Cemile
10/10
·76 syf.··
2026 40. kitabı
Cengiz Aytmatov'un kaleme aldığı Cemile, Seyit, Cemile ve Daniyar arasında geçen duygu yüklü bir hikâyeyi anlatıyor. Cemile, Seyit'in cephede bulunan ağabeyi Sadık'ın eşidir. Savaş nedeniyle erkeklerin büyük çoğunluğu cephede olduğundan, köydeki ağır işler Seyit ve Cemile'nin omuzlarına kalır. Bir gün savaşta yaralanan Daniyar da onlara katılır. Daniyar sessiz, içine kapanık ve duygularını kolay kolay belli etmeyen bir karakterdir. Cemile ise neşeli, güçlü ve çalışkan bir kadındır. Cepheye erzak taşırken birlikte geçirdikleri zamanlarda Daniyar'ın Cemile'ye duyduğu sevgi giderek derinleşir. Başlangıçta sessiz kalan bu duygular zamanla büyük bir aşka dönüşür. Aslında Cemile, Sadık'la severek evlenmemiştir; Sadık onu kaçırarak evlenmiştir. Bu nedenle Cemile ile Daniyar arasındaki yakınlık, yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda özgürlüğü ve kendi hayatını seçme cesaretini de anlatır. Roman boyunca yaşanan olayları Seyit'in gözünden izleriz. Seyit, hem çocukluktan gençliğe geçişini hem de aşkın ve hayatın karmaşık yönlerini gözlemleme fırsatı bulur. Kısa olmasına rağmen derin anlamlar taşıyan, insanın kalbine dokunan bir eserdi. Ben çok severek okudum.
CemileCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202144,5bin okunma
Puan vermedi
#OkudumBitirdim Onu Sevdiğim Zamanlar/Kemal Varol Kemal Varol'un "Onu Sevdiğim Zamanlar" Romanı yazarın yazdığı son, benimse yazardan okuduğum ilk kitabı oldu. Roman, iki farklı zaman diliminde geçiyor, anlatıcılarımız Elenore, içinde bulunduğu 2019 Paris’ini, diğer anlatıcı Kenan ise 1980 lerin Türkiyesini anlatıyor. Bir yanda Elanore'un 2019'un Paris'inde ,deli gibi aşık oldugu Tunus asıllı Fransız Julien Samir, Arap baharının başlamasıyla içindeki milliyetçilik duyguları ağır basarak terkettiği Elenore'yi Paris'te yalnızlığa terkediyor. Diğer yanda, Türkiye’deki 1980 darbesinin gölgesinde Diyarbakır'a bağlı Arkanya'da yaşayan Kenan'ın kasabasında yaşadığı ailesi ve toplumundaki dışlanmışlık ve yalnızlığı.Bu iki farklı hikayenin ,iki farklı şehirde iç içe geçmiş, bölümler arasındaki geçişleri muhteşem eseri okurken yüreğimi yakan ayrılıklar ve acıların nasıl aynı noktada birleştigini şaşırarak okudum. Yazar, adeta ciğerimizdeki son nefese göz dikmiş. Kitabı bitirdiğimde içimde birbirinden bağımsız ama derin izler bırakan acı, tatlı hisler buldum. Bir acıya mı, acılara mı; bir aşka mı, aşklara mı dair yazılmış? Yoksa kavuşmaya ya da kavuşamamaya mı? Adını koyamadım. Sürprizler hep beklenene değil, hiç beklenmeyene dairse; bırakın, hayat böyle de güzel dedirtti kitap bana. Kalemine sağlık Kemal Varol. Yolu farklı, konusu alışılmadık olsa da bu kitap muhteşem bir edebiyat ürünü. Son sayfasına kadar heyecanla merakla okuduğum, ters köşeyle karşılaştığım şaşırtıcı bir Roman olsa da, sonu daha iyi olabilirdi diyorum.
Onu Sevdiğim ZamanlarKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,901 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Puan vermedi·277 syf.··
2026 39. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:00
Aşka Dair Nesirler, aşkın sadece mutlu anlardan ibaret olmadığını, özlemi, kırgınlığı ve beklemeyi de içinde barındıran samimi bir dille anlatıyor. Kitaptaki yazılar günlük konuşma diline yakın olduğu için okurken sanki biri karşınıza oturmuş da duygularını anlatıyormuş gibi hissettiriyor. Bazı satırlar insanın kendi yaşadıklarını hatırlatıyor ve bu yüzden okurla kolayca bağ kuruyor. Çok beğendiğim, altını çizdiğim satırlara dönüp dönüp yeniden bakmak isteyeceğim bir kitap oldu. Sade ve içten dili sayesinde bir solukta okunuyor ama bittikten sonra da zihinde kalmaya devam ediyor.
1000Kitap
Aşka Dair NesirlerÜmit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 202110bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 15. kitabı
Alegorik eserlere hep hayranlık duymuşumdur ama bu kitap bambaşka Hüsnü Aşktan beridir okuduğum en güzel kitap olabilir. Hikayesi basit simurga ulaşmak isteyen bir grup kuş Hüdhüd liderliğinde yola çıkmak isterler ama daha yolun başında hatta yola çıkmadan yolun zorluğuna meşgalesine katlanmak istemeyen kuşlar bahaneler bulmaya başlar gelmek istemezler. Kuş tasavvufta hatta halk edebiyatında bile ruhu temsil ediyor can kafeste durmaz uçar dünya bir han konan göçer... misali ruh edebiyatta kuşa benzetilir ki kitapta bahsi geçen kuşlar da aslında insanların ruhlarını temsil ediyor . Bülbül dünyevi aşka bağlanmış ruh , papağan tutsaklığı kabullenen ruh , Tavus Allahı değil cenneti mükafatı arzulayan ruh , keklik altın mücevher düşkünü ruh, hüma şanslı ve kibirli ruh, saka aciz ruh.... gibi . Aslında kuşlar dünyaya gelmiş ama geliş amacından uzaklaşmış ruhları temsil ediyor... Sonra yola çıkmayı göze alan kuşlarla Hüdhüd yola çıkar ama bu yol zor bir yoldur 7 zorlayıcı vadiyi geçmeleri gerekir ki bu vadiler 1) Talep vadisi 2) Aşk vadisi 3) Marifet vadisi 4) istiğna vadisi 5) Tevhid vadisi 6) Hayret vadisi 7) Fakr ve Fena vadisidir . Bu vadiler bol bol güzel hisseler alabileceğiniz kıssalarla anlatılıyor . Anlatım harika ötesi neyse derken yola devam eden 30 kuş vadileri geçiyor ve Simurga ulaşıyorlar ama o da ne kendilerinden başka bir şey yok (Si murg aynı zamanda 30 kuş demekmiş/ F. Attar burda söz oyunu yapmış Nefsini bilen Rabbini bilir misali ) Tam bir tasavvuf klasiği mutlaka okuyun
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap Yayınları · 20256,4bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:54
Sevdalinka (kelime anlamıyla); Bosna-Hersek'te geleneksel bir müzik tarzıdır. Boşnakların halk müziğidir Birçok sevdalinka şarkısının gerçek bestecisi bilinmiyor. Sevdah kelimesi ise genellikle (Türkçe: Sevda) Boşnak geleneği ve folkloru için kullanılır, çoğunlukla aşk duygularının veya derin, dindirilemeyen (bir kişiye, şehre ya da yöreye karşı duyulan) tutkunun yarattığı ağır ve melankolik duyguları anlatır. (wikipedia) Ayşe Kulin 'in kaleme aldığı Sevdalinka ,1992 Bosna Savaşı sırasında yaşanan insanlık dramını ve Boşnak halkının maruz kaldığı soykırımı merkezine alır. Kitabın ana fikri; savaşın yıkıcı ve insanlık dışı yüzüne rağmen, sevginin, hoşgörünün, kültürel kimliğin ve insan onurunun her türlü yıkımdan sağ çıkabileceğidir. Sevdalinka , Yugoslavya Federatif Cumhuriyeti’nin dağılma sürecinde Sırp lider Miloşeviç’in Büyük Sırbistan hayaliyle Balkanları ateşe vermesini ve özellikle Bosna Hersek’in bağımsızlık ilanından sonra Sırpların bu topraklarda ve bütün dünyanın gözleri önünde korkunç bir Boşnak katliamı gerçekleştirmesini anlatır. Bunun dışında romanda, Boşnakların tarihî seyirde vatanlarında uğradıkları zulüm ve acı dile getirilir. Boşnakların 1200’lü yıllardan başlamak üzere Osmanlı Dönemine kadar, 1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlılardan kopuşu ve Avusturya Macaristan İmparatorluğuna geçişi ve İkinci Dünya savaşı dönemi ve sonrasında uğradıkları sıkıntıları yine belgelerden hareketle bir tarihçi titizliğiyle gözler önüne serilir. Dolayısıyla roman, belgesel nitelikli tarihî bir roman hüviyeti taşımaktadır. Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur. Bu bölümler spoiler içerir Romanın ana karakteri Nimeta, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonunda haber
Edebiyat
SevdalinkaAyşe Kulin · Remzi Kitapevi · 015,3bin okunma