Göğsümdeki Temmuz Yanığı
Asfaltın kılcal damarlarından sızıyor kirli, ağır Haziran dumanı, Kuşlar gökyüzünün tavanına yapışmış birer gölge gibi, hareketsiz. Temmuz, çiğ ışığıyla sokakları ameliyathane masasına çevirirken, Neon kalabalığın içinde, yüzüne bakmayı unuttum. Herkes dışarıda yazın sarhoş edici korosuna katılmış, şarkılar söylüyor, Güneş, kendi çürümesini gizlemek isteyenlerin üstüne parlak örtü seriyor. Oysa odamda, loş ve darmadağın koridorda, Zamanın dişleri arasında un ufak olmuş bir yabancıyım artık. İçindeki çocuksu sahneleri yeşertmek için yeni yazlar arıyorsun, Gözlerinde hâlâ eski, korunaklı bahçelerin illüzyonu var. Bense avuçlarımda jilet kesikleriyle kentin en hırçın sokağında duruyorum; Bilirsin, dünyamda çiçekler saksılarda değil, hafızanın enkazında kurur. Sana yalandan gökyüzü inşa edip, seni sahte maviliğe hapsedecek değilim. Kavurucu günlerin ortasında, tenimiz birbirine her değdiğinde, Kıvılcım yerine pişmanlığın dilsiz küllerini döküyorum yatağa. Herkes dışarıdaki parıltılı nisanlardan, gamsız ağustoslardan bahsetsin varsın, Takvimlerin yalanına inanacak kadar saf değil yaralı dilim. Aynı yangından sağ çıkıp, küllerini kıskandım; Şimdi ağır, nefes aldırmayan temmuz sıcağında bile, İçimdeki gizli dehlizlerde keskin buz tabakası büyütüyorum. Güneş dışarıda dünyayı yıkarken, içimdeki büyük nehir kurudu, Yatakları çatladı sadakatin, kelimelerim kurak toprakta can çekişiyor. Sana süslü yalanlar, yaldızlı teselliler, ucuza mal edilmiş umutlar borçlu değilim. Kendi karanlığımdan damıttığım dürüstlüktür göğsümde taşıdığım hırs; Sözü dolandırmadan, kanayan yaranın tam ortasına basarım parmağımı. Dışarıda güller pervasızca açabilir, sokaklar renklerin istilasına uğrayabilir, Ama aramızdaki kırılma noktası, derin uçurum kapanmayacak. Maskelerin sıcaktan eriyip yüzümüzden
Şiir
"Her seviye atladığında, eski hayatın seni geri çağırmaya çalışacak." ..
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Eşrefoğlu Divanı'nındaki, Karahanlı dönemi metinlerinde (Hacip'in Kut Bilgisi, Kaşgarlı'nın lügati) de tespit edilebilen bazı sözcükler aşağıda. Maniheist/Budist Uygur metinlerinden (Eski Uygur dönemi) tanıdık sözcükler de mevcut, onları kalın gösterdim. (Eşrefoğlu, t/d gibi bilindik ses dönüşümlerinin yazılı metinlerde aşikarlaştığı bir dönemde yazmasına rağmen, divanının bir yerinde tolu'yu kullanırken, başka bir yerinde dolu'yu kullanabiliyor.) Ağu : Zehir. Ağ- : Yükselmek, çıkmak. Al : Hile, tuzak. Alda- : Kandırmak, aldatmak. Assı (Asığ) : Fayda, kâr, kazanç. Belür- (Belgür-): Belirmek, ortaya çıkmak, görünmek. Berk it- : Sağlamlaştırmak. Beze- : Süslemek, bezemek, donatmak. Biregü : Her biri. Birle : İle Çal- : Vurmak, çarpmak. Depren- (Tepren-) : Kıpırdamak, hareket etmek. Dir- (Tir-) : Toplamak, bir araya getirmek. Dükelü (Tükel) : Bütün, hep, cümle, hepsi. Dün ü gün : Gece ve gündüz. Düz- (Tüzül-) : Düzeltmek, ıslah etmek, yoluna koymak. Em : İlaç. Esrük : Sarhoş. Gözgü (Közüngü) : Ayna. Irag (Irak) : Uzak, uzaklık, ıraklık. İr- (Er-) : Ermek, ulaşmak. İren (Eren): Eren, ermiş. İv (Ev): Ev. Kakı- : Kızmak, öfkelenmek. Kamu : Hep, bütün, cümle. Kanda : Nerede. Kanı : Hani
Hastalıkta Saklı Olan Ayna Nedir Hiç Dikkat ettiniz mi?
"Hastalık, yalnızca bir beden yorgunluğu değil; insanın acziyetini en saf haliyle idrak ettiği bir eşiktir. Gerçek şifa, ilaçların ötesinde, yalnızca O’ndan beklenen bir mucizedir. ​Bu süreç, günahlara kefaret ve ruhun yeniden arınmasıdır. Bir yanıyla da hayatınızdaki '𝗸𝗶𝗺𝗶𝗻 𝘃𝗲𝗳𝗮𝗹ı, 𝗸𝗶𝗺𝗶𝗻 𝘃𝗲𝗳𝗮𝘀ı𝘇' olduğunu gösteren, maskelerin düştüğü bir turnusol kağıdıdır."
Duygu ve Düşünce
Eğer kim olduğunu bilmek isterse, kimi sevdiğine bak. Zira muhabbet ayna gibidir; kime hayransan, içinden o çıkar. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
DİNDAR(!) NEDEN KÜPLERE BİNER?
❗️​"Bir aptalı ikna etmeye çalışmak boşunadır, çünkü aptalın aklı yoktur; ama bir dindarı ikna etmeye çalışmak daha da boştur, çünkü onun aklı vardır ve aklını kullanmayacaktır." — Soren Kierkegaard Durun hemen kalkanları kaldırmayın 😊 Kierkegaard bir ateist falan değil; aksine dindar bir Hristiyan (Pretastan). Üstelik kendi mahallesine konuşuyor. Yani tepkisi, — alışkanlık hâline gelmiş, sorgulanmayan kurumsal dindarlık ve nominal Hristiyanlığa. Hemen üstüne alınma yani... Ha, "Bizde de aynı durumlar var mı?" diye düşünebilirsin tabi, hatta yap bunu mutlaka! 👉 Malum "İslam, akıl dini değil nakil dinidir" safsatasına itibar edildiği, beyin yamyamlarının el üstünde tutulduğu bir coğrafyadayız! Konumuza dönelim. ❗️Eğer Kur’an merkezli bir din anlayışınız varsa, mutlaka sizler de birebir yaşamışsınızdır! Kendisini dindar bilenlerle fikri münakaşa yaparken, zat-ı alilerine kapı gibi belge sunsanız, yanlışını apaçık gösterseniz dahi, onları yine de ikna edemez, eski inancından kolay kolay vazgeçiremezsiniz. Hele bir de — bir siyasi oluşuma, — bir tarikata, — bir cemaata müntesip bir mürid, gassal elinde bir meyyit ise! 🔎 Peki neden böyle? — Üç ana neden öne çıkıyor: