Öncelikle nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Bu kitabı uzun zaman önce okudum ancak ne zaman aklıma gelse ya da herhangi bir yerde görsem bir süre gözlerim dalar ve düşünürüm. Zamanında okuduğumda beni çok etkileyen bir kitaptı. Hatırlıyorum, kitabı bitirirken sabah oluyordu ve ben bittiğinde camın kenarında ağlayarak dışarıyı izliyordum. Neyse kitaba geçelim,
Kitap sanacağınızın aksine Akhilleus’un ağzından değil, Patroklos’un ağzından anlatılıyor. Patroklos, zayıf, çelimsiz ve istenmeyen bir çocuk. Bir gün bir cinayet işliyor ve Akhilleus’un babası olan Kral Peleus’un krallığına yollanıyor. Akhilleus ile yolları burada kesişiyor ve asıl hikaye başlıyor. İlyada ve Odysseia okuyanlar hikayeye zaten hakimdir ancak Troya Savaşı zamanında yaşananları Patraklos’un ağzında bu şekilde dinlemek ayrı bir zevkti. Tavsiye ediyorum.