"...Artık bir umudum kalmadığı için aklımı başımdan alan korkuların birçoğundan kurtulmuştum. Önceleri sinirlerimin o kadar gerilmesine içimde beslediğim boş umutlar neden olmuştu."
"...keskin, parlak baltanın azıcık daha alçalınca göğsümü yarıp geçeceğini düşünmek bütün sinirlerimi geriyor, beni tir tir titretiyordu. Umut neden oluyordu buna, sinirlerim onun yüzünden geriliyordu –ben onun yüzünden büzülüyordum.
Umut –her türlü işkencenin üstünde, ötesinde olan umut– engizisyon zindanlarında ölümü bekleyenlerin kulağına bile kurtuluşu fısıldayan umut!"