10/10
·343 syf.··
2026 158. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:34
Toplumsal düzene, kimlik arayışına, bürokrasiye karşı eleştirel ve güldürü biçiminde yazılmış şahane eser. Yer yer güldüm, fakat aynı düzeyde, düşüncelere dalıp hüzünlendim. Zira günlük, pratik sorunları aşmak adına verilen bir mücadele değildi Yaşarınki, var olma çabasıydı adeta. Yaşadığını kanıtlama, ben buradayım diyebilme mücadelesi..
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·325 syf.··
2026 8. kitabı
Kitap düşük IQ’lu bir birey olan Charlie’nin ve bir denek faresi olan Algernon’un hikayesini anlatıyor. Hikayeyi takip ederken Charlie’ye üzülmemek elde değil. Düşük IQ’lu, yani gerçek anlamda saf olmak gerçekten üzücü bir şey. Charlie’nin bu süreçteki en yakın arkadaşı ise bir fare olan Algernon oluyor. İkisinin de ortak noktası, en azından bilim insanlarının gözünde birer denek olmaları. Charlie onu çok seviyor ve kendini sürekli onunla kıyaslıyor. Kitap, ayrıca bu tür önemli deneylerdeki bilim insanlarının farklı yaklaşımlarını ve farklı etik değerlerini de başarıyla ortaya koyuyor. Bilim insanları Charlie’yi bir insan olarak değil, bir denek olarak görüyorlar ve bu durum Charlie’yi çok rahatsız ediyor. Çünkü Charlie’nin asıl öğrenmek istediği, gerçekte kim olduğu; yani nasıl bir insan olduğuydu. Dünyaya diğer insanlar gibi normal bir zekayla gelseydi ne tarz bir insan olacağını merak ediyor ve bunu öğrenmeye çalışıyor. Kitabı okurken bir Amerikan romanı olduğunu (pragmatik/faydacı) hissediyorsunuz. Teknik bir eleştiri; başkahramanımız IQ’su düşük olduğu için birçok kelimeyi yanlış söylüyor ve yazar da bunu belirtmek için kitapta yanlış yazılmış kelimelere yer vermiş. Doğrusu ben bu tarzı pek beğenmedim; okurken akışı kesiyor ve "Acaba kelimeyi yanlış mı okuyorum?" diye sürekli duraksamama neden oluyor. Yine de bu teknik tercihin arkasındaki dünya, bizi oldukça derin bir hikayeye götürüyor. Kitabın temposu, Charlie’nin Algernon ile beraber yaşamasından ve ardından ayrı eve çıkmalarından sonra hızlanıyor, daha keyifli bir hal alıyor; tıpkı Charlie’nin zekasının hızla artması gibi. Ameliyattan sonra o kadar çok gelişmişti ki, artık kendi eski halini farklı bir insanmış gibi görüyor ve ona dışarıdan bir gözle "Charlie" diyordu, bu gerçekten enteresandı.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
Bataklıklardan Akzambaklara
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
"Bir milletin kaderi, sadece liderlerinin dehasına değil; o milletin içindeki her bir bireyin, öğretmenin, memurun, askerin ve köylünün omzundaki sorumluluk bilincine bağlıdır." Selam selam selam! Bugün sizlere etkisinden çıkamadığım Grigory Petrov’un ölümsüz eseri Akzambaklar Ülkesi Finlandiya kitabından bahsetmek istiyorum. Bataklıklardan, kayalıklardan ve yoksulluktan ibaret olan Finlandiya’nın, adanmış bir avuç aydının öncülüğünde nasıl modern, müreffeh ve örnek bir ülkeye dönüştüğünün muazzam bir vesikasıdır bu kitap. Kitabı bitirdiğimde, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bu eseri neden askeri okulların müfredatına eklettiğini ve tüm gençliğe neden kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğini iliklerime kadar hissettim. Bu kitap, idealist bir ruhun bir coğrafyayı nasıl baştan aşağı değiştirebileceğinin en somut kanıtıdır. Okuyun, okutturun. Ana hatlarıyla düşüncelerim bu kadardı şimdi ayrıntılara geçelim: Eserin merkezinde Snelman adlı bir halk önderi yer alıyor, kendisine halk öğretmeni diyebiliriz ama asıl mesleği akademisyenlik. Snelman’ın felsefesi çok nettir: Halkı cahil bırakıp yukardan bakarak aydın olunmaz; aydın dediğin, halkın içine karışıp onları yukarı çekendir. Kitap boyunca öğretmenlerin, din adamlarının, doktorların ve hatta kışladaki subayların birer "kültür elçisi" gibi çalışarak toplumu nasıl eğittiğini okuyoruz. Petrov bize, kalkınmanın sadece fabrikalar kurmakla değil, zihinleri inşa etmekle başladığını muhteşem bir dille anlatıyor. Kitapta beni fazlasıyla etkileyen 4 kısıma/başlığa da değinmek istiyorum. 1-)Toplumsal Seferberlik Ruhu: Kitapta sadece devlet adamlarının değil; köylünün, işçinin ve annelerin de bu büyük değişimde nasıl birer tuğla taşıdığı harika işlenmiş. Sorumluluk sadece yöneticilerde değil, toplumun her bir
1000Kitap
Akzambaklar Ülkesi FinlandiyaGrigory Petrov · Bilge Kültür Sanat · 2017124,6bin okunma
Spoiler!
10/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 05:15
Ve çarpışan arabalara geldiğimizde görevliye iki adet bilet uzattı. "Neden?" diye sormadan edemedim. "Çünkü kontrolü bırakmalısın,"dedi."Bazen sadece çarparsın,gözünü kapatıp bir yerlere sürersin ve bazen hiçbir yere varamazsın.Buna yaşamak denir,Kylie." Ophelia valley'i,sırlarını,karakterlerini çok özlemişim.Nagi'nin neredeyse her kitabını okumuş biri olarak en sevdiğimin bu seri olduğunu kabullenemiyordum çünkü çok daha uzun serileri vardı ve onları daha çok sevmem gerekir diye düşünüyordum daha uzun oldukları için.Bu kitapla bu serinin en sevdiğim olduğunu kabullendim. Ben saklambaç ve sobeyi okurkende Kylie'den hiçbir zaman nefret etmemiştim.Ansel'in bu sefer peşine birini taktığında da.Zarar gelmesini istemiyordu,Dylan'ı istiyordu.Ansel ne kadar yalnızsa Kylie de o kadar yalnızdı.Dylan kasabadan gittiğinde,olaylar bittiğinde hiçbir arkadaşına söyleyemediği bir şekilde rehabilitasyonda kalıyordu ve bunu öğrendiklerinde bile Maddie kendilerine yalan söylemiş olmasını mesele haline getirdi.Kylie'nin orada kalıp onlara söyleyemecek kadar yalnız olduğunu değil.Dylan'dan hoşlandığı için hep suçladılar ama kimse Henry'i Maddie'den -yakın arkadaşının eski sevgilisinden- hoşlandığı için suçlamadı. Kylie'nin belki kendisine ve diğerlerine itiraf edebildiği tek şey Dylan'dan hoşlanmasıydı ki bence bu konuda kendi de yanılıyordu.Ailesinin o çocuğa olan hayranlığını kıskanıyordu.Babasını yenilmez bir rakip olarak görüyordu ve Dylan Kylie'nin babasını satrançta yenmişti.Kylie'nin dediği gibi küçük bir şeydi ama Kylie babasının yenilmez olmadığının orada farkına varmıştı.Orada küçük bir açık görmüştü ve bu yüzden Dylan'a hayrandı. Ansel ve Christopher'a gelelim.Ben ilk iki kitapta ikisini yakıştıramıyordum ve bence bu kitap biraz onu kanıtladı. "Christopher'ı seviyorum
KörebeN. G. Kabal · Dex Kitap · 2025104 okunma
Haddini aşan şey, zıddına inkılap eder.
Puan vermedi·160 syf.··
2026 139. kitabı
Othello Bir çırpıda okunabilecek gözünüzün önünden film şeridi gibi akıp gidecek bir şaheser. Çeviri olduğu hâlde yazarın kelimelerle bağı öyle net belli oluyor ki kendi dilinde nasıl bir belagatı vardır tartışılmasa gerek Anlarsam Desdemona'nın atmaca gibi vefasız oldugunu, Onu bana bağlayan köstek yüregimin tellerinden de yapılmış olsa, onu çözer rüzgara salıveririm (s. 75) Desdemona'nın o kar beyaz namusunu katran kuyusuna çeviririm. Desdemona'nın yufka yüreğinden öyle bir ağ öreceğim ki, teker teker yakalanacak hepsi. (s. 57) Ölümüne sebep olan sevgilisine ölürken dahi sevgisini haykıran Desdemona ile aşkı tadacaksınız. Kahramanımız Othello'da Yazarın da dediği gibi kuşku uyandıran bir düşüncenin her ne kadar tatsız gelmese de zamanla insanı nasıl zehirleyebileceğine ve kıskançlığın insanı nasıl bir felakete sürükleyebileceğine şahit olacaksınız. "Önce akıllı uslu bir adamken, bir dakika sonra sersemin biri, çok geçme­ den de hayvanın teki olayım! Ne garip! İçki dolu her ka­deh lanetlidir, içindeki de şeytan." diyen Cassio ile içkinin şeytanın oyunlarına nasıl alet olabileceğini göreceksiniz. Yalan, iftira, para ve makam hırsı ve aklınıza gelebilecek her türlü nefsani arzuya yenilmiş İago ile insan nefsini dizginleyemeyen insanın ne kadar kötü şeyler yapabileceğine tanık olurken "Kötülüğün asıl yüzünü açıkça görebilmek için kötülük etmek gerekir." diyen kötü kahramanımız İago'nun yaptığı kötü planları aslında kendi gibi kötü düşünmeyenlerin de farkedemeyeceğini anlayacaksınız. Azı karar, çoğu zarar derler eskiler. İyi görünen şeylerin de fazlası zarar olabilir. Kıskançlık gereklidir, fazlası felaket olur.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma