Şiir edebiyatın bereketidir
Dedem de bir garip çingeneydi
Ne güzel sesi vardı halbuki
İstese astronot da olabilirdi...
Küçük Bey havale geçiriyor
En yakın hastaneye ivedilikle sevk edilmesini arz ederim
İnsan dediğin zaten savaşların içinde yaşar
Bir fesleğenin başında bekleyip
Hayata dair ne doldurduysa tabaklarına...
Neredeyim ben?
Stratt yumruğunu masaya indirdi. "Kimin gitmek istediği umurumda değil. Kimin bu iş için en uygun olduğuna bakarım ben! Doktor Grace, kusura bakma ama sen bu göreve katılacaksın. Korktuğunu biliyorum. Ölmek istemediğini biliyorum. Ama katılacaksın."
"Sen aklını kaçırmışsın. Ben gidiyorum." Kapıya döndüm.
"Meknikov!" diye bağırdı.
Asker ustaca kapıyla arama girdi.
Stratt'e arkamı döndüm. "Şaka yapıyor olmalısın."
"Evet deseydin her şey çok daha kolay olurdu."
"Planın nedir?" Başparmağımla askeri işaret ettim. "Dört senelik yolculuk boyunca silah altında mı tutacaksın?"
"Yolculuk boyunca komada olacaksın."
"Öncelikle, fırlatmaya kadarki günlerini bir hücrede geçireceksin. Kimseyle konuşmana izin verilmeyecek. Fırlatmadan hemen önce, seni bayıltacak çok güçlü bir yatıştırıcı verilecek ve seni Soyuz'a bindireceğiz."
"Sence bu Yáo'yu birazcık şüphelendirmez mi?"
"Kumandan Yáo ve Mühendis Ilyukina'ya, kısıtlı astronot eğitiminden ötürü, fırlatma sırasında paniklemekten korktuğunu, bu yüzden fırlatma sırasında bilincinin kapalı olmasını yeğlediğini söyleyeceğim. Meryem Ana'ya bindiğinizde, Yáo'yla Ilyukina seni tıbbi yatağa yatırıp koma prosedürünü başlatacak. Ondan sonra da fırlatma için gerekli hazırlıkları yapacaklar. Tau Ceti'de uyanacaksın."
20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’ın yüzeyine indiler. Apollo 11 astronotları bu seyahatten önceki aylarda ABD’nin batısında Ay’a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızıldereli topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır:
“Bir gün eğitim esnasında astronot yaşlı bir Kızıldereliyle karşılaşır. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay’a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyilik yapmalarını ister.
Astronotlar “ne istiyorsun ?” diye sorar.
Yaşlı adam,”Kabilemdeki insanlar Ay’da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim.”
Astronotlar ”Mesaj nedir?” diye sorar.
Adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler.
Astronotlar “Bu ne demek?” diye sorar.
“Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemizle Ay ruhlarının bilebileceği bir sır,” der.
Üsse geri döndükelerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotların o kadar dikkatle ezberlediği sözlerin “Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler,” olduğunu söyler.