... Aşkın sırrını âşıklara bir anlatsam, Dayanamazlar, başlarını alıp giderler dostlar. Başlarına dağ taşa vururlar, kendilerinden geçip Evi barkı, eş, dost terk ederler, (dağa taşa düşerler) dostlar. ... Aşkın incisi, dibi olmayan bir denizde gizlidir. Canından geçip inciyi alabilen (Tanrı'nın) sevgili (kulu) olur. Boş heveslerle (aslında) "âşık benim" diyenler yolda kalır. İşte onlar dinlerini üç beş pula satanlardır dostlar. ...
Sayfa 120 - Bilge Kültür Sanat, Tasavvuf Edebiyatı, 68. Hikmet·Kitabı okudu
Alıntı
Çile
Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam, Gezdirsin boşluğu ense kökünde! Ve uçtu tepemden birdenbire dam; Gök devrildi, künde üstüne künde... Pencereye koştum: Kızıl kıyâmet! Dediklerin çıktı ihtiyar bacı! Sonsuzluk, elinde bir mâvi tülbent, Ok çekti yukardan, üstüme avcı. Ateşten zehrini tattım bu okun, Bir anda kül etti can elmasımı. Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un, Kustum öz ağzımdan kafatasımı. Bir bardak su gibi çalkandı dünyâ; Söndü istikamet, yıkıldı boşluk. Al sana hakikât, al sana rûyâ! İşte akıllılık, işte sarhoşluk! Ensemin örsünde bir demir balyoz, Kapandım yatağa son çâre diye. Bir kanlı şafakta, bana çil horoz, Yepyeni bir dünyâ etti hediye. Bu nasıl bir dünyâ, hikâyesi zor; Mekânı bir satıh, zamânı vehim. Bütün bir kâinat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Yusuf kuyunun dibine atıldı ve ona ilahi aşk verildi ki kuyuda gönlü hoş tutulsun. Kuyunun dibi çok güzeldir. Dünyaya tenezzül etmezsin, ayıkken ayaktasındır. Gözün başka güzellere kayıyor. Ancak kuyuya düşünce insan, Rabbi onu yakalar, o Rabbine yakın olur."
Sayfa 30·Kitabı okudu
Onun gözlerine, gülümsemesine bakarak olup biteni sanki onu gövdesinin içinde yaşıyormuşçasına anladığımı düşünüyorum. Hani birisine âşık olduğunuzda onun dişi ağrıyınca sizinki de ağrır ya, onun gibi bir şey.
Sayfa 192·Kitabı okudu
Bu bir aşk mektubu. Sizlere. Beni okuyan size…
Eskiden yüzüğüm denizde bütün seçimler bana aitti. Yani, tabii ki öyle değildi de, ben öyle sanıyordum. İstediğim zaman dibe dalıyor, dipte istediğim kadar kalıyor, nefesim yetmediğinde geri çıkıyordum. Her şey istediğim gibi oluyordu. Sonra Karadeniz’de adamımı bana ceset torbasında teslim ettiler. Bütün sevdiklerim başımı suyun üzerinde tutabilmem için seferber oldu. Boğulmadım. İzin vermediler. Boğulmadım da denizin dibi çok fena beni çağırır oldu. Girmedigim delik kalmadı, İlahiyat Fakültesi’nden hocalar, tasavvufçular, Budistler, Şamanlar, kamlar, bütün hocalarım, “bilebileceğini” düşündüğüm herkese, dipte ne var diye sordum. Bundan da bahsetmiştim. Bir zaman cevap aramaktan yoruldum, dal gitsin Sepin dedim. Jacques Mayol gibi, kendimi karanlığa, ve aslında karanlık yok bunu öğrendim, dibe, ve aslında dip yok bunu da öğrendim, bıraktım. Kendimi ve küçük d ile yazılan dünyayı geride bıraktım. Bırakırken, nefesimin yetmediğini biliyordum da bırakmamak bir seçenek değildi. Tutunduğum asansörüm bana Rize‘de, sarı bir ceset torbasında teslim edilmişti. Tutunamıyordum, tutunmak diye bir şey yok oysa, bunu biliyorum. Öğrendim. Sonra tuhaf şeyler olmaya başladı. Nefesimin her bittiği yerde, hepsini yeni tanıdığım öğrenciler ve hatta sosyal medyadan bana yazan, hayatımda yüzünü bir kere görmediğim “sosyal medya okurları“ ve asıl şu an bu satırları okuyan, asıl sizler, bunca sayfa usanmadan, bıkmadan benim hikayemin “altında”, her yazının altında yazan gerçeği, benim hikayemi değil ötesindeki gerçek hikayeyi okuyan sizler, suda bana nefes alacak yerler yaratmaya başladınız. Benim nefesim bitiyor, dipte bana nefes olacak odalar açıveriyorsunuz. Bu nasıl oluyor, n’apıyorsunuz anlamıyorum, bilmiyorum. Ama bunu hep yapıyorsunuz. Hep. Deli minnettarım. Sizi çok seviyorum.
Sayfa 399 - Doğan Egmont Yayınları 5. Basım·Kitabı okudu
Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir...
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı