pîrifânii

...Milyarlarca insanın yirmi yıl kadar kısa bir süre içinde, tüm zamanların en önemli görevlerinden biri olan güncel ve güvenilir bilgi arama konusunda nasıl da Google'ın arama motoruna güvenir hale geldiğini düşünün. Artık bilgiyi aramıyoruz; Google'lıyoruz. Ve cevaplar için Google'a gitgide daha çok bel bağladığımızdan kendikendimizebilgiedinme yetimiz azalıyor. “Hakikat” şimdiden, Google aramalarında en üstte çıkan sonuçlarla belirleniyor." Aynı şey yol almak gibi fiziksel beceriler için de geçerli. İnsanlarGoogle'dan rotalarını çizmesini istiyor. Bir kavşağa geldiklerinde iç sesleri “sola dön” dese de Google Maps “sağa dön” diyor. İlkin sola dönüyor ve trafiğe yakalanıp önemli bir toplantıyı kaçırınca bir sonraki sefer Google’ı dinleyip sağa dönerek gidecekleri yere zamanında varıyorlar. Google'a güvenmeyi tecrübe ederek öğreniyorlar. Bir iki sene geçince Google Maps'ın her dediğini körü körüne kabul ediyor ve akıllı telefonları çalışmadığında budala gibi ortada kalıyorlar.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ey kardeşler, Hak Teâlâ bizim ve sizin ferah ve mutluluğunu kendisiyle ve kendi rızasıyla ihsan eylesin, bizi gafillerden eylemesin. Minnet ve keremiyle bizi takva sahiplerinin yoluna iletsin. Eyledi ferman ü îhn bî-güman Hazreti Dâvud'a ol Müstean Söyle ey peygamber-i âliyet-bar Kavm-i sıddıkîne tebliğ eyle var Olsun anlar tâ benimle münşerih Hem benim zikrimle dil-sîr ü ferih Eylesin Mevlâ bizi ey mü'minîn Zât-1 pâkiyle ferah-nâk ü emîn Kendisinden fehm-i esrâr eyleyen Zümreden kılsın bizi ol zü'l-minen Kılmasın biz kulların bî-iştibah Ehl-i gaflet zümresinden ol ilâh Lûtf u ihsânı bizi etsin hemîn Sâlik-i râh-i kavîm-i muttakîn
Sayfa 484·Kitabı okudu
Din
OSMANLI’DA HIZLI YARGI SİSTEMİ
OSMANLI’DA HIZLI YARGI SİSTEMİ Osmanlı düzeninde hemen tevzî edilmeyen adâlet, adâletsizlik sayılır. Osmanlı adâletinin bu husûstaki şöhreti ise, cihanşümûldür. 2 veyâ 3 celse nâdirdir, ekseri davâlar bir celsede hükme bağlanır. Birkaç bin hâkimle, akıl almaz genişlikte bir devletin nasıl bu derecede süratli icrâ-yı adâlet edebiliyordu. Akla gelmesi muhtemel bu sorunun cevâbı şudur: Vatandaş, çok mühim davâlar için kadıya giderdi. Ufak tefek anlaşmazlıkları, büyük otoriteleri olan âile reisleri, esnaftan olan zâtlar, esnaf kethudâları hakem olarak çözerlerdi. Böyle şeyler için çok mühim bir adam olan kadının huzûruna çıkmak ayıptı. Gerçi kadı, bir akçalık davâyı görmeye kânûnen mecbûrdu. Fakat böyle ehemmiyetsiz ihtilâflar aslâ kadı huzûruna getirilmezlerdi. Âmme davâlarına gelince, polis vukuatı günümüze göre çok azdı. Ahlâk ve gelenekler çok sağlamdı. O zamanki davâ sayısı ile bugünküler rakam şeklinde mukâyese edilirse, çok fecî bir sosyal durum ortaya çıkar. Bugün ülke, âdetâ birbiriyle anlaşamayan insanların yurdu olmuştur. Üstelik bir kadı veyâ nâib, ancak yarım gün çalışabilirdi. Zîrâ aynı zamanda mülkî ve beledî (belediyeye âit) âmirdi. Yarım gününü de bu işlere ayırmaya mecbûrdu. Bu sûretle hızlı, hattâ derhal adâlet gerçekleştirilebiliyordu. Davâ sayısı kalabalık olan İstanbul gibi yerlerde “Kadının gece vekîli” vardı. Bu hâkimler, davâları kadı nâmına gece görüp bitiriyorlardı. Kadının başında bulunduğu mülkî üniteye “kazâ”, nâib’in başında bulunduğu daha küçük ve kazâya bağlı mülkî üniteye “nâhiye” deniliyordu. Arapça’da kazâ “kadılık”, nâhiye de “nâiblik” demektir. Son zamanlarda kazâya ilçe, nâhiyeye bucak denilmeye başlanmıştır. (Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, 10.c., 273-274.s.)
Sayfa 273
Hukuk
1492 Şehr İbni Havşeb şöyle dedi: Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’ya: - Ey mü’minlerin annesi! Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem senin yanında bulunduğu zamanlarda en çok hangi duayı okurdu? diye sordum. O da şöyle dedi: - Çoğu zaman “Yâ mukallibe’l-kulûb! Sebbit kalbî alâ dînik: Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!” diye dua ederdi. Tirmizî, Kader 7, Daavât 90, 124. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 182, VI, 91, 251, 294, 302, 315 Âmiiinn
Din
29. Hikmet Kalplere verilen sır hazineleri ve maârif nurları, azalarda ortaya çıkar. Serâirde olan bâtın Zevâhirde olur zâhir (İç gizlilikler dış yüzde ortaya çıkar.)
Sayfa 69·Kitabı okudu
Din