Merhaba,
Kitabı roman zannedip içindeki birçok karakter sayesinde ana fikrin bize anlatılacağını düşünmüştüm. Kitabı aldıktan sonra içini incelememle birlikte kitabın bana bıraktığı ilk şaşırma hissi bu oldu.
Gerçekten düşünebilmeyi öğrendiğim/hissettiğim günden beri yaptığımız şeyleri ne uğruna yaptığımızı merak ediyordum. Çünkü hayatımda birçok hata yaptığım bir dönemde, bu hatalarımdan ders çıkarıp yeni bir insana dönüşeceğimi; bunların hepsinin tecrübe olduğuna inanmıştım. Ama hataların sürekli oluşu, hayatımdan çıkmayı aklından bile geçirmediğini fark ettiğim zamanlarda artık bunların bana getirdiği şeyin/şeylerin tecrübeden çok özgüvensizlik, yıpranma, özsaygıyı yitirme gibi şeyler olduğunu gördüm. Elbette hatalarımdan ders aldım, daha tecrübeli oldum hatta değiştim bile. Böyle olduğu zamanlarda ilerlersiniz, hata yapmanız sizin yerinizde saydığınız anlamına gelmez. Ama artık yerimde saymaya başlamıştım.
İnsanın her şeyi -belki de buna çoğu şeyi demeliyim- kendi için yaptığı inancındayım. Hayatına aldığı birisi, hayatında olan kişiler, yenilikler, kaybedilenler, bırakılanlar ve birçok şey. İnsan çoğu şeyi kendine ne yarar sağlayacağını düşünerek yapar. Kendinize saygınızın olmadığını, kendinizi sevmediğinizi, yeteri kadar ilgilenmediğinizi düşünseniz bile emin olun sizin de bir şeyi yapmanızdaki en büyük başlangıç, buna izin veren şey yine kendinizdir -kendiniz içindir.-.
Açıkçası kitabı ilk satın aldığım zaman konusuna, neler okuyacağıma bakmadım. Ve karşılaştığım şeyin tam da düşündüğüm şey hakkında olmasına çok sevindim. Bana yardımcı olacağını, ilerleyeceğimi ve doğru argümanlara sahip olacağımı hissettim. Ama kitap sizi öyle düşünmeye itiyor ki, bir şeyi yeni düşünmeye başladıysanız ya da yeni olmasın bir konu hakkında bir fikre sahipseniz onun kalıcı,