Aycan Kaplan

Aycan Kaplan
@aycankaplann
hallarım toy ama, sevdadır çiçeğim
Beni Asla Tanımamış Olan ve Hep Sevdiğim Sen
Puan vermedi·68 syf.··
2022 32. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2022 16:03
Zweig'in daha önce başkaca eserlerini okumuştum. Hatta hali hazırda şu anda da bir eserini okuyorum. Ancak bu ana kadar okuduklarım arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu mutlak suretle ilk sırayı aldı. Belki yaşadığımız zamandan kaynaklı olarak insan önce böyle bir aşkın var olabileceğine dahi inanamıyor. Bir insan bir diğerini bu denli kuvvetli bir aşk ile sevebilir mi? Ancak Zweig bunu o kadar başarılı betimlemiş ki açıkçası olmadığına inanmak bile insanın içinden gelmiyor, kendimi hep gerçek olduğuna inandırarak okudum... Öncelikle okurken sürekli aklıma gelen bir rivayetle başlamak istiyorum. Allah henüz dünyayı yaratmamışken tüm ruhları bir araya toplamış. Orada yan yana duran ruhlar dünyaya da beraber gönderilmiş. Dünyaya gelen ruhlar bütün bir ömrünü yanındaki ruhu aramak için geçirirmiş. O ruhu bulabilenler şanslı bulamayanlar işe şanssız olur ve hep aramaya devam edermiş. Bir bakıma Bilinmeyen Kadın şanslı, çünkü R belli ki orada onun yanında olan ruhtu. Okurken, kadının R'ye duyduğu aşkı ve bağlılığı ben de kendi kalbimin derinlerinde onunla beraber yaşadım. Bunu hissetmek bile kitaptan büyük bir zevk almama ve bir an bile elimden bırakamama neden oldu. Bu bakımdan eserin yeri bende oldukça önemli. Diğer yandan hep keşke eser daha uzun olsaydı, bu aşka dair daha fazla ayrıntıya sahip olma şansımız olsaydı, hatta R'nin bütün olayları öğrendikten sonra hayatında ne gibi değişiklikler oldu, bilinmeyen kadın nasıl öldü, bu ölümden sonra R neler yaptı öğrenseydik isteği taşıdım. Ama belki de bütün bunları bilseydim bu kadar etkilenmezdim. Belki de bütün bu bilinmezlik, bilinmeyen kısımları kendi hayal gücümle tamamlamış olmam da etkilemiş olabilir. Mesela R bütün bunları öğrendikten sonra nasıl bir hayat sürdürdü neler yaşadı neler hissetti hepsi benim
Aşk
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·479 syf.··
2022 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 01:57
Eser kendini çevresindeki insanlara Rus soylusu ve haksızlıklar karşısında bir insan olarak tanıtan Çiçikov isimli bir sahtekarın yaşadıkları üzerinden kurgulanmış. Gogol eseri üç cilt olarak tasarladıysa da maalesef tamamlayamadan ölmüş. Eserin son cildini de gerici bir rahibin etkisinde kalarak yok etmesiyle, elde kalan nüshalarla editörler tarafından olayın akışına uygun olarak kurgulanmış. Eser Çiçikov'un Rusya'da kölelik kaldırılmadan önce toprak sahiplerinin sahip oldukları 'canlar' -köleler- için devlete ödediği vergi ve yine onlar sayesinde devletten alabilecekleri kredi üstüne sistemde bulunan açıktan yararlanarak dolandırıcılık yapmaya çalışmasını anlatıyor. Başlangıçta Çiçikov'un çizdiği profil itibari ile açıkçası ben, Çiçikov'un neden ölü canları toplamaya çalıştığını anlayamadım. Bunu öğrenmek isteği eseri çok daha sürükleyici hale getirmiş. Bir şeyler döndüğünü seziyorsunuz ancak ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyorsunuz doğal olarak onu öğrenmek için bir an önce romanın sonuna gelmek istiyorsunuz. Bu da son dönemlerinde çevresindeki büyük yazarların vefatı ile kendine toplumu geliştirmek ve onları yönlendirmek gibi bir misyon edinen Gogol'ün bundan sonra eserlerindeki başarılarının düştüğü iddialarını benim nezdimde geçersiz kıldı. Daha önce Palto'yu ve Bir Delinin Hatıra defterini okuduğumda ne kadar etkilendiysem, Ölü Canları okurken de aynı ölçüde etkilendim. Eser bir yandan da 19. yüzyıl Rus insanına eleştiri özelliği taşıyor. Çiçikov'un sahtekarlıkları dönemin Rus insanı esinlenerek kurgulanmış. Gogol'ün bunları eleştirip ortaya koyarak dönemindeki bu çarpıklıkların giderilmesini istediği anlaşılıyor. Ayrıca eserdeki kişilerin günlük yaşamlarının kurgulanması ve anlatımı oldukça realist bir biçimde yapılmış. Kitabın yazılmasının üstünden yüzyıllar
İnsan ve Toplum
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Sevmeden Sevilmeden Nasıl Yaşıyorlar
Puan vermedi·268 syf.··
2022 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2022 01:31
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı Eylül. Fakat ilk olmasına rağmen oldukça başarılı. Şahsen okuduğum eserler arasında, insan dünyasını bu kadar derinlemesine ve gerçekçi inceleyebilen, okuduğum satırlarda ''Bunu daha önce ben de düşünmüştüm, hissetmiştim'' dedirtebilen nadir eserlerden. Suat ve Süreyya'nın önceleri aşkla devam eden ilişkileri, birbirlerine davranışları, fedakarlıkları okuyucuyu gerçekten bunların varlığına inandırıyor. Öyle ki Necip Suat'a aşık olduğunda Suat'ın da bu aşka karşılık verebileceğini ve Süreyya'dan vazgeçebileceğini hiç düşünmüyoruz. Daha sonralarda Suat Necip'e aşık olduktan sonra Suat'ın onca zaman Süreyya'yı sevmiş olmasına ve onun için yaptığı fedakarlıkları okuyucu olarak garipsiyoruz. Bu da, bu ilişki üçgeni arasındaki ruhsal ve psikolojik durumun bizlere ne kadar başarılı ve gerçekçi anlatıldığının kanıtı niteliğindedir. Özellikle belirtmek ve üstünde durmak istediğim bir konu da, karakterlerin hissettikleri ve düşündüklerinin okuyucuya aktarılış biçimi. Öncelikle çok akıcı ve yalın bir dille yazılmış olmasının yanında, bir çok düşüncenin daha önce kendi içimde de düşündüklerim ve hissettiklerimle benzer olması durumu beni çok şaşırttı ve etkiledi. Romanda basit ve geçiştirme olarak bulduğum tek şey kitabın sonu idi. (Tabii her okuyucu gibi ben de Suat ve Necip'in bir araya gelmelerini dilerdim). Son anlarında ikisinin düşünceleri, konuştukları ve yaşadıklarını öğrenme ihtiyacı hissettim. Zira artık onları çok yakından tanıyor hatta onlarla yaşıyor gibi hissediyordum. Buna rağmen yine de okuduğum için mutluluk duyduğum, ilerde de yeniden, yeniden okumak isteyeceğim nadir eserler arasında yer alıyor... Keyifli okumalar!
Psikoloji
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202550bin okunma
hayat yalan ölüm hakikat
Puan vermedi·160 syf.··
2022 26. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2022 18:30
Kitapta özellikle vurgulanmak istenen şey kadın ve erkeğin neredeyse eşit muhakeme gücüne sahip olmasıdır. Ana kahraman İrfan Galip önceleri kadın düşmanlığı ve kadınların düşünce gücünden yoksun oluşuna inanıyor olsa da, Lütfiye’den aldığı mektup ve ilerleyen bölümlerde onunla olan diyaloglarıyla bu düşüncesinin geçersiz olduğunu kendi de idrak ediyor. Başlangıçta mahalle kadınları arasında geçen konuşmalar oldukça içten ve samimi olmasına karşın, insanların cahillikten ileri gelen farklı yorum ve korkularını bizlere başarılı bir şekilde anlatıyor. Bu yönüyle şahsen ben eseri takdire şayan buldum. Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağına ve ardından bir felaket yaşanacağına inanan halk arasında geçen korku ve panik havasıyla ustaca alay edilmektedir. Yıldız dünyaya çarpmaz, ancak halk arasında yarattığı panik, normal şartlarda ölümü düşünmeyen insanlar ölümle yüzleşmeye başlayınca yaptıkları hatalardan pişman olurlar. Eserin büyük bir bölümü İrfan Galip ve Lütfiye arasındaki mektuplaşmadan oluşuyor. Bu mektuplaşma sırasında kadının değersizliği, aşağılanması ve hor görülmesi konularına derinlemesine bir eleştirel bakış söz konusu. Açıkçası 1911 yılında yazılmış bir eserde kadınların özlük hakları konusunda yapılan bu değerlendirmeler ve düzeltme çabaları okuyucu açısından da bir gurur kaynağı. Zira o yıllarda dünyanın hiçbir yerinde kadın hakları gündem değeri dahi taşımıyordu. Hüseyin Rahmi, yapılan tüm eleştirilerde mizahı da oldukça başarılı bir şekilde kullanmış. Okuduğumuz bazı bölümlerde yüzümüzde tebessüm oluşması kaçınılmaz… Romanın olumsuz görünen yanı bilimsel konular üzerine uzun uzadıya durulması olarak görülse de, yazıldığı dönem çerçevesinde değerlendirildiğinde bence olumsuz bir yön olarak görülmeyecektir zira o dönemde sanat, aynı zamanda halkı
İnsan ve Toplum
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
Yaşamak İçin Hayal Değil, Hayat Lazım
9/10
·87 syf.··
2022 20. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2022 19:06
Kitap ilk kez 1925 yılında okuyucuyla buluşuyor. Kadın haklarının Türkiye dahil tüm dünyada yok sayılmasına rağmen, Mehmet Rauf eserinde tamamen bu konu üzerine eğilmiş. Bu yönüyle bile oldukça takdire şayan. Eserde Pervin’in yaşadıklarını onun günlüğünden okuyoruz. Özellikle diğer kadınlarla yaptığı konuşmalarda cesurca sayılabilecek diyaloglar mevcut. Kadınların görücü usulü ile evlendirilmesi ve eşlerini kendilerinin seçememesi, diledikleri gibi giyinememekle beraber, biraz modaya uygun ve sıra dışı giyinildiği zaman sokakta rahatça yürüyememeleri ve erkeklerin sözlü, fiziksel saldırılarına uğramaları eleştirilmiştir. O dönemde kadınlar için zorluklar yaratan bu durumların düzelmesi umuduyla kaleme almış eseri Mehmet Rauf. Doksan yedi yıl sonra bugün, farklı biçimlerde olmasına rağmen esasen kadınlar temelde aynı aynı haksızlıklarla uğraşmaya devam etmiyor mu? Beni en çok etkileyen sözlerden biri “Kadınlık kutsal ve kıymetlidir, çünkü evvela hayatı sonra da saadeti kendilerine borçluyuz. Bunun için onlara layık oldukları yüce mevkiyi vermeliyiz!” oldu. Hatta bu sözü kalbimi acıttı bile diyebilirim. Romanın yazılmasından kısa süre sonra Atatürk tarafından kadınlara dünya üstünde hiçbir ülkede mevcut olmayan haklar tanındıysa da, dünya her gün ilerlemeye ve gelişmeye devam ediyor. Dolayısıyla haklarımızın da her gün gelişmesi ve genişletilmesi gerekirken, modern dünyada biz kadınların -hala- haklarımız için mücadele veriyor olmamız doksan yedi yılda kaydettiğimiz ilerlemenin bir arpa boyu kadar olduğu hissini uyandırdı. Yazıldığı dönemin ağır diline göre roman oldukça basit, sade ve akıcı bir dille yazılmış. Konu ve üslup bakımından da oldukça anlaşılır bir yapıya sahip. Yazarın Eylül adlı eseri gibi bu eseri de psikolojik tahlillere dayalıdır. Kendi adıma yapılan
Psikoloji
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Dorlion Yayınevi · 201810,1bin okunma