sonra çok güzel bir şiir yazdım: "sevgilimi bir saat görmeyince/ bir yıl görmedim sanırım/ yaşamaktan nefret eder/ 'bu yaşamak mı?' derim." puşkin'in bir eseri olmalı. akşam, paltomu sırtıma taktım, ekselanslarının evine doğru yürüdüm. belki kapıdan çıkar ve arabaya binerken onu bir kez daha görürüm diye çok bekledim. tek istediğim onu bir kez görmekti fakat gelmedi.
acı duymuyordum, açlığım acımı uyuşturmuştu. bunun yerine, kendimi pek hoş şekilde, çevremdeki her şeyle ilintisiz boş hissediyor, kimse tarafından görülmeyişime memnun oluyordum. ayaklarımı kanepeye uzattım, arkama yaslandım; inzivamin olanca tadını en iyi böyle çıkarıyordum. gönlümde tek bulut yoktu, tek rahatsızlık duygusu, düşüncelerimin eriştiği ölçüde, gerçekleşmemiş tek arzu ya da heves yoktu. gözlerim açık yatıyor, benliğimden sıyrılmış bir halde kendimden uzaklarda olmanın sefasını sürüyordum.