Varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselemediği bir esrime hali vardır. Hayatın yaman çelişkisi odur ki bu kendinden geçecek kadar coşma hali, insanın en hayat dolu olduğu ve yaşadığını tamamen unuttuğu anda gelir. Bu vecd, bu yaşadığını unutma hali sanatçıyı etkisine
aldığında aşk oduyla içini dışarı taşırır; askeri etkisine aldığında cephede savaş çılgınlığına sürükleyip düşmana aman vermeyi unutturur.
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu
Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik cağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam tersi istikamete.
Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu "kişisel gelişim" kitaplarının bağırıp durduğu "İstersen yaparsın!" sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi, "istemek" kavramı, "dilemek"ten ve "hayallere dalmak"tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.
Kornasını ötekilerden başka öttüren bir şoför, çekicini başka ahenkle sallayan bir demirci bile ikinci gün kendi kendini tekrarlıyordu. Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu. Ne kolaydı onlara uymak!