Çay Edebiyatı Final Boss
Puan vermedi
Bir efsaneye göre çay edebiyatının görüldüğü ilk metin, bir hobbitin çukur evinde bulunmuş. Çayın kaynarken çıkardığı fokurdama seslerinde romantik bir anlam arayışına çıkılması ve çaya kavuşmanın dağlardan ve elf diyarlarından geçme serüvenlerine değecek bir uğraş haline gelmesi de ilk olarak bir hobbit çukurunda filizlenen düşüncelermiş. Sonra bu hikayeye Took soyu ufak dokunuşlar yapmış ve hikaye; yaşlı bir büyücü tarafından çayından mahrum bırakılmak suretiyle yolculuğa çıkarılan bir hobbitin çayın evrensel sıcaklığını uzak yollara ve farklı ırkların taştan şatolarına taşımasına, hatta ve hatta daha çok çay içebilmek için bir ejderhanın koruduğu hazineye göz dikmesine dek evrilmiş, Tolkien'ın kalemine konu olmuş. Çayın bu dünyayı dolaşan hikayesine eşlik etmesi için mağaralarda yaşayan, işi gücü şarkı söylemek olan ve fantastik soyunu ilelebet besleyecek olan ırklar yaratılmış. Neyse ne, Hobbit böyle doğmuş olmalı zannedersem. Hobbit'i okurken, kendimi ateşin başında Tolkien'ın hikayeyi anlattığı çocuklarından biriymişim gibi hissettim gerçekten. Hiçbir zamana ait olmayan, çimenlere şarkılar söylenen, maceraların ve savaşların dehşetengiz şeyler olmadığı, yalnızca ateş başı hikayelerini besleyen soylu meşgaleler olduğu bu tarz öyküleri çok seviyorum. Öyle ki okurken dedim ki keşke küçücük bir çocuk olsam ve ejderha ha uyandı, ha uyanacak diye endişelenerek benimle aynı endişeleri paylaşan dinleyici ortağıma sarılabilsem. Yani diyeceğim o ki, Hobbit hikaye anlatıcılığının çok samimi bir örneği gerçekten ve Bilbo, sen ne kadar tatlı bir mahluksun! Sırf daha az yük bindirdiği midillisi onu çayına daha hızlı ulaştırsın diye uğruna ejderha inine girdiği hazineden vazgeçen Bilbo, dünyanın hikayecilik tarihinde olmasaydı çay romantizmi bugünün öykülerinde böylesine
HobbitJ. R. R. Tolkien · İthaki · 202317,2bin okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200217 okunma
Reklam
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:55
"Papalagi" (veya orijinal adıyla Der Papalagi), Alman yazar Erich Scheurmann tarafından 1920 yılında yayımlanmış oldukça sıra dışı ve düşündürücü bir kitap. Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Kapitalizmin yaşatıldığı sekuler toplumu daha yakından tanımak için, modernliğin medeniyet diye pazarlandığı sistemi görmek istediğimizde tüm açıklığı gerçekliği ile "Papalagi" karşımızda. Kitap ismi ile iddialı ve dikkat çekici olduğu kadar, kısa olmasına rağmen yine de anlamlı, bakış açısı sunması, düşündürücü olmasıyla beni kendine çekti ve okurken içimden tebrikler sunduğum bir kitap oldu adeta. Özellikle Afrika Dramını okuyup bu konuda bir ders aldıktan sonra, kapitalizm ve demokrasi gibi, "Kur'an'ın da ifadesiyle; yaldızlı sözler" ile insanların nasıl kandırıldığını, insanların peşinden koştukları dünya ve içindeki nimetlerin aslında aracı iken nasıl yegane amaca dönüştüğünü anlatan ve yeniden anladığım çok güzel bir kitap. İnsanoğlu tabiatı gereği unutan, dalan, günaha meyilli bir varlık olması nedeniyle kendine hakikati anlatacak, yaşamının içindeki yaratılanların amacını hatırlatacak türden kitaplar okumaya muhtaç. Özellikle de mana ile maddenin yer değiştirdiği, anlam kargaşası yaşandığı, duyguların renginin kaybolduğu bir çağda, bir zaman diliminde Batıyı ve batının bize sunduğu ya da dikte ettiği kültürü, bugün özenilen o Avrupai yaşamın aslında arka planını çok güzel anlatan bir kitap ve her insanın okumasını istediğim, dili hafif bir kitap oldu benim için. Papalagi yani beyaz adam, sömürünün
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
10/10
·312 syf.·
2025 143. kitabı
Tam da aşk şiirlerini kendimden uzak tutmaya çalıştığım bir dönemde okuyorum seni. Ne yazık ki sen aşk şairlerinin en sultanısın. Acı, dramatik ve tutkulu bir aşkın/hayatın/şiirin içinden seslendiğinde, bu sesi işitmemek imkansız. İmkansızın şarkısını en güzel terennüm eden şiirlerinden sırtımı dönemedim. Bir kez daha açtığın çukura düştüm. Klasik edebiyatla dünya şiirine yön veren İran edebiyatının, modern şiirde de etkili olabileceğini gösteren ilk şairlerinden... Çalkantılı bir hayatıyla (erken evlilik, boşanma, oğlunun elinden alınması, yalnız yaşama, evli adama aşk), tutkulu bir aşkla (İranlı evli bir sinemacıya gönlünü kaptırmış, dışlanmış, yalnızlaştırılmış, içe kapanmış, kara sevdalı bir yürek) ve erken ölümüyle (trafik kazasıyla 32 yaşında vefat etmiş) gündeme gelse de Füruğ, modern şiirin önde gelen şairlerinden. Onu okumaktan çok keyif almadım maalesef beni mecnun etti :( Duygusal dengemi bozdu. O kadar etkili o kadar etkili bir şair. Her şiirinde üzerinde saatlerdir durulacak dizeleri var. Günlerce tekrar edilecek, uzun süre etkisinden sizi çıkarmayacak etkili dizeleri... Defalarca okuduğum şiirlerinin yanı sıra şiirlerinin tamamını ikinci kez okudum, yeniden çarpıldım. Ne var şiirinde? Arzu var, tutku var, heves var, yalnızlık var, isyan var, aşk var, şiir poetikasıyla isyan var (klasik divan edebiyatı sınırlarına isyan, kafiyeli yazıma isyan), yerleşik kültürel düzene isyan var, Hafıza, Ömer Hayyam'a selam var, duvarı aşma girişimi var, pencerelerden bakma çocuksuluğu var, içsel dram var.... Yeniden Doğuş'a kadar şiirleri daha ziyade bireysel dramı var (aşk, tutku, heves dolu şiirler). Bu kitabıyla, daha farklı konuları da şiirine taşımış. En sevdiğim şiirleri yazılış sırasına göre şunlardır: Gece ve Heves, Rüya, Hercai, Tutsak, Günah, Hasret,
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,858 okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2022 40. kitabı
Sineklerin Tanrısı (Lord of the Flies), İngiliz yazar William Golding’in 1954 yılında yayımlanan ilk romanıdır. Golding, bu eserle büyük bir üne kavuştu ve 1983 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Kitap, 20. yüzyılın en önemli ve en çok okunan klasiklerinden biri kabul edilir. Bir nükleer savaş sırasında İngiltere’den tahliye edilen bir grup İngiliz okul çocuğu, uçaklarının düşmesi sonucu ıssız bir tropik adaya mahsur kalır. Yetişkinlerin olmadığı bu adada çocuklar, kendi toplumlarını kurmaya çalışır. Başta Ralph önderliğinde medeni kurallar (konuşma sırası için deniz kabuğu/conch), ateş yakma, barınak yapma gibi düzenler oluşturulur. Ancak zamanla korku, güç mücadelesi ve içgüdüler devreye girer ve grup yavaş yavaş vahşileşmeye başlar.Kitap, “İnsan doğası temelde iyi midir, yoksa uygarlığın ince kabuğu altında vahşi bir hayvan mı yatar?” sorusunu sert bir şekilde sorgular. Ana Temalar Uygarlık Vahşilik: Toplum kuralları olmadan insanın nasıl hızla ilkel hale gelebileceği. İktidar ve Liderlik: Ralph (demokrasi, akıl) ile Jack (güç, avcılık, korku) arasındaki mücadele. Masumiyetin Kaybı: Çocukların giderek daha şiddet dolu ve acımasız hale gelmesi. Korku ve Bilinmezlik: “Beast” (canavar) motifi – korkunun dışarıdan değil, insanın içinden geldiği fikri. Sembolizm: Deniz kabuğu (Conch): Düzen ve demokrasi. Domuz başı (Lord of the Flies): Şeytan, çürüme ve içimizdeki karanlık. Ateş: Hem medeniyet (sinyal ateşi) hem de yıkım aracı. Neden Önemli? Golding, II. Dünya Savaşı’nda donanmada görev yapmış bir yazardır. Savaşın ve insanlığın yaptığı kıyımların etkisiyle, “İnsan kötüdür” ya da en azından “kolayca kötüye dönebilir” görüşünü bu alegorik romanla ifade eder. Kitap, hem gençler hem yetişkinler tarafından okunur; lise ve üniversitelerde edebiyat derslerinde sıkça
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Reklam
Reklam