Halk, başına kendi sardırdığı bu beladan kurtulmaya kalkışamazmış; çünkü sırça köşkün adamları, gezdikleri, dolaştıkları yerde, onun hiçbir kuvvetin yıkamayacağı kadar sağlam olduğunu söyler, saf kimseleri buna inandırır, inanmayanları ise bin bir zulüm, bin bir hile ile sustururlarmış.
Yok etmek sadece zorbaların ve cahillerin işidir. bir insan zekasıyla yenemeyeceğini anladığı anda ya şiddete başvurur ya paranın gücüne. birisi sizinle aynı fikirde değil diye onu yok edemezsiniz. medeni ve erdem sahibi insanlar böyle yapmaz. çok okuyan ve bilginin gücüne inanan her insan, sadece konuşma yolunu seçer. sizden olmayanları yok etmek yerine, bilginin ve fikrin gücüyle, sizin gibi düşünmesini sağlamalısınız.
Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum. kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. bunun sebebi herhalde, 'bu böyle olmayabilirdi!' düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
"Ama ya aşk?"
Hala o ideallere, ta uzaklardaki o dünyaya giderken yanında götürdüğünüz tüm o ideallere hala sahip misiz ? Hala bozulmadan duruyorlar mı ya da bazıları öldü yahut da solup gitti mi ?