Aybüke Toptaş

Aybüke Toptaş
@aybukeetoptas
Aybüke Toptaş
Ben buradan bakarım bir sır gibi kapanan geceye. Susmayı ne kadar seviyorsam o kadar severim ışıklara bakmayı. Tüm lambalarımı söndürür bir sitem gibi otururum. Belki küçücük bir mum, arada bir. Geceye yenilmemek için mi, geceyi çoğaltmak için mi, kim bilir... Yalnızlığın simsiyah gözleriyle bakarım. Dünyada ne kadar ayrılık varsa son sözlerini büyütür büyütürüm. Ey karşılıksız içtenlik, her aşkın üzerinde oturduğu kaide sensin, bilirim. Heykellere taş çıkartırım desem yeridir. Gün ışığının önemli kıldığı ne varsa silinir gider. Yüksek sesle söylenenleri de söylediklerimi de anımsamakta güçlük çekerim. Bunun üstüne çok düşündüm. Susarak ya da koşarak yaşadıklarımız, payını bizden geceleri alıyor sanırım. Kalabalığın yarattığı bir sonuç ama ayrıntılar kalabalığı kaldırmıyor desem, bilmem ki ne söylemiş olurum.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·779 syf.··
2025 146. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 20:05
Ana temasının insanı anlamak olduğunu düşündüğüm kitabı okurken çok büyük edebi ve düşünsel keyif aldığımı belirterek başlayayım incelemeye. Zaten Dostoyevski'nin sürgün sonrası yazdığı eserlerde çokça göze çarpan ana özelliği, eserlerinde anlama temasını çokça işlemesidir. Dolayısıyla kitabın ana karakteri olan ve kitaba da adını veren Prens Mışkin'in budala olması ironik yansıtılmakla birlikte Prens Mışkin burada bir sembolü temsil eder. Zira kitap boyunca Prens Mışkin'in bilge mi yoksa gerçekten de saf bir insan mı olduğunu kestirmek bile güçtür. Sanki Dostoyevski bize bunu doğrudan vermemiş, okuyucusunu prens sembolü üzerinden düşünmeye itmiştir. Dostoyevski'nin belirgin özelliklerinden birinin de bir yargıyı okuyucuya empoze etmeden zıtlıklar üzerinden düşünce fırtınası yaratmak olduğunu söylemiştim. Burada karşıtlıklar olarak; vicdanın karşısına yıkıcı bir tutku ve aynı zamanda iyimserlik karşısına karamsarlığı yerleştirmiş bana kalırsa. Prens Mışkin vicdan ve iyimserliği temsil ederken; İppolit karamsarlığı, Rogojin ise yıkıcı tutkuları temsil ediyor. Buradan sonrası çokça spoiler içerir, belki de kitaptan sonra okunması daha iyi olur. Ana karakterimiz Prens, vicdanının sesini ve dünyaya iyi gözlerle bakma özelliğini “insanı anlamakla” besler. Dostoyevski, kitabın en başında bizdeki bu anlama ve empati duygularını yükseltmek adına, Fransa'da idam kararıyla yargılanmayı bekleyen bir suçlunun son anlarında neler hissedebileceğini Prens'in anlamaya çalışmasıyla öyle bir tasvir eder ki, suçunu bilmediğimiz bu kişiyle empati yapmamak imkansızlaşır. Dostoyevski burada insan ruhunun sınırlarını da gözler önüne serer. Böylece okuruna yalnızca bir suçlunun kaderini değil, onun ruhunun derinliklerinde kıvranan insani duyguları da gösterir, öyle ki anlamamanın imkanı
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma

Aybüke Toptaş

, bir kitap okudu
10/10
·779 syf.··
27 günde okudu
·
2025 146. kitabı
Fyodor Dostoyevski
8.3/10 · 31,5bin okunma

Aybüke Toptaş

, bir kitap okudu
10/10
·724 syf.·
41 günde okudu
·
2025 130. kitabı
Oğuz Atay
8.6/10 · 74,9bin okunma