Efendileri Papaya Karı Korosuyla Şarkı Söyletenler
Haddizatında Ekber bir akıl fukarası, basiret ve iz'an yoksunudur. Sağlam itikadını bozmuş, sonra hak dini bulamamıştır. "İki sürü arasında kalmış şaşkın koyuna benzeyen munafık" gibi, dinler arasında dolaşıp durmuştur hayatı boyunca. Yine aynı müellifin ifadesiyle Ekber, uzaktan yakından tanıdığı her din ile temas etmiş, her dinin zevkini tatmaya çalışmış, kâh kıbleye yönelerek namaz kılmış, kâh ateşler yaktırarak ateşe ve güneşe tapmış, bazen dünyadan el-etek çekmeyi tavsiye edenlerin yolunu tutmuş, bazen cizvit papazların telkinlerini dinlemiş, bazen Budda'nın müritleriyle e ve dervişleriyle, ara sıra Musevilerin Hahamlarıyla, zaman zaman da Sihlerin "guru"larıyla düşüp kalkmıştır.
Sayfa 53·Kitabı okudu
İslâm Dini
Onu omuzlarından yakalamak istedim. Ne yaparsan yap, demek istedim, aşırı mutlu olma. O zaman başından aşağı ateşler yağar. Bir şey söylemedim, bıraktım dans etsin.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Onu omuzlarından yakalamak istedim. Ne yaparsan yap, demek istedim, aşırı mutlu olma. O zaman başından aşağı ateşler yağar.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Hep sağlıklı olup ölmemem gerekir
"Hele yaramaz bir kız çocuğu. Sen kötü kimselerin öldükten sonra nereye gittiklerini bilir misin?" Ben hemen bilinen karşılığı yapıştırdım:"Cehenneme giderler" -"Ya, cehennem nedir? Bunu biliyor musun?" "İçinde ateşler yanan bir uçurum." -"Bu uçurumun içine düşüp sonsuza dek yanmak ister misin?" "İstemem efendim." -"Öyleyse cehenneme gitmemek için ne yapman gerekir?" Bir an düşündüm. Yazık ki sonunda verdiğim karşılık beğenilmedi: "Hep sağlıklı olup ölmemem gerekir."
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Alıntı
İSYAN..
Emre daima itaat etmeye alışmış bir zabit olarak "isyan" keli­mesinden son derece ürküyordu. Bütün bunlar işlerin kötü git­tiğine delaletti. Kumandanların çekişmesi demek, memleketin beyin humması, nefes darlığı hastalıklarına tutulmuş olması de­mekti. Aynı zamanda beyin hummasına, nefes darlığına tutul­muş, ateşler içinde, kıvranan bir vücudun "yumrukları" -Yani orduları dövüşsün bakalım, nasıl dövüşecekse ... Balkan harbinden beri hep aynı dert! Rumeli-Anadolu ayrılı­ğı... İttihatçı- İtilafçı ayrılığı ... Müslim-gayrimüslim ayrılığı... Se­ferberlikte, ordudaki Alman-Osmanlı çekişmesi... Türklük­ Araplık davası... İşte nihayet Çerkezler... Adil Usta bütün bun­ları getirip paraya bağlardı. Acaba haklı mı Adil Usta? Rumeli tüccar, Anadolu derebeylik imiş. İttihatçılarla İtilafçıların boğaz­laşması, "Kârı ben alacağım, sen alacaksın!" üzerine ... Ermeni katliamı, işlerin cephelerde kötü gitmesi üzerine milleti yağma ile avutmak için bulunmuş bir çare. Taşnaklara gelince: Onların maksadı, Ermeni esnaf ve tüccarlarının kazançlarını emniyet al­tına almak ... Arapları bize arkadan kim hücum ettirdi? İngiliz al­tını değil mi? Şimdi de Etem Bey suyun başını kesmek, orada oturan Mustafa Kemal Paşa'yı def edip yerine yerleşmek istiyor. "İyi ama, bunların sırası mı arkadaş? Bir kere önümüzdeki işi bi­tirelim!"
Sayfa 312 - İthaki Yayınları, Mahir Efendi,·Kitabı okuyor
Roman
Ne yaparsan yap, demek istedim, aşırı mutlu olma. O zaman başından aşağı ateşler yağar.
Sayfa 140·Kitabı okuyor