YA BAYILDIM, BAYILDIM!!!
KONUSU;
Kızımız Jivana, evsiz kaldığı gün son parasını konsere, arkadaşlarıyla birlikte harcar. Tam konserin o en zevkli anındayken sahnenin arkasında bayılan birini görür ve olaylar burdan başlar.
Sahnenin arkadında gördüğü adam bir Tanrıdır ve o Tarıyı yalnızca Jivana görebilmektedir. O anda Jivana’nın üçüncü gözü açıldığında asıl dünya ile karşılaşır ve bu durumdan korkar ve koşarak konser alanından uzaklaşır. Uzaklaşırken iblisler peşindedir ve o iblisler Jivana’yı yakalayıp gerçek anlamda onu ortadan ikiye ayırırlar. Ölmek istemeyen genç kızımız, sahnede gördüğü kırmızı gözlü Tanrıyla anlaşma yapar ve onun hayatını kurtarmasını ister. Tabii ki hiçbir iyilik karşılıksız yapılmaz kuralıyla yapılan bu anlaşmada insan vücuduna sıkışmış Tanrı’nın hayatta kalıp güç toplaya bilmesi için bir insana ihtiyacı vardır ve anlaşmanın şartları Jivana’nın yakışıklı Tanrımız Rast ile birlikte aynı evde kalıp onu beslemesidir. Hayatta kalmak için başka şanşı olmayan Jivana, Tanrı’nın bu şartını kabul eder. Bu anlaşmaJivana’ya güzel bir hayat sunsa da sonrasında yapılan hatalar, onu hayal kırıklığına uğratıp gerçeğin asıl yüzünü öğrenmesini sağlar. Çünkü bazen bir Tanrı’ya aşık olmaktansa, bir iblise aşık olmak daha iyidir.
YORUMUM
Kitabın ilk arka kapağını okuyup, son parasını konsere harcayan kızı gördüğümde, ilk başta önyargı ile yaklaşmıştım. Ya son paran idareli kullan git karnını doyur mal mısın falan. Ama hikayeyi okumaya başladığımız zaman birden kendimi Jivana’yı haklı bulurken buldum. O deli dolu aptal bir kızdı. Geçmiş yaşamında çok ağır şeyler yaşamıştı ve evsiz ve parasız kalması, geçmişi yanında çıtır çerez kalmıştı.
Rast karakterini başta çok çok sevsemde onun tam anlamıyla manipülatif bir erkek olduğunu düşünüyorum.