Kerbela sadece tarihte kalmış bir katliam değil; bir ahlak, vicdan ve karakter okuludur. İnsanların güç, para ve makam için inançlarını sattığı bir dünyada, boynunu sadece yaratıcısının karşısında eğenlerin destanıdır. Bugün bu tarihi okuduğunuzda yüreğinizde bu sızıyı hissediyor ve "Zalimin yanında olmaktansa hakkın safında dururum" diyebiliyorsanız, Hz. Hüseyin'in vermek istediği mesaj aradan geçen yüzyıllara rağmen asıl hedefine ulaşmış demektir.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitabın ortalarına kadar anlatım yavaş ve sıkıcı. Kitapta yer yer anlatım bozukluğu bulunmaktadır. Fantastik bilim kurgu roman türü ancak yer yer Netflix tv platformu gibi aniden karşınıza abartılı neredeyse pornografik bir anlatım karşınıza çıkıyor.
Yazarın bu kitabı yazarken kafasının çok karışık olduğunu hissettim. Hikayeye zenginlik katmak isterken karakterlerden oluşan bir aşure olmuş. Boş bir zamanınızda vakit gecirmek
isterseniz okumanızı tavsiye ederim
Yükseltilerin bu yer değildir dünyaya gelmek hüner değildir..
Sevgili arkadaşlar bu akşam size Afyon'un Saygın yazarlarından @mursideokluayhan hocamın #namıkkemalcanımkaldıafyonkarahisarda adlı kitabı yorumlamaya geldim... Buradan tüm edebiyat öğretmenlerine sesleniyorum Bu kitabı alıp önce kendiniz okuyun ve sonra öğrencilere okutup ödev olarak hazırlatin.. burada hem afyon'u tanıyacağız hem de Afyon'da bir kısım kalan Namık Kemal'i tanima fırsatı bulacağız..
1845 yılının Şubat ayında İstanbul'dan karahisar'ı saibeğe doğru atla arabayla yolculuk başlar. Kaymakamı yerine vergi tahsilinden sorumlu üst düzey devlet memuru olarak atanan Abdüllatif efendi yanında eşi mahdume hanım kızı Fatma Zehra hanım 5-6 yaşlarında olan torunu Mehmet kemal'le birlikte afyonkarahisar'a atli arabalarla gelirler..
Uzun bir yolculuktan sonra şehre ulaşırlar şehre girişte onları atlı süerler karşılar ve kalacakları konağa kadar eşlik ederler aile Karahisar sahipte üst düzey yöneticiler için ayrılmış 3 katlı görkemli tarihi bir paşa konağı'na yerleşirler.. Abdüllatif efendi öğle namazını kılmak için camiye gider evin kadınları ve hizmetleri yerleşmekle meşguldür bu kargaşa sırasında Mehmet Kemal evin bahçesinde ve çevresini keşfetmek için kaybolur..
Acaba Mehmet Kemal nereye gitmiştir??
Bundan sonrası tam bir hikaye. Mehmet Kemal'in kaleye çıkışıni, Avcı Mahmut adında biriyle tanışıp ona tahta at ve silah hediye edilişini, Mehmet Kemal'in sokakta bir kedi yavrusu bulup eve getirisini, Mehmet Kemal'in bir gün sokakta çamur oynayışıni, arkadaşı Süleyman'ın Söğüt dalından düdük yapmasıni, Mehmet Kemal'in karadut ağacına çıkıp dut toplayışını, bayramda büyüklerin el öpüp mendiller içinde harçlık dağıtısini, Mehmet Kemal'in mevlevihaneye girişini, annesinden 40 hatimli şifa aşure hazırlığını
Namık KemalMürşide Oklu Ayhan · Sinada Kitap · 20235 okunma
"Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum..."
Müthişti...
Kelimelerin kifayetsiz olduğu anlar vardır ya. Okuyup bitirdiğinizde muhtemel siz de bu anı yaşayacaksınız.
İhsan Oktay Anar'ın ilk okumasını yaptım ama başka bir boyut hissi yaşıyorum. Aşüre yerken hisettiğim bir tat var damağımda.
Keyifli okumalar.
Doğu Roma tarihi,masonluk,mitharizm, paralel evren,kuantum fiziği, aşk, bol Latince kelimeler, Arkeoloji Almanca şarkı sözü... Böyle bol bir malzeme basit bir kurguyla aşure gibi olmuş. Aslında konu ilgi çekici ama yazar sanırım entelektüel bilgisini göstermek için olsa gerek o kadar çok dala sıçramış ki konu dağılıp gidiyor. Üstelik bir de her sayfada Latince kelime ve dip notlari dikkati tamamen dağıtıyor. Kitap içinde ilginç bilgiler de mevcut ama bozuk kurgu ve anlam bütünlüğünün kaybolması bu bilgileri de örtüyor. Açıkçası ben pek sevmedim. Yazarın başka kitabını da okumayi düşünmüyorum.
꧁ঔৣ₭łⱤ₥łⱫł ₲ÜⱠⱠɆⱤ
Ç₳฿Ʉ₭ ₴ØⱠ₳Ɽ ☬ঔৣ꧂ 𝑪𝒆𝒚𝒅𝒂 𝑲𝒂𝒍𝒆𝒏𝒅𝒆𝒓
~~~ᴹᴱⱽˢİᴹ ᴮᴬᴴᴬᴿᴰᴵᴿ ᴬŞᴷᴵᴺ ~~~
Merhaba, bugün sizlere çok ama çok sevdiğim o serinin final kitabi ile geldim..
Öncelikle sevgili yazarımız Cey yüreğine kalemine sağlık. Böyle güzel,hayran olunası bir dönem ve aşk kurgusunu hiç bıkmadan, ilk kitaptan itibaren aynı heyecanla bize okuttuğu için teşekkür ediyorum.
Öyle bir serüvendi ki Alacalı ve Zümrüt ün hikayesi!
Eğer okumamış olanlar varsa şimdiden gözü kapalı tavsiyemdir. İyi ki okudum diyeceksiniz müthiş bir seri sizi bekliyor!
İlk kitaptan itibaren bizi dönemin içine çeken kurgusu ile kapıldık onların rüzgarına. Soylu zengin köklü bir ailenin içinde büyümüş olan Akın Vahit Tamtürk ün sıradan bir mahalleye taşınması ve kapısını aşure vermek için çalan Zümrüt Ayten ile başlayan çetin bir aşk hikayesi.Bu öyle bir aşk oldu ki, ne sosyal sınıflar ne de ülkenin içinde bulunduğu siyasal etkenlerin altında azaldı.
Aşklarının verdiği sınav oldukça zordu, her ayrılıklarında kalbim paramparça oldu. Hele Leyla o beni Zümrüt ile beraber bitirdi:))
Ama karşılaştıkları tüm güçlüklere karşı kalplerindeki sevgi katlanarak büyüdü araya giren ayrılıklar, üzüntüler,yalnızlıklar ve kayıplar onları birbirinden asla koparamadı.
Ve şimdi 'Mevsimi Bahardır Aşkın' mutluluğu en çok hak eden onlar için geldi. Üçüncü kitabın ardından tekrar ayağa kalkan çift ile mutluluğa kucak açıyoruz. Belki serinin başladığı andan itibaren onlarda görmek istediğimiz her şeyi bu kitapta yakalıyoruz. Harika bir düğün ile evlendiriyoruz ve hep hayal ettikleri İtalya ve Paris seyyahati rüya gibi geçiyor. Onların etrafında onları çok seven ömürlük dostları ile o çok istedikleri, evlat hasretiyle yandıkları günler de son buluyor. Onları anne baba olarak okumak o kadar keyifliydi ki...
Kalbimde bambaşka bir