Kitap birçok konuda toplumsal sistemleri eleştiriyor. Memuriyette dürüstlüğün zorluğu, daha doğrusu dürüstlüğün insanlar arasında aptallık olarak algılandığı... Hiyerarşik düzenin getirdiği riyakarlık... Alttan üste yaranma çabası, üstün altı ezme gayreti...
Tüm bu gayriahlaki durumdan uzak yaşamını sürdürmeye çalışan dürüst bir memurun bir gün bu sistemin başındaki "mühim kişiye" işinin düşmesi ve geri çevrilmesi sonucu yaşadığı derin travma ...
Ama her şeye rağmen ezilmişlerin ruhu cesetten çıkınca özgürleşiyor ve ezenlerin ruhlarını derin bir korku, ve tarif edilemez bir esaret duygusu sarıyor.
Tüm varlığına (paltosuna) ulaşmak isteyen bir garibin isteğini geri çeviren hiyerarşik düzen (ki savunmaları şu: düzen bunu gerektiriyordu), o garibin ezilen cesedinden çıkan özgür ruhuyla hortlak suretinde tüm hiyerarşik düzen mensuplarına, tüm zalimlere, tüm cebbarlara, binler palto zarara uğratıyor ve ondan çok daha derin korku ve psikolojik travmalarla cebbarları başbaşa bırakıyor.
Düzenin başındaki "mühim kişinin" paltosunun alınması ile hortlağın oyununu sona erdirmesi (bir bakıma ruhun ezilen cesedin öcünü alması) de tetkike şayan mühim bir nokta...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çocuk ve ergen psikolojisinin iyi analiz edildiği, hikayelerde kullanılan üslupla da okuru sıkmayan akıcı bir dile sahip hoş bir eser. ( "Neden okudum ki bunu?" demeyeceksiniz kesinlikle.)
Birçok açıdan ufuk açıcı, hayat stratejimizi belirlemeden önce okuyup istifade edebileceğimiz bir eser. Sanattan edebiyata tarihten coğrafyaya hayatın her alanı için hem biz sıradan vatandaşlara hem de yönetici kadrosuna yer yer önemli tavsiyeler içeren bir eser. Bir bürokrat çocuğu olduğundan ve bulunduğu zamanın eğitimi çok daha iyi olduğundan verdiği tavsiyelerin bir kısmı bize aşırı gelebilir ama istifadesiz de bırakmayacak tavsiyeler bunlar. Gezmiyorsan görmüyorsan izlemiyorsan en azından oku. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı sorusuna, ikisi birlikte olsa daha iyi olur ama illa ki biri olacaksa okuyan daha iyi bilir diyor hoca. Çünkü gezen sadece bakar ama okuyan görür...
Bir CIA analistinin Irak'ın işgali, öncesi ve sonrası hakkındaki samimi fikirleri (açıkçası bir Amerikandan beklemediğim kadar samimi), eleştiri ve özeleştirileri, yanlış bilinenler hakkında aydınlatıcı beyanlarının olduğu bu kitap; Ortadoğu toplumunun demografik yapısını, sosyal ilişkilerini, kısmen de tarihini merak edenler için önerilebilir. Yazarın samimiyeti ifadelerine yansıyor fakat bağlı olduğu kuruluş olan CIA'in kitaba uyguladığı kısmı sansür ve baskı altında fikirlerini yeterince açıklayamamış olma düşüncesi de biraz bu duruma gölge düşürüyor tabi. Ama her şeye rağmen okunduğunda sizi boş çevirmeyecek bir kitap.
Hayat hızlı yaşanıp tüketilecek bir meta değil, durup düşünüp ders alınması ve değerlendirilmesi gereken bir sermaye. Hayatta amaç edindiğimiz menzillerin hangisinde bizi mutlak huzur ve mutluluk bekliyor! Birçok açıdan ufuk açıcı mükemmel bir kitap. Neden bu kadar geç okumuşum da diyorum, ya hiç okumasaydım da. Kitabı okurken bir rahibin mutluluk sırlarını okurken aslında bunların tüm insanlığın ve dinlerin temelinde de olduğunu düşündüm hep. Sadece son sürat gelişen teknoloji ve moderniteye asırlara dayanan dinlerimizin ve geleneklerimizin pusulasıyla yön vermek, boyasıyla renklendirmek gerek diye düşünüyorum. Ve ancak o zaman teknoloji insanların bineği olur, ve ancak o zaman modernite insanların hayat suyu olur. Aksi takdirde bu sistemde ruhsuz canlılar ve kalpsiz akıllılar hüküm sürer. Ve dünya yaşanılamayacak bir yer olur...