3'ncüsü nasip et Allah'ım
Aşk Bazen "zıkkımın dibi" Bazen "Allah belanı versin " dir.. Ama herşeye rağmen " Sana qelen bana qelsin"dir..
Aşk
- Bütün ilimlerin başı aşktır. - Sonu yok mudur bu aşkın? - Aşkın evveli yoktur, ahiri yoktur. Nerden seyre dalarsan dal ne dibi ne hududu vardır. - Aşka talip olan, ayağını taştan, elin dikenden sakınır mı hiç?
Vefa Sultan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
BEDİÜZZAMAN KUR'ÂN'I NEDEN BİTİREMEDİ?
Bediüzzaman Said Nursî'nin Risale-i Nur Külliyatı'nda neden bütün âyetleri tefsir etmediği üzerine bir tartışmadan sonra Prof. Dr. Bilal Saklan Hoca'nın Hadis Tarihinde Muhaddis Sufîler isimli eserinde rastladım şu bilgiye: "Ebu'l-Abbâs her gün bir hatim indirir. Ramazanlarda ise bir günde üç hatme çıkardı. Yalnız onun Kur'ân'dan istinbât niyetiyle yaptığı hatim on küsûr sene sürdü. Vefat ettiğinde bu hatmi tamamlayamamıştı." _Dalgınlaştım biraz bu satırlardaki hikmet üzerine. "Demek" dedim. "Âyete nasıl bir niyetle müracaat edersen onu buluyorsun. Damlaları sayayım dersen damlalar sayılıyor. Deryasına doyayım dersen deryasının dibi bulunmuyor." Sonra A'râf sûresinin 203. âyeti dikkatimi celbetti. Hani orada "hâżâ besâiru min rabbikum" buyruluyor. Birçok meâl çalışmasında bu ifâdeye "Rabbinizden gelen basiretlerdir!" karşılığı verilmiş. (İçlerinde Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Hayrat Neşriyat vs.'nin de bulunduğu ondan fazla meal çalışmasının ortak karşılığı denilebilir.) İşte bu karşılık kalbimi alıp Risale-i Nur'dan bazı bahislere götürüyor: **"Kur'ân-ı Hakîmin kelâm-ı ezelîden gelmesi ve bütün asırlardaki bütün tabakat-ı beşere hitap etmesi hasebiyle, mânasında bir câmiiyet ve külliyet-i harika vardır. İnsandaki akıl ve lisân gibi, bir ânda yalnız bir meseleyi düşünmek ve yalnız bir lâfzı söylemek gibi cüz'î değil, göz misillü muhît bir nazara sahip olmak gibi, kelâm-ı ezelî dahi bütün zamanı ve bütün tâife-i insaniyeyi nazara alan bir külliyette bir kelâm-ı İlâhîdir. Elbette Onun mânâsı, beşer kelâmı gibi cüz'î bir mânâya ve hususi bir maksada münhasır değildir. Bu sebepten, bütün tefsirlerde görünen ve sarahat, işaret, remiz, îma, telvih, telmih gibi tabakalarla müfessirînin beyân ettikleri mânâlar, kavaid-i Arabiyeye ve usul-ü nahve ve usul-ü dine muhalif olmamak şartıyla, o mânâlar, o kelâmdan
Kur'an-ı azîmüşşan
-sevgili dediğin hain olmamalıdır!
sevgili demek sevdiğini yarı yolda bırakmamaktır, bazen kendini unutup sevdiği adamı düşünmektir, yar dediğin yoldaştır ama sen yoluma düşmanmışsın, düşler sokağımdan hayallerimi çalıp gittin sana güvenmiştim güvenimi yıkıp gittin, ben gözlerini kıskanır olmuştum bakışın yalanmış, sen gidip dönmeyince hasretine ağlamıştım, sen benim sırtımda saplı duran hançerim olmuşsun bir daha nasıl gönül verecektim bi bayana gönül, artık umutlarım eksi otuz dokuz derece tomarza gibi, yar dediğin aşkın közünde pişip hamd olandır , sen aşkın közünde yanıp dibi tutanlardanmışsın… -turna 14.01.2026
Şiir
Aşkın evveli yoktur ahiri yoktur. Nerden seyre dalarsan dal ne dibi ne de hududu vardır.
Kânî efendi’den bize kalan
Kâni Efendi son mektubunu yazarken, mürekkebi değil, kalbini akıtmıştı kâğıda. Ben de öyle yazıyorum Ley’Lâ... kelime değil, hâl dökülüyor parmak uçlarımdan. Bir rahip kızına duyduğu sevdayı imanla dengeleyen bir kalp gibi... O, aşkına dinini feda etmedi; ben de aşkımda Rabbimi unutmam… “Kırk yıllık Kâni olur mu Yani?” demişlerdi, ben diyorum ki: “Aşkın her hali Kâni’dir; yeter ki sevdası hakikat olsun.” Ben bu zıkkımı son yudumuna kadar içtim. Zehri tatlı, ateşi serin geldi bana. Çünkü; Sevdiğini Allah için seviyorsan, acı bile secdeye döner. Ley’Lâ, seninle yandım, seninle arındım. Kâni’nin pervanesi gibi kanadım eridi, ama o eriyişte ateş oldum.. Her mektup bir dua, her dua bir teslimiyet oldu... Ve şimdi… kadehin dibi boş, kelimem sessiz.
Şiir