Biz çok önemsiyoruz kendimizi.Bir şeyler öğrendikçe büyütüyoruz kendimizi gözümüzde.Anayolu unutuyoruz, çürüyüp gidiyoruz ara sokaklarda.Ayrıntı bu işte...
Sayfa 121·Kitabı okuyor
Bir insanı bildikçe göziçlerinde hayatın yeniden doğması:)
Zaman buldukça uğra Tek neşem bu benim Beklemek ve bulmakla yaşadığım Dili tutulmuş bu şaşkın sevinç. Eşyalar geri çekiliyor sen gelince Bir ayrıntı gibi içinde kaybolduğum Sığ ilişkileri günlerin Geri çekiliyor, dudaklarıma kadar Yükselen sıkıntı suları Tutunup kirpiklerinin ışığına Mavi bir kıyıya çıkıyorum Kurtuluyorum boğulmaktan. Aldığım soluğu duyuyorum, varlığımı Dünyanın benim için de var olduğunu. Gülümseyen ve bağışlayan Bir genişliğe dönüyor içimdeki keder Dumanı kalkmış karlı bir dağ gibi Açılıp aydınlanıyorum güneşinle İnanıyorum yeniden sevgiye ve güzelliğe. Aralarından ilgisiz geçtiğim insanlar -Telaşlı, dalgın, uzak- Daha bir dost görünüyor, daha bir sıcak İçlerinden biri olduğumu duyuyorum İyi gözle bakabiliyorum her şeye. Gelişin hayata bağlıyor beni
1000Kitap
Reklam
Kırk kişi oraya zaten ölüme kadar çarpışmaya and içerek gelmişlerdi. Onlar için, sokakta tek yaverle giden Çin Kağanı'nı tutsak etmekle, binlerce çerinin koruduğu saraya saldırmak arasında hiçbir ayrıntı yoktu. Yaptıkları işin büyüklüğüne, kendilerinden yüzlerce yıl sonra gelenlerin şaşacağı da akıllarına gelmiyordu. Bildikleri tek şey Türk şerefini kurtarmak için pusata davrandıkları idi.
Logoterapiye göre bu yaşam anlamım üç farklı yoldan keşfedebiliriz: 1. Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. Bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek. Bunlardan ilki, yani başarı yolu, oldukça açıktır. İkinci ve üçüncü ise, biraz daha ayrıntı gerektirmektedir
Friedrich Nietzsche
İki Alman. — İnsan Kant ve Schopenhauer'i, akıllarını değil ruhlarını dikkate alarak, Platon, Spinoza, Pascal, Rousseau ve Goethe ile kıyaslarsa: Adları ilk sırada yazılanlar dezavantajlıdır: Onların düşünceleri tutkulu bir ruh hikâyesi oluşturmaz, ortaya ne bir roman, ne düşünülmesi gereken krizler, ne felaketler, ne de ölüm anları çıkar; düşünceleri aynı zamanda bir ruhun istem dışı biyografisi de değildir, aksine Kant'ın durumunda bir kafanın, Schopenhauer'in durumunda ise bir karakterin (“değişmezin”) tanımı ve yansıması, bizzat “aynadan”, yani mükemmel akıldan duyulan sevinç söz konusudur. Kant düşüncelerinden sıyrılıp, kendini gösterdiğinde, en iyi koşullarda dürüst ve saygıdeğer, ama önemsizdir: Onda ayrıntı ve güç yoktur; çok fazla şey yaşamadı, ve çalışma tarzı ona yaşayacak zaman bırakmadı, — haklı olarak ben dış kaynaklı yüzeysel “olayları” değil, talihsizliklere ve sarsıntılara maruz kalan, rahat ve kedersiz zamana sahip olup, düşüncenin tutkusunda yok olan, en yalnız ve sakin yaşamları düşünüyorum. Schopenhauer ondan daha avantajlıdır: En azından nefret, hırs, kibir, güvensizlik konusunda doğanın birtakım sert çirkinliklerine sahip; daha vahşi bir yapıdadır ve bu vahşilik için gerekli zamanı olmuştur. Ama onda eksik olan “gelişmedir”: Düşünce alanında bu eksikti; onun bir hikâyesi yoktu.
Felsefe
istese hiçbir şeyin kuyruğuna basmaz ki ayrıntı
Sayfa 63
Alıntı
Reklam
Reklam