Sıkıntı kollarını göğsümde kavuşturmuş.
Soluk alırken, genişleyip daralan kaburgalarım, zamanın boşuna ve nedensiz geçtiğini biliyor.
Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum.
Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.
Kederli olduğumda söylenemez zaten.
Buna sebepte yok çünkü.
Ne taze bir ölüye sahibim, ne felâket geçirenlerim var.
Dedim ya oturuyorum öylece.
İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok.
Yaşamak, Cahit Zarifoğlu
Tırmanacağın yer, hem senden çok uzak, hem de sendedir. Oraya gitmek için çile çekmek, yaş akıtmak da yetmiyor. Bekle ki büyük kapı kendiliğinden açılsın. Ama toprağa konan ölü gibi sabretme sakın; toprağa süzülen su gibi sabret.
İyi okur olmanın yolu kitabın bir başka kitabı çağırmasına müsaade etmektir.
Umberto eco kaşıkla kitap arasında bir benzeşim kuruyor. Yemek yemek için kaşıktan daha iyi bir araç yapamazsınız, çünkü kaşık form olarak mükemmelliğe ulaşmış bir şey. Kitap da öyle.
Bir tweet okuduğunuzda kısa bir süre etkilenirsiniz, fakat bir kitap sizi değiştirebilir.
Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?