel, gör.
    Dörtlükte "ben yürürüm yane yane" dizesinde ozanın gezginci kişiliğinden de söz edilebilir.

    Gâh eserim yeller gibi
    Gâh tozarım yollar gibi
    Gâh akarım seller gibi
    Gel gör beni aşk neyledi
    ....
    Ozan, içinde bulunduğu durumunu doğanın tüm öğelerinden yararlanarak dile getiriyor. Doğanın için­de kalış ve ona tutsak oluş, çağlar boyu Türk köy­lüsünü statik bir toplum haline getirmiştir. Bu ruh hali Yunus Emre'de de güçlüdür.

    Yunus Emre, bu ruh halinin sonucu kimi rüzgar gibi eserim, kimi yollar gibi tozarım, kimi de seller gibi akarım diyor. Kendisini yönü belirsiz esen rüzgara, rüzgarın etkisiyle yollarda uçuşan tozlara ve akan sulara benzetiyor. Sonra, "Gel gör beni aşk neyledi" dizesiyle; Tanrı'm, aşkının bana yaptığım gel, gör, diyor.
    Yunus Emre, coşkun duygularına doğayı ortak ediyor, onunla bütünleşiyor.

    Acep şu yerde varm'ola
    Şöyle garip bencileyin
    Bağrı başlı gözü yaşlı
    Şöyle garip bencileyin
    ...

    Acaba şu yerde, böyle benim gibi gönlü yara­lı, gözü yaşlı bir başka kişi var mıdır? Şair, gurbetin, yalnızlığın, Tanrı'dan uzak kal­manın acısını anlatıyor.

    DEĞERLENDİRME:
    Yunus Emre'nin şiirlerinin yer aldığı, tasavvuf ve aşk hakkında yazılmış Yunus'u Yunus yapan, aşka ve sevgiye daha farklı bakmamızı sağlayacak olan bu kitap, şiirler de ki aşk ile insanın yüreğinin ısınmasına sebep oluyor...

    KİM NEDEN OKUMALI:
    Yunus Emre'nin eserleri günümüz açısından okunmasi ve okutulmasının büyük fayda sağlayacağını düşünüyorum cünkü günümüz insanının ihtiyacı olan sevgi,hoşgörü ve güzel ahlak adına çok büyük katkılar sunuyor... Bu konularda ihtiyaç duyacak herkesin mutlak okuması gereken bir seçki.
  • Kimsesizim hısmım da yok hasmımda
    Görünmezim cismimde yok resmimde
    Dil üzmezim tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim
    Benim adım aşk!


    Cemal Safi
  • Benim için уaratıIԁı Muhammeԁ,
    Benim için уağԁırıIԁı o rahmet,
    EvIiуanın sözünԁeki muhabbet,
    Embiуanın уüzünԁeki nur benim…

    Kimsesizim, hısmımԁa уok hasmım ԁa,
    Görünmezim, cismimԁe уok resmim ԁe,
    ԀiI üzmezim, tek hece var ismim ԁe,
    Barınağım gönüI ԁenen уer benim… Benim aԁım aşk.

    CEMAL SAFİ