Biliyor musun, her insanın içinde yalnızca Tanrı'nın bildiği yaşanmışlıkları olduğuna inanırım. Bunları saklı tutmak ya da güvendiği biriyle paylaşmak kendi tercihidir. Hangisi bize kendimizi iyi hissettirecekse öyle davranmalıyız.
Mihri Belli ile Doğan Avcıoğlu’nun söyledikleri arasında fazlaca fark yoktu. İkisi de, bağımlılık ve feodalizm kıskacından kurtulamayan Türkiye’nin milli demokratik devrimini tamamlayamadığını, 1945’ten sonra yaşanan karşı devrimin, olumlu işleri de geriye götürdüğünü, ciddi bir sanayi kapitalizminin ve ulusal ekonominin oluşamadığını, dolayısıyla, henüz sosyalist bir devrim aşamasına gelinmediğini, bu aşamaya gelmek için anti-emperyalist ve anti-feodal bir milli demokratik devrim (MDD) yaşanması gerektiğini söylüyorlardı. Türk toplum yapısına bakışları da benziyor, ideolojileri Atatürkçülük olan asker-sivil aydın zümreye bu devrimde (Avcıoğlu’nda gayet açık, Belli’de örtük bir şekilde) en önemli rolü veriyorlardı. Bu zümre zaten anti-emperyalist bir gelenekten gelen, Türkiye tarihinde ilerici adımları attıran bir zümreydi.