İnsanın eşi benzeri görülmemiş ve son derece mantıksız bir şekilde yıldırıldığında en basit inancı konusunda bile bocalamaya başlaması ender görülen bir durum değildir. Hatta çok gariptir ama belli belirsiz de olsa, bütün haklılığın ve bütün doğruluğun karşı tarafta olduğundan kuşkulanmaya meyleder. Derken, eğer etrafta ilgisiz birileri varsa, kendi aksayan aklına takviye olsun diye onlara döner.
• Beğendim Toplum: "Like" (beğendim) butonu günümüzün ağrı kesicisi ve dijital oy pusulasıdır.
• Selfie Bağımlılığı: Bu bir kendini sevme değil, yalnızlaşmış bireyin narsistik boşluğunu sergileme çabasıdır
• Influencerlar: Neoliberal iktidarı içselleştirmiş, tüketime dayalı kurtuluş vadeden yeni çağın "rol modelleri" ve "guruları"dır.
• Depresif Özne: Sürekli performans sergileyen ve sadece kendi yankısını duyan narsist özne, sonunda kendi içinde boğularak depresyona sürüklenir.
Byung-Chul Han
Tractatus'u düz bir felsefe eseri olarak okursak, ana fikirleri şunlardır. Dil ve gerçeklik arasında yapısal bir izomorfizm (biçimsel özdeşlik) vardır ve bu izomorfizm dilin gerçekliği temsil etmesi ya da gerçeklikle ilgili olması için gereklidir. Dil gerçekliği temsil ettiğinden, dil ve gerçeklik aynı biçimi paylaşmalıdır.