Yazar; 40 sayfada, hem aşk acısını hem de bu acıyı hissettirirken, gülümsetmeyi başarmış. Yer yer Murat Başol'un çizimleri de eklenince özgün bir çalışma olmuş.
Kitapta Milli Mücadele dönemi yılları Anadolu'nun ücra köylerinde yaşananlar dillendirilmiş. Kimi zaman köylülerin gelen tehlikeye karşı kayıtsız oluşları beni çok sinirlendirse de okuyucuya en güzel cevabı vermiş yazar; 'onlara öfkelenmeyin çünkü kabahat; senin, benim diyor. Çünkü onları bir kenara atar gibi cehaletin duvarları, zifiri karanlığın içinde bırakan biziz'. Belki de bu tutumumuzun yol açacağı sonuçları anlatmak istiyor yazar. Tıpkı halkla arası açılan Türk aydınını eleştirdiği gibi.
Benim Yaban'dan çıkardığım ders; bu kitap kurgu değil, geçmişte yaşanmış bitmiş şey hiç değil. Bu kitap MİLLİ BİLİNCİN ne denli gerekli olduğunu aşılıyor bizlere.
Mehmet Akif, milli şair olmanın çok daha ötesinde müthiş bir sağlam karaktere sahip şahsiyettir. En önemlisi yaşadığı dönemde , devletin, milletin içine düştüğü ateşte asla kaçmayı yeğlememiş aksine milletin derdiyle dertlenmiş, vatanın kurtuluşu için çözüm önerileri sunmuştur. Safahat'ta bir bakıma toplum tahlil ediliyor, yeri geliyor Müslümanlar eleştiriliyor, Doğu ve Batı toplumları analiz ediliyor. Şiirlerinde vatanın elden gitmesinin verdiği sıkıntı , karamsarlık içinize kadar işliyor. Fakat bu zorlu günlerde Mehmet Akif'in en çok ümit aşılayanlardan biri olduğunu da vurgulamak gereklidir.
Atsız, edebi yönü asla göz ardı edilemeyecek kadar güçlü bir yazar. Tarih, mitoloji, aşkı böylesine bir ustalıkla birleştirip kitabı 1 günde bitirmemi sağlayacak bir yazara Atsız'dan başka rastlamadım.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,6bin okunma
Günümüz yazarlarını sevmememden ötürü hediye vasıtasıyla okumak zorunda kaldığım, sonrasında da 'iyi ki okumuşum böyle yazarlar kaldı mı' dedirten kitap. Okuduğum müddetçe elimden kalemim hiç eksik olmadı. Kısa hikayelerden oluşuyor fakat her biri incelikle işlenmiş, özenle seçilmiş kelimelerden bir araya gelmiş.