Güzelliğinde hiçbir ayıp, hiçbir noksan yok. Ancak şu ka­darcık bir şey söylenebilir: Sevgiden anlamıyorsun, vefasızsın!
neden şeyda bülbülün halini bir kerecik olsun sormuyor­sun?·Kitabı okuyor
Edebiyat
ve kendine bilinmeyenler yaratan yakub'um ben, iyi ya durduğum bir gündü, diyorum, bütün ilgiler sizin olsun her türlü bir şeyler sizin olsun,ben artık hep böyle istiyorum, ayıp değil ya durduğum bir gündü, diyorum, yüzümü göğe doğurduğum bir gündü ve yaşar gibi kaldığım bir yaşama içinde ve yollarda ölü baykuşlar bulduğum bir ölünün günü boyayan renginde çürük evler bulduğum, içleri sonsuz kayalar kayalardan dondurmalar sorduğum ben, yani yakup, yakub'un hiç çağrılmamış şekli
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
- Jermen Fransa'da bulunduğumuz zaman sana ekseriye Şark'ı anlatırdım. Mesela Nil Nehri'nden büyük bir Göksu Deresi... Üzerinde binbir renkli fenerlerle donanmış yüzlerce, binlerce kayık geziyor... Kayıklarda yaşmaklı feraceli harem ağaları... Derenin kenarında büyüklü küçüklü, kubbeli minareli bir yığın saray... İçlerinde elektirik lambaları yanıyormuş gibi parlak çiniler ve buna benzer daha bir çok şeyler... Bu binbir gece masalları dekorunu maatteessüf sana İstanbul'da gösteremeyeceğim. Niçin mi diyeceksin? Şunun için ki İstanbul'da böyle şeyler yok... Göksu denilen yer ufacık bir çamurlu su sızıntısı imiş... Kenarlarındaki saraylar ve bahçeler muhacir kulübeleriyle gübre tarlalarından ibaretmiş... Buhurlar, amberler ve türlü musiki ahenkleriyle dolu havasında sivrisinek bulutları gezermiş... Dikkat ediyor musun Jermen, hep "mış... miş" diye söylüyorum, çünkü bir İstanbullu için ayıp olmakla beraber ben bu Göksu Deresi'ni henüz görmedim... Ben ki coğrafya derslerinden daima tam numara almış zabitim... Öyle ise Şark'ı ve İstanbul'u niçin sana bu şekilde tasvir ettim? Sebep gayet basit... Sizin muharrirleriniz Şark'ı böyle düşünmüş, böyle sevmiş, böyle yazmışlar...
Sayfa 66·Kitabı okuyor
İmâm Rabbânî Hz.nin (ks) Bazı Adetleri
İbadete çok önem verirdi. Hizmetinde ve etrafında bulunanlara da, çokça zikre devam ve murakabeye dikkat etmelerini ısrarla tenbih eder ve şöyle derdi: "Bu dünya iş ve amel dünyasıdır, ahiretin tarlasıdır. iç huzurunu, âdab ve harici amellerle birleştirmelidir. Peygamber Efendimiz (SAV), üstün mertebesine ve Allah'ın elçisi olmasına rağmen çok ibadet etmekten mübarek ayakları şişerdi." Yaz olsun kış olsun, yolculukta ve ikamet halinde adeti şöyleydi: Çok kere gecenin son yarısında, bazen de son üçte birinde yataktan kalkar, hadislerde okunması bildirilen duaları okurdu. Büyük bir özenle abdest alırdı. Abdest alırken başkasının eline su dökmesine izin vermezdi. Misvak kullanmaya çok dikkat eder, duaları okur, sonra büyük bir huzur ve sükûn içinde uzun sureleri okuyarak nafile namaz kılardı. Bundan sonra huşu ile, dış dünyadan ilgisini kesip kendi içine kapanarak murakabeye dalardı. Sabah namazının sünnetini evde kılar, sünnet ile farz arasında hafi olarak 'sübhânellahi ve bihamdihi sübhânellahi'l-azîm' i okumaya devam eder, sabah namazını gece karanlığının sonu ve aydınlığın başında kılardı. Bizzat kendisi namaz kıldırır ve hadislerde bildirildiği tertip üzere uzun sureler okurdu. Sabah namazından sonra işrak vaktine kadar zikir halkası yapar, sonra işrak namazını kılıp tesbihlerini, dualarını bitirerek eve gelir, aile fertlerinin ve ailenin hizmetinde bu-lunan kişilerin hal ve hatırlarını sorardı. Günlük hayatla ilgili işler için emir ve tavsiyelerini söyler, sonra halvete çekilir, tam bir dikkatle kendini vererek Kur'an-ı Kerim okumakla meşgul olurdu. Okumayı bitirdikten sonra müridlerini çağırarak onların ahvalini inceler, onlara yol gösterirdi. Bu arada özel ye-tişkin talebelerini çağırarak onlarla konuşurdu. Onlara, daha çok gayret etmelerini, sünnete tam
Sayfa 316·Kitabı okudu
Hayata Dair
Kardeşlerinin ve ahbaplarının ayıp ve kusurlarını ortaya dökmeye can atmadı da, nefsin bir hastalığıdır.
Sayfa 76·Kitabı okuyor
Alıntı