bazen işte deli saçması bir şekilde hücum eder yazmazsan çıldırtır bu his, öyle diyor bir arkadaşı
arkadaş çok var, çok var da kafa açıyor bazısı...insanın içini okuduğunu sandığından beri derinleşemiyor, insanlara da nesnelere de..
ilişki kurmak demek, iç içe geçmek demek oluyor, bu örüntüyü/şemayı yıkamıyor..
Hayal kurulan bir dağda en tepesinde askıda bir bulut, bulutun üstünde bir baykuş dese, demesin bu bir baykuş değil çünkü...
kedilerce diye bir kelime olmaz ve/fakat ne de güzel tınlıyor, kedilerce seviyorum seni diyor, o diyor yani...o...
üçüncü tekil şahıs bu hikayenin kahramanı ve yazarı diye cümle yazıldığı an, açıklama oluyor; açıklama gerekmez, anlaşılmak lüksünü rafa kaldırdı gitti..
şimdi karıştı, başı sonu yok
neydi ya o kitap, sesli mesli bir adı olan, tıpkı onun anlatımı...neydi, neydi, unuttu gitti...
kör mü bu kedi
kör mü kadın
kör mü adam
dinlemeye mecali kalmamış, kağıtlar buruşuk ve sarımsak kokusu tüm mutfakta...bu bira onu içtiği gibi değil, bu yemek soğuk yenmez ve bu sen mi ve bu o mu...sorma..
Tam da böyle
Karışık, düzensiz, ön görülemez, ritimsiz ve de özgür...