Sanatçının kendi yarattığı dünyayı yok etme hakkı var mıdır?
Puan vermedi·504 syf.··
2026 8. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 23:36
Kafka veremden ölüm döşeğinde yatarken en yakın arkadaşından yazdığı her şeyi yakmasını istemişti. Bu onun son vasiyetiydi ama arkadaşı ihanet etti. Bütün yazdıkları ölümünden sonra basıldı. Bu sayede onu tanıdık ve Kafkaesk kavramı edebiyata girmiş oldu. Vergilius Maro ise Romalı bir şairdir. Topluma mal olmuş ünlü şiiri Aeneis'in öldükten sonra yakılmasını ister. Aslında her iki yazarda da benzer olan tamamlanmamışlık hissiyatı ve yazdıklarının mükemmel olmaması inancıydı. Vergilius sanatın ve yazdığı şiirin, topluma bir katkısı olmayacağını düşünmüştür. Kafka ise yazının bireysel olarak onu dünyadan kopardığına inanır. Hem yazısız yapamaz hem de tükenir. Ortak paydada bir eser yaratıcısını tükettiği anda, yaratıcısı giderken eserini de yanında götürmek ister. Hermann Broch bize Vergilius'un son 18 saatini anlatır. İmparator Augustus ve dostları, eserini yakmaması konusunda onu ikna etmeye çalışır. Yazar bunu bize aktarırken bilinçakışı tekniğiyle bizi uzun ve sarmal cümlelere maruz bırakır. Ölüm döşeğindeki yaratıcı bir şairin beyninden ve ruhundan dökülenleri şiirsel bir boyutta verir. Okuması ve takip etmesi zor ama bana göre her nitelikli okurun deneyimlemesi gereken bir kitap. Yazar, şairin ölüme doğru olan yolculuğunu aktarırken sanatı ve eseriyle ilgili düşüncelerini dört bölüme ayırarak vermiştir. SU (Varış ve Akış): Vergilius son saatlerini geçireceği Brindisi kentine su üzerinde bir gemiyle gelir. Su hem yolculuktur hem de şiirinin o zamana kadarki akışıdır. ATEŞ (Yıkım ve Arınma): Ateş, Aeneis'in yok edilme arzusudur. Mükemmeliyetçiliğin getirdiği o yakıcı "yetersizlik" hissi. Vergilius sanatın, ölümün gerçeği karşısında "yanıp kül olması" gerektiğini düşünür. TOPRAK (Mülkiyet ve Kalıcılık): Eserin sanatçıdan kopup "dünyaya" ve topluma kök saldığı
Felsefe
Vergilius'un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2012471 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 11:58
Jerry Toner’ın Antik Dünya’sını bitirdim. Toner klasik tarihçi. Ama İskender yazmıyor, Augustus yazmıyor. Roma’nın görünmez insanlarını yazıyor; çalışanını, kölelerini, sokaklarını. Bu tercih göründüğünden daha cesur. Çünkü sıradan insan arşiv bırakmıyor. İskender kendi propagandasını bırakıyor arkasında; zafer yazıtları, heykeller, tarihçiler. Ama Roma sokaklarında yaşayan biri bırakmıyor. Toner mezar taşlarını, grafitileri, çöpleri kazıyor. Sessiz insanların tarihini parça parça birleştiriyor. Kitabı okurken burnuma gelen şey Stoa’nın soğuk bilgeliği değil, o sokakların kokusu oldu. Bir uygarlığı yalnızca zirvesinden okursak ne kaçırıyoruz? Jerry Toner Antik Dünya: Aklayakın 3
Felsefe-Düşünce
Antik Dünya: Aklayakın 3Jerry Toner · Domingo Yayınevi · 2019109 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·560 syf.··
2026 7. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 15:07
İskenderiye Dünyayı değiştiren şehir İslam Issa Antik Mısır’da domuz yemek yasak. Pis hayvan kabul ediliyor. Yoldan geçen biri domuza dokunursa nehir yıkanması gerekiyor hem de elbiseleriyle. Domuz çobanlarının tapınaklara girmesi yasak Eskiden gümüş daha değerli ve daha nadirdi Helen, Zeus ve Sparta kralının kızı, dünyadaki en güçlü kadın İskender , Aristo’nun öğrencisi. Aristo Platon’un öğrencisi İskender, Aristo’yu kendi babası gibi seviyor İskender, uzun ve ortadan ayrılmış saçları, traşlı yüzü ile döneminde farklı idi Halka açık küvetler vardı. Erkekler soğuk suda yıkanırdı. Kadınlar sıcak su Amazon kadınları, savaşçı kadınlar, erkeklerle kısa süreli cinsel ilişki yaşarlardı. Erkek çocuk olursa ya babaya verilir ya da öldürülürdü. Kız olursa gruba katılırdı. Amazonların lideri Thalestris, güçlü bir varis doğurmak için 13 gün İskender ile birlikte oldu. İskender, 16 yaşında babasının yerine Makedonya’nın lideri oldu Persler, antik dünyanın ilk süper gücü İskenderiye’den (Akdeniz) Hint Okyanusu’na bağlanan (Kızıldeniz) Firavun kanal sistemleri vardı İskender’e tanrının (Zeus) oğlu deniyordu Nil taştığında sular kanallar ile sarnıçlara doldurulurdu. Hem sorun olan taşkın çözülmüş hem de su sağlanmış olurdu. Bin sarnıç şehri İskenderiye Her evin tatlı su sarnıcı vardı İlk hayvanat bahçesi ve botanik bahçe İskenderiye’de İskender en az 8 kere yaralandı. Savaşlarda İskender gece içki ve alemleri severdi. Hipokrat şarabı ilaç kabul ediyordu İskender M.Ö 323’de Babil’de öldü 32 yaşında İskender yerel halka hoşgörü gösterirdi İskenderiye Pharos deniz feneri en az 117 metre yükseklikte Mumya hazırlama, organlar çıkarılıp kurutulur, vücut şarap ve baharatlarla durulanır, ceset tuzla kaplanırdı. 40 gün sonra ceset doldurulur. 70 günde mumya lahite yerleştirilirdi. Aristo’nun
İskenderiyeIslam Issa · Timaş Yayınları · 20251 okunma
Hanedan - Caesar'ların Tarihi
8/10
·458 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 15:31
Rubicon ’dan sonra serinin ikinci kitabı. Sezar – Claudius hanedanlığını yüzyılı aşan hükümdarlığını okuyoruz bu kez. Hanedanlığın sıralamasını şu şekilde özetleyebiliriz: Julius Caesar-> Augustus-> Tiberius-> Caligula-> Claudius-> Nero Serinin ilk kitabı Julius Caesar ve Augustus ile alakalı epey malumat içermekteydi. Hanedan’da ise Tiberius, Caligula, Claudius ve Nero’nun hüküm sürdüğü dönem irdeleniyor. Taht mücadeleleri, entrikalar, suikastlar, darbeler, komplolar, ihanetler, katliamlar, ilişikler…Kitap bunlarla dolup taşıyor. Gücü, iktidarı elde tutmak için anne, eş katlinin bile mübah olduğu bir yapı…Ortada bir senato var ama onlar da varla yok arası. İşlerine gelmediği zaman imparator devirmek için komplo kuruyorlar, yakalanmazlarsa ne ala, yakalandıklarında ise intihar haysiyetli bir ölüm olarak görülmekte. Aşırı gücün getirdiği zehirlenme, herşeye muktedir olma, kişiyi sapkınlığın ve acımasızlığı doruklarına sürüklediğini kitabı okuyunca bir kez daha anlayacaksınız. Güç sarhoşluğu ne anne dinliyor ne de evlat. Önüne geleni ezip geçiyor. Gücün sadece imparatorları zehirlediğini düşünmeyin. İmparatorların eşleri, anneleri de en imparatorlar kadar gücün tutsağı olmuş durumdalar. Livia, Agrippa gibi kadınlar da iktidarın çekiciliğine kapılıp türlü entrikalarda yer almışladır. Komplosu ya da enrikası açığa çıkan kadınlar ise idam edilmiyor, sürgüne gönderiliyordu. Sürgün demek açlık yoksunluk demek bu arada. Açlıktan ölen birçok hanedan mensubu var. Bu seri gerçekten çok başarılı. Ancak yazım hatalar, anlatım bozuklukları can sıkmakta. Kronik Yayınlarına rica ediyorum; bu değerli eserleri basıma vermeden önce güzelce okuyun, hataları düzeltin. Cidden bu hatalar nahoş bir tat bırakıyor okurun kafasında.
Tarih
HanedanTom Holland · Kronik Kitap · 20254 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2026 39. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 02:00
Bir Şairin Son Nefesinde Yaktığı ve Yakamadığı Şey Hani bazı kitaplar vardır, okurken seni yavaş yavaş boğar. Yavaş yavaş mı? laf... Resmen boğuyor, boğuluyorsun ve arada ulan dur bir nefes alayım diye yakarıyorsun. Kitabı bitirdim demek bile yalan, bitmiyor. Bitse de içinde kalıyor. Tuhaf bir boşluk, aynı zamanda tuhaf bir doluluk… Sanki biri ruhumu kaptığı gibi Brundisium limanındaki o hasta odasına fırlatmış, kapıyı da üstüme kilitlemiş. Hâlâ oradayım, Vergilius’la birlikte terliyorum resmen. Kitabımız dört bölümden oluşuyor: Su, Ateş, Toprak ve… tahta; şaka şaka, Hava. Broch’un dili o kadar yoğun ki, ilk 50 sayfada bu ne lan, ben mi aptalım yoksa yazar mı fazla? diye isyan bayrağını göndere çektim. Sonra birden akışa kapıldım ve fark ettim ki, ben de Vergilius’la aynı teknedeyim. Hem de batmak üzere olan teknede . Batıyoruz kaptan...;) Vergilius, Aeneis’i yazmış büyük şair. Augustus’un emriyle Roma’nın resmî destanını dökmüş ortaya. Ama ölüm döşeğinde birden “bu eser yalan, eksik, hatta bayağı tehlikeli” diye fark ediyor. Yakmak istiyor. Yakmak, silmek, baştan başlamak… O sırada Augustus kapıda beliriyor: “Hayır, bu; imparatorluğun temel taşı, yakamazsın.” İşte o anda roman patlıyor. Şairle imparatorun, sanatla iktidarın efsanevi kapışması başlıyor. Biri “eserimi yok edeceğim” diyor, diğeri “yok edersen seni de yok ederim” der gibi bakıyor. Keyifli bir sahne doğrusu. ;) Broch’un Vergilius’un iç monologlarını kurduğu uzun, soluksuz paragraflar… Ah evet, evet, o paragraflar insanı delirtiyor. Sayfalarca süren, noktalama işaretlerini esirgemeyen cümleler....İnsanın zihninin kendi içinde nasıl çürüdüğünü, kendi yarattığı güzelliğin altında nasıl ezildiğini iliklerine kadar hissettiriyor. “Bir destan yazdım diye imparatorluğu kutsadım, köleliği, savaşı, kanı
1000Kitap
Vergilius'un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2012471 okunma
9/10
·133 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 01:24
"Stoacı İmparator", "Filozof İmparator" gibi sıfatlarla anılan Marcus Aurelius Antoninus Augustus'un 169 sonları 170 başlarında kuzeye, özellikle Tuna Nehri boylarındaki Germen ve Marcomanni kavimleri üzerine çıktığı seferde yazmaya başladığı ve içselleştirdiği, kendisine yön veren düşünceleri dışa vurduğu bir eser olan Kendime Düşünceler, Stoacı düşüncenin en tanınmış eserlerinden biridir. Özellikle Roma Stoası açısından büyük bir öneme sahiptir. Eserde imparatorun, Stoacılara "farz" bilinen şeyleri yapmadığına yönelik özeleştirileriyle dalaylı yoldan karşılaşırız. Kimi zaman da dalaylı aktarırula tavsiyelerini ve kendi düşünce yapısını görürüz. Kendinden çok sonraki kuşaklara, kilise düşünürlerine ve Rönesans'a da temel olacak bu metin, Stoa felsefesinin anlaşılması açısından günümüzde de çok değerli bir kaynak sayılmaktadır
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma