Ayhan ERKUT

Ayhan ERKUT
@ayhnerkt
Beni bende demem, bende değilim Bir ben vardır bende, benden içeri. Yunus Emre
Hemşire
Adıyaman Üniversitesi
Kırıkkale
Adıyaman, 1 Temmuz
119 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Zülfü Livaneli Üçlemesi: Aşk, Vicdan ve insanlık... Zülfü Livaneli'nin Serenad, Kardeşimin Hikayesi ve Huzursuzluk romanları, birbirinden farklı zamanlarda geçse de ortak bir temada buluşur: insan olmanın ağırlığı. Serenad bize geçmişin karanlık yüzünü, savaşların ve devletlerin ardında ezilen masum kalpleri anlatır. Aşk burada sadece bir duygu değil, vicdanın direnişidir. Kardeşimin Hikayesi, insanın içsel karmaşasına, arayışına ve tutku ile akıl arasındaki ince çizgiye ayna tutar. Livaneli burada daha çok psikolojik derinliğe iner Huzursuzluk ise savaşın, göçün ve ötekileştirmenin ortasında kalan insanların hikayesidir. Bu defa yazar, adalet ve insanlık üzerine düşündürür. Her üç roman da farklı yaralara dokunur ama aynı soruyu sordurur: "insanin kalbini asıl ne huzursuz eder - geçmiş mi, aşk mı, yoksa susmak mı?" Livaneli, her kitabında bize aynı şeyi hatırlatır: Tarih, aşk ve vicdan; hepsi insanın içinde başlar, insanın içinde biter. Kardeşimin Hikayesi Huzursuzluk Serenad Zülfü Livaneli
Reklam
10/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
“İnsan bazen kendi içindeki canavarı en son fark eder.” Zülfü Livaneli, “Kardeşimin Hikayesi” ile insan ruhunun karanlık dehlizlerinde yankılanan bir hikâye anlatıyor. İlk sayfalarda sıradan bir cinayet romanı gibi başlayan eser, ilerledikçe bir vicdan muhasebesine, bir iç hesaplaşmaya dönüşüyor. Romanın merkezinde Ahmet Arslan adında, sahil kasabasına yerleşmiş, inzivaya çekilmiş bir mühendis var. Bir gün kasabada bir genç kız öldürülür, ardından olayı haberleştirmek için gelen gazeteci Nevra, Ahmet’in hayatına girer. Ahmet, Nevra’ya kardeşi Mehmet’in hikayesini anlatmaya başladığında, okur hem bir cinayetin çözümüne hem de bir insanın iç dünyasındaki çözülmeye tanıklık eder. Livaneli’nin anlatımı her zamanki gibi sade ama etkileyicidir. Doğa betimlemeleriyle kasaba adeta bir karaktere dönüşür. Ahmet’in evinin sessizliği, denizin huzuru, içindeki fırtınanın tam zıddıdır. Okudukça, bu sakinliğin altında saklanan karanlık bir sır olduğunu hissedersin. Romanın sonuna gelindiğinde ise Livaneli’nin ustalığı ortaya çıkar: Ahmet’in anlattığı “kardeş” aslında kendi benliğidir. Kardeş figürü, insanın içindeki ikinci sesi, bastırılmış tarafını temsil eder. Bu noktada roman, psikolojik bir aynaya dönüşür. Okur da ister istemez kendine sorar: “Benim içimdeki kardeş kim?” “Kardeşimin Hikayesi”, sadece bir cinayetin değil, bir insanın ruhundaki suçun hikayesidir. Livaneli, her satırda bizi sorgulamaya davet eder: Suçlu kimdir? Cinayeti işleyen mi, yoksa sessiz kalan mı? > “İnsan, kendi içindeki karanlıktan kaçtıkça, o karanlık daha da büyür.”
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 3. kitabı
Zülfü Livaneli, Huzursuzluk romanında bizi hem insanlığın vicdanıyla hem de Ortadoğu’nun kanayan yaralarıyla yüzleştiriyor. Roman, gazeteci İbrahim’in, öldürülen çocukluk arkadaşı Hüseyin’in hikâyesini araştırmasıyla başlar; ancak kısa sürede bu bir gazetecilik merakından öte, insanın içsel sorgulamasına dönüşür. Yazar, satır aralarında savaşın, göçün ve ötekileştirmenin insan ruhunda açtığı yaraları gösterirken; bir yandan da imkânsız bir aşkın sessizliğini anlatır. Meleknaz ile Hüseyin’in hikâyesi, hem derin bir hüzün hem de insanın insana ettiği zulmün sembolü gibidir. Livaneli’nin sade ama çarpıcı dili, okuyucuyu ilk sayfadan son sayfaya kadar içine çeker. Her cümlede bir vicdan sesi, her paragrafta bir insanlık dersi saklıdır. Roman, “huzursuzluk” kelimesinin tam karşılığını verir; çünkü okurda bitince bile süren bir sızı bırakır. Bu kitap, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda bir insanlık sınavıdır. Kimliğimizin, inançlarımızın ve vicdanımızın aynasına baktırır bize.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma

Ayhan ERKUT

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.··
2025 3. kitabı
Zülfü Livaneli
8.2/10 · 117,7bin okunma
10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 18:17
Zülfü Livaneli’nin Serenad’ı, sadece bir aşk hikâyesi değil; geçmişle, vicdanla ve insanlıkla yüzleşme romanıdır. Bir yanda Nazi Almanyası’ndan kaçan bir bilim insanı, diğer yanda günümüz Türkiye’sinde yalnız bir kadın… İki farklı zamanda, iki farklı hayatın kesiştiği yerde kocaman bir insanlık hikâyesi doğuyor. Livaneli, “Struma faciası” gibi tarihimizin en acı olaylarından birini, edebi bir zarafetle ve derin bir empatiyle anlatıyor. Maya Duran’ın gözünden, hem kadının toplumdaki yerini hem de geçmişin izlerini sorguluyoruz. Dili sade ama etkileyici; her satırı okuru biraz daha içine çekiyor. Kitabı bitirdiğinde sadece bir roman değil, bir vicdan hikayesi okuduğunu anlıyorsun. “Bazı hikâyeler yalnızca aşkı değil, insan olmanın ağırlığını da anlatır.” Serenad tam da böyle bir hikâye.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
Reklam