#okudumbitti #11
9/10
·318 syf.··
2026 15. kitabı
Bir cinayet, altı yıl önce Afrika'da yarım kalmış bir hayatta kalma mücadelesiyle nasıl bağlantılı olabilir? Diriliş, bu sorunun peşinden ilerleyen ve cevabını okuru sürekli şaşırtarak veren bir roman. Hikâye, usta bir avcı ve tahnitçi olan Leon Gott'un vahşice öldürülmesiyle başlamaktadır. Olay yerindeki ayrıntılar, bunun sıradan bir cinayet olmadığını daha ilk andan hissettirmektedir. Dr. Maura Isles'ın fark ettiği benzerlikler, dosyayı geçmişte çözülemeyen cinayetlere bağlarken soruşturma, beklenmedik şekilde yıllar önce Afrika'da kaybolan bir safari grubuna uzanmaktadır. Roman, bir yandan Boston'daki cinayetin izini sürerken diğer yandan Afrika'da yaşanan ölüm kalım mücadelesini anlatmakta ve bu iki anlatıyı ustalıkla aynı noktada buluşturmaktadır. Gerritsen'in bu romanda en başarılı olduğu nokta, Afrika bölümlerinde doğanın acımasızlığı ile insanın ilkel içgüdülerini karşı karşıya getirirken, Boston'daki soruşturmada medeniyetin ardına saklanan kötülüğü sorgulamasıdır. Böylece roman, av ve avcı kavramlarını sürekli yer değiştiren güçlü bir metafora dönüştürmektedir. Önceki kitaplara kıyasla aksiyonun daha yoğun hissedildiği Diriliş, farklı zaman ve mekânlarda ilerleyen kurgusuna rağmen ritmini hiç kaybetmemektedir. Her bölüm, iki hikâye arasındaki bağı biraz daha görünür kılmakta ve finale ulaşıldığında hiçbir ayrıntının tesadüfen yerleştirilmediği anlaşılmaktadır. Benim için Diriliş, sürprizlerle dolu kurgusunun ötesinde, insanın sınırlarını zorlayan koşullarda nasıl değişebileceğini de düşündüren etkileyici bir romandır.
Edebiyat
DirilişTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20253,587 okunma
Puan vermedi·664 syf.·
2026 41. kitabı
Selamlar; Jared Diamond insanlık tarihinin gelişimine farklı bir gözle bakıyor. Okuyucuya sorduğu soruların başında bazı toplumlar gelişirken neden bazı toplumlar geride kaldı. Örneğin Amerikan yerlileri ok ve mızrak kullanırken neden Avrupalılar barut kullanacak kadar ilerlediler. Yazar toplumları şekillendiren teknolojik alt yapının yanında hastalıkların da insanlık tarihine etkisini sorgular. Başka bir dikkat çeken nokta ise insanların avcı-toplayıcılıktan nasıl yerleşik düzene geçtikleri, bazı bölgelerde hayvanların ve bitkilerin daha yoğun şekilde evcilleştirilirken bazı bölgeler bu konuda neden kısır kaldı. Ve tabii gerek insanların yerleşik düzene geçmesi gerekse bitki ve hayvanları evcilleştirmesinin yayılma hızı ve şekli kitabın sorduğu sorular arasında. Kitabı okurken tüm bu tezlerin bazılarına hak verecek belki bazılarını saçma bulacaksınız ama kitap bittiği zaman insanlık tarihine daha farklı bakacağınız kesin. Son olarak bir araştırma kitabı olsada kitap okurken yormayan ansiklopedi dilinden uzak okuyucuyu kendine bağlayan bir dille yazılmış. Kitapla kalın sağlıcakla kalın:)
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
Reklam
5/10
·224 syf.··
2026 94. kitabı
Bi hevesli hevesli, ballandıra ballandıra övülen kitaplardan biri daha. Bakalım övdükleri kadar var mı? Hikaye 2 adamın alkollü halde yasadışı av gezintisine çıkışıyla başlıyor. Bu adamları ben niye okuyorum? Orta yaş sendromuna girmiş, sapık tipleri andırıyor diye düşünürken pat 30 boş sayfa ile karşılaşıyorum üstelik yırtılmış. Tamamen baskı hatası. Neyseki okuyan arkadaşım var ve onu arayıp o arada neler olduğunu üç cümleyle bana anlatınca, 30 sayfanın sadece betimlemeden oluştuğunu anlıyoruz. Kayıp değilmiş. Derken sahneye arka kapağın vaat ettiği o şapşal gençler giriyor. Tuzaklarla dolu, kabuslarımla kapışır mekan düzeniyle hepsinin ruhuna Fatiha okuyoruz. Korktuk mu? Nayır. Sonra sahneye tüm bedeni korkunç derecede bozulmuş bir kadın giriyor. Ve bu kadın, o grupta hayatta bıraktığı tek kişiyi alıp götürüyor. Merak etmeyin yamyam değil. Rapunzel konseptine uyan şeyler yapıyor. Aslında orijinal Grimm masallarınınhiçbir versiyonu mutlu değil. Aksine hepsi korku doludur. Aslında yazarın yaptığı orijinaline uygun olarak yeni nesil uyarlama yapmak olmuş. Korkmadım, gerilmedim ama tiksindim. Hele o avcı... İğrenç şey. Sonuç: övdükleri kadar yok. Beğenmedim. O kanlı sahneleri okurken muffin yiyordum haberiniz olsun. Tiksinti oluşturmak amacıyla yazılmışsa doğru yolda. Saçma sapan da bitti zaten. İyice sinir oldum. Seri birbirinden bağımsız ama yine de okumayacağım. Bu arada +25 üzeri okusa daha iyi olur.
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025227 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2026 29. kitabı
Resimlerde Pamuk kirlenince tanınmayacak hale gelmemişti. Ama çiftlik hayvanları yani arkadaşları onu neden tanımadı? Kuşların sinir duygusunu bilirim. Ve çok kızmışlar. Bahçemize izinsiz girdiler diye. Ve de kabarmışlar ve tıslamışlar. Kitabı çok beğendim. Siz de bulup okuyabilirsiniz. ( 7 yaş Zehra)
Pamuk KarardıKoray Avcı Çakman · Kırmızı Kedi Yayınları · 201685 okunma
Puan vermedi
Buralarda yeniyim ve bu benim ilk yazım olacak. Hatalar ve yanlışlıklar varsa görmezden gelin. İncelemem spoiler içeriyor bunu bilerek okuyun lütfen. Yaşar Kemal bu romanda klasik tragedyayı roman haline getiriyor. Bunu yaparken iki temel tragedya olan  Oresteia ve Kral Oidipus ’u birleştirip günümüze taşıyor. Romandaki Hasan karakteri Oidipus ile Orestes arasında gidip geliyor: İçi Oidipus ama dışsal olarak toplum ve gelenek tarafından Orestes olmaya zorlanıyor. Yaşar Kemal böylelikle tek bir göğüste iki karşıt duyguya sebep oluyor. Romanda modernizme dair hiçbir şey geçmese de, hikâye arkaik bir metin gibi görünse de son derece modern bir romandır. Çünkü Yaşar Kemal Yunan tragedyadan farklı bir ahlaki çıkarımda bulunuyor. Oresteia ’da ana katili Orestes mahkeme tarafından aklanır. Ama bu romanda son öyle bitmiyor. Romanın başında annesine düşkün, iyi bir çocuk olan Hasan; sonra hayvanları öldürmeye, kuş yuvalarını bozmaya başlar. Yani doğayı (anne motifini) karşısına alır, maddeye indirger. Hikâyenin sonunda bütün zenginliğini, statüsünü borçlu olduğu bir araç haline getirir (kapitalizm eleştirisi). Hasan toprak ağası olur ama bazen portakal çiçeklerinin kokusu burnuna geldiğinde yüreği sızlar ve yitirdiklerini hatırlar. Yaşar Kemal, klasik tragedyaların en temel motifleri olan ve modernizmin de bilinçaltı olan baba katli, anne katli ve anneye düşkünlük üçgenini ataerkil düzeni eleştirmek için kullanır. Romanın modernliği, modernizmin ikiliğinde saklıdır. İkilik şudur: Hasan’ın annesini öldürmesi gerekir. Çünkü o, babasının oğlu olarak son derece aydınlanmacı ve Platonik bir geleneğin taşıyıcısıdır. Bu gelenekte kadının adı yoktur. Kadın birey değildir, sadece kuluçka makinası olarak görülür. Aynı zamanda Hasan bir gelişim romanı kahramanı olarak annesini
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Diriliş
Puan vermedi
Hayranım… kalemine, araştırmalarına, incelemelerine, hayal gücüne, kurguna. Bir kitapta hayran olunacak ne varsa hepsine. Tess Gerritsen serisinin sondan bir önceki kitabıyla geldim arkadaşlar. Polisiye gerilim okumayı sevenler bir başlayın kitaplığınız en güzel yerinde sergileyeceksiniz bu kitapları. Şiddetle tavsiyemdir. Kitaba gelecek olursak her zamanki olay örgüsü ve geçişleriyle yine tek solukta okuyacağınız harika bir iş çıkmış ortaya. Afrika’dan, yabani hayattan, büyük kedilerden (başını okşayabildiklerimizden değil:)) 6 yıl öncesine uzanan bir hikaye. Olay avcı ve tahnitçi olan Leon Gott’un evinin garajında karnından deşilerek ve katilin imzasını attığı 3 paralel çizgilerle kendini ele veren bir cinayetle başlıyor. Leon Gott hayvanseverlerin düşmanı, Avcıların ve meraklılarının gözdesi, 6 yıl önce Okavango deltası, Botswana’da oğlunu kaybeden bir baba. Vahşi kedilerin tüyleri, hayvan yaşamı, çizikler ve 6 yıl önceki herkesin öldüğü- dürüldüğü Safari kampında sağ çıkan Millie! Her şey birbiriyle mükemmel bağlantılı ve asla tesadüf değil. Kitabın başından beri katilin Johny olduğuna inandırılanlardan olmayın katil hep yanıbaşımızda. Bağlayın kemerleri soluksuz bir maceraya son hızla düşüyoruz..
DirilişTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20253,587 okunma
Reklam
Reklam