"...insanların kalbinde insanî duyguların ne kadar az olduğunu ve her yerde iyi, saygin ve aydin olarak bilinen nice insanin kalbinde ne derece kabalığın, acımasızlığın yer aldığını düşünürdü."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Sana demedim mi,
'Bana iyi geliyorsun' diye,
Gitme iște!..
Her şeye bahane bulup da gitme. Kalmnan için, daha iyi sebep olmaz.
'Bana iyi geliyorsun' işte..."
Yamyam ha? Hangimiz değiliz yamyam? Bana öyle geliyor ki, öbür dünyada hesaplar verileceği gün, kıtlık olacak korkusuyla cılız bir papazı mahzeninde tuzlayıp saklamış olan ileri görüşlü Fijili yerli, kazları şişsin diye diri diri yere çakıp ciğerlerini söken ve böylece kaz ciğeri ezmesi yiyen uygar ve aydın oburlardan daha korkunç sayılmayacak.
Her dudakta aynı rezil şikâyet: Yaşanmaz bu memlekette!
Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lâğım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu?
Hayır, onlar Türkiye'nin insanından şikâyetçi. İnsanından, yani kendilerinden.
Aynaya tahammülleri yok.
Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını "yaşanmaz"laştıranlardır.
Türk aydını, Kitâb-ı Mukaddes'in Serseri Yahudisi... Hangi Türk aydını?
Kaçanlar ne Türk, ne aydın. Bu firar bir Kabil kompleksi.