9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 12:10
Qriqoriy Petrovun -Ağ zanbaqlar ölkəsi romanını oxuyub bitirdim. Əsər Finlandiyanın Rusiya ilə birləşdirilməsindən sonra keçdiyi inkişaf yolundan bəhs edir. Kitabda Yohan Vilhelm Snelman adlı fin mütəfəkkirin öz xalqını ağır durumdan çıxarması yolunda apardığı mübarizəsi ətraflı əks olunur. Daş-qayadan ibarət bərəkətsiz torpaqlar, yoxsul və savadsız insanlar, sürətlə pozulan, dağılan əxlaq, ailə və cəmiyyət dəyərləri, geridə qalmış sənaye və öz ölkəsini, cəmiyyətini, insanlarını xoşbəxt, mədəni və inkişaf etmiş bir gələcəyə daşımaq naminə mübarizə aparan aydınlar-fədailər... Əsərin əsas obrazı, qəhrəmanı kimi gördüyümüz Snelman "Xalqın müəllimi" tituluna layiq görülür və bu gün dünyanın ən inkişaf etmiş, ən mədəni ölkələrindən biri halına gəlmiş Finlandiya modelinin qurucusu hesab olunur. Snelman bir neçə ziyalı ilə başladığı işlərə, çıxdığı yola onlarca, yüzlərlə tərəfdaş, aydın-ziyalı yığa-yığa bütün ölkə ərazisində sayı cəmi iki milyon olan fin cəmiyyətində maarifləndirici çıxışlar, tədbirlər, söhbətlər hesabına insanlara təsir etməyə, cəmiyyətin hər təbəqəsindən olan insanların aydınlanmasına can atan bir obrazdır. Snelman belə düşünür ki, xalqın və cəmiyyətin rifahı ilk öncə təhsilli və vicdanlı müəllimlərdən asılıdır. Onlara siz bu cəmiyyətin, gəncliyin və gələcəyin qurucularısız deyə müraciət edir və əlavə edir ki, mənə özünü həqiqətən müəllim kimi hiss edən, çıxdığımız bu aydın yolda nəyin bahasına olur-olsun, öz əqidəsindən dönməyəcək olanlar lazımdır. Əgər aranızda kimsə özünü müəllim kimi hiss etmirsə, başqa sənətlərə, peşələrə yönəlsin, harda cəmiyyətə fayda verə biləcəyini düşünürsə, o istiqamətdə çalışsın. "Xalqı unutmayın. Siz onların içindən çıxmısınız. Savadsız, yoxsul və cahil xalqdan qaçırsınız? Özünüzü onlardan üstün görürsünüz? Bəs bu xalqın
Ağ Zanbaqlar ÖlkəsiGrigory Petrov · Xan Nəşriyyatı · 2016124,7bin okunma
10/10
·335 syf.·
2025 418. kitabı
Bu kitap felsefe kitaplarının arasında bambaşka bir yerde duruyor. Bir roman gibi akıyor ama aslında hayatın en büyük sorularını şiirsel ve derin bir dille de sorguluyor: insanın kendini aşması, özgürleşmesi, değerlerini yeniden yaratması… Okurken bazen kendini kaybolmuş hissediyorsun ama sonra bir cümle geliyor ve zihninde koca bir pencere açıyor. Bence Zerdüşt, kolay bir kitap değil; sindirmek için zaman, sabır ve biraz da cesaret istiyor. Ama içine girdikçe fark ediyorsun ki Nietzsche aslında insana şunu fısıldıyor: “Kendi yolunu kendin çiz, başkasının ışığıyla değil, kendi ateşinle aydınlan.” Keyifle oku
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·339 syf.··
2025 20. kitabı
"Düşman bir çevrede ister istemez kitaplara kaçıyorum. Yani düşünceye ve edebiyata hür bir tercih sonunda yönelmiyorum. Yaşamak için kendine bir dünya inşa etmek zorundayım." Bu Ülke eseri ile de inşa ettiği hayatı da bizimle paylaşıyor sevgili Cemil Meriç... Her kütüphane de olması gereken bir kitap. Bu benim ikinci okuyuşum ve muhtemelen sonraki zamanlarda tekrar okuyacağım. Okudukça sindirmeye çalıştığım, sindirdikçe daha çok okumak istediğim, bazı cümleleri defalarca okuma içgüdüsü uyandıran bir kitap oldu benim için. Bir iki cümlenin altını çizdikçe kitabın her cümlesinin çizilesi, hatta ezberlenesi olduğunu anlamak da ayrı bir hayranlık. Her kelimesini ayrı araştırılıp her cümlesinde durup düşünülmeli. Bazen trajedi bazen komedi. Ruh halimin sürekli değişime uğradığı mükemmel bir deneme. Daha sonradan basıma eklenen otobiyografiyle Cemil Meriç çok daha yakından tanıtıyor kendini. Tekrar tekrar okunmalı mı? Bence evet. Tekrar tekrar okunmalı! Düşünülmeli, tekrar düşünülmeli. Düşünmek ve gerçekten okumak isteyen, fikir incelemek isteyen, bütün okurlar memnuniyetle kabul edicektir kitabı. Önemli olan yazarla aynı düşünceleri benimsemek aynı yargıları kabullenmek değil. Önemli olan düşünmek, düşünebilmek, eleştirebilmek ve anlayabilmek. Dediği gibi " Senin zavallı gölgen zaman perdesine belki bir kere bile aksetmeden, oyuna katılmayan bir kukla gibi unutulup gidecek... Bana sorarsan kütüphanene dön, yani kitap ol. Aydınlan ve aydınlat."
Alıntı
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Kabusnameden öğütler
Puan vermedi·204 syf.·
2025 4. kitabı
kalemimyazar Kabusname Kabusnâme, 11. yüzyılda Gilan hükümdarlarından Keykâvus bin İskender tarafından oğlu Gilanşah’a rehberlik etmek amacıyla yazılmış bir öğüt kitabıdır. Eser, hem bir nasihatname hem de bir yaşam rehberi niteliği taşır. Keykâvus, oğluna ahlaki değerler, yönetim ilkeleri, adalet, bilgelik, kişisel gelişim ve insan ilişkileri hakkında öğütler vererek onun hem iyi bir insan hem de yetkin bir hükümdar olmasını hedeflemiştir. Kabusnâme, nesir şeklinde kaleme alınmış ve 44 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm farklı bir konuya ayrılmıştır: ️Ahlak, erdem ve dindarlık, ️Devlet yönetimi ve halkla ilişkiler, ️Bilim, sanat ve eğitim, ️Yemek adabı, evlilik, dostluk gibi günlük hayata dair konular. Bu zengin içerik, yalnızca hükümdarlara değil, her kesimden insana hitap etmektedir. Eser, döneminin İslam kültürü ve İran edebiyatı etkilerini taşır; aynı zamanda evrensel ahlaki değerleri yansıtır. Bilgi ve Bilgelik Üzerine: Keykâvus, bilginin hayatı anlamlandırmadaki yerini vurgular ve cahillikten sakınılmasını öğütler: "Bilgiden yoksun bir kişi, pusulasız bir gemi gibidir; hangi yöne gittiğini bilmez." Bu alıntı, eserin bilgiye verdiği önemi ve bireyin yaşam yolculuğunda rehberlik eden değerleri vurgular. İyi Yönetim ve Adalet: Adalet, hükümdarın en temel erdemi olarak öne çıkar: "Bir hükümdar adaleti ile yükselir, zulmü ile düşer. Halkın duasını al ki, tahtın sağlam olsun." Bu öğüt, yönetim ile halk arasındaki ilişkinin bir güven bağına dayalı olması gerektiğini ifade eder. İnsan İlişkileri ve Dostluk: Keykâvus, dostluk konusunda dikkatli olmayı öğütler: "Gerçek dost, dara düştüğünde yanına gelendir. Çıkara dayalı dostluk, saman alevi gibi geçicidir." Bu öğüt, dost seçiminde samimiyetin ve vefanın önemine işaret eder.
İnceleme
KabusnameKeykavus · Antik Yayınları · 2008275 okunma
3/10
·152 syf.··
2025 1. kitabı
dünyayi perde arkasindan yönettigi iddia edilen ve gözümüzün gördügü her yere subliminal mesajlar ekleyen illuminati gerçekten var mi? yoksa bu da birilerinin ilgi çekip para kazanmak için sömürdügü bir komplo teorisi mi? o hâlde baslayalim ve efsanevi illuminati örgütünün bilinen tarihine bir göz atalim. komplo teorilerinde sikça kargumiza çikan bu örgütün yapisina deginelim ve hakkin-da akan iddialarin kritigini yapalim. tabii isin bu kismi biraz karsik. çünkü günümüzde alakal alakasiz birçok orgüt, grup ve çesitli olaylar illuminati hikâyeleri bashgi altnda birbirine girmis vaziyette. birbirinden ayiklamast aor bir bilgi kaosu ile kars: karsyaynz. ama bir yandan da son derece ilginç ve irdelenmeye deger bir mevzu oldugu da su götürmez bir gerçek. illuminati ilk defa 1776 yrlinda, bugünkü almanyann bavyera eyaletindeki bir üniversitede ortaya çikti. bavye-radaki ingolstadt üniversitesinde kilise hukuku dersleri veren prof. adam weishaupt, o dönemlerde bir aydinlan-ma yasamaktaydi. ona göre insanligin devami ve ilerle-yisi için daha fazla özgürlesmesi gerekiyordu. fakat kilise bunun önünde çok büyük bir engeldi. ve bunun üzerin adam weishaupt, çevresindeki diger entelektüel dostla-riyla da bu fikirleri paylasti ve tasarisi ciddi anlamda kar-silik buldu. ona göre bu hareket entelektüel bir hareket olmak zorundayd1. elit sinif tarafindan dizayn edilmeliy-di. ilk safhada halktan bu harekete destek bulmak çok da mümkün görünmüyordu. önce elitler organize olmalydi; daha sonra halk isin içine dâhil edilmeliydi. bu yüzden o ve çevresindeki diger akademisyen arkadaslariyla hareketin tasarlanmasi üzerine görüsmelere basladi. ne var ki güçlü bir örgüt kurabilmenin yolu hâlihazirdaki güclü bir örgüte katilmaktan geçiyordu. adam weishaupt da öyle yapti ve kisa bir süre sonra
Komplo TeorileriAyhan Tarakcı · Yediveren Yayınları · 202419 okunma
Bizi Bize Anlatan Eser
9/10
·339 syf.··
2024 71. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2024 08:13
Kitabı okurken galiba altını çizmediğim sayfa kalmadı. Biraz ince eleyip sık dokuyarak okumak istedim, bu yüzden de on günde bitirdim. Eser otobiyografik bir özellik sunuyor. Cemil Meriç'in tüm kavgalarım, tüm tecrübelerim var dediği... Cemil Meriç okumadan önce fikri muhasebe yapmak kanaatindeyim. Aslında bu birçok yazar için geçerli, yazarları tanımadan anlamadan okuyoruz kitapları. Kitabın içeriği her cümlede beynimin içinde bir yankı uyandırdı âdeta. Bize bizi öyle hakikâtlerle anlatıyor ki içine gömülmemek tabiri caizse imkânsız. Bazı sayfalar müthiş bir nâraya davetiye çıkarırken bazı sayfalar da utançtan kuma gömülme isteğine yöneltiyor. "Bana sorarsan kütüphane dön, yani kitap ol. Aydınlan ve aydınlat." diyor Cemil Meriç ve bu kitap aydınlanmanın bir nebze de olsa önünü çok güzel açıyor. Kitap bana göre bir ansiklopedi niteliğinde. Tekrar tekrar sayfaları açıp karıştırmalık bir eser. Tadı damakta bırakan bir eser. İnsanı daha çok sosyolojik okumalara yönelten bir eser. Daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum ama hakikâtin altında yatanları görebilmek için okunası bir eser. Şimdiden okuyacaklara iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma