İnsanı, insani duyguları ustalıkla işleyen bir yazar Matt Haig. Zamanı Durdurmanın Yolları’nı okuduğumda kalbimde 439 yıllık bir hüzün hissettim. Yaşanmışların ve yaşanmamışlıkların toplamı 439 koca yıl. Sadece anlatmak ile bunca yılın içinde olanı biteni hissettirerek anlatmak bambaşka şeyler ve yazar bu ikiliği ustaca harmanlayarak bizi insanî duygular içinde uçtan uca gezdiriyor; geçmişi, geleceği, zamanı, insanı, umudu, umutsuzluğu, korkuyu, cesareti, boşluk hissini, anlam arayışını, kendini kaybedişi, kendini buluşu, kendini bulurken ödenen bedelleri, kayıpları, acıları…
Baş karakterimiz Tom Hazard, çok yavaş yaşlanan bir albadır. 15 senede bir yaş almaktadır. Toplumların gelişmişlik seviyesi düşünüldüğünde, bu geç yaşlanma durumu günümüzde gelişmiş plastik cerrahi yöntemlerle çok kolay saklanabilecekken 1500’lerde bir cadı avına çok kolay yem edilebilirdiniz. Bu açıdan bakılınca kurgu, tek seferlik yaşama şansı olan insan için cehaletin nelere mâl olabileceğini ustalıkla yansıtmaktadır. Herkesin ölümsüzlük aradığı çağımızda bu durum,Tom’un eşi Rose’un da söylediği gibi, bizi zamanın merhametine bırakmaktadır. “Ama hepimiz zamanın merhametine kalmışız. (S135)”
“Sonsuzluk, demiş Emily Dickinson, şimdilerden oluşur. Peki, insan yaşadığı anda olmayı nasıl başarabilir? Öteki şimdilerin hayaletlerinin araya girmesini nasıl önler? Kısacası, nasıl yaşayabilir? (S18)”
Kitabı bitirdiğimizde bu sorunun cevabı sanki hep bizde varmış gibi bir içgüdü geliştiriyoruz. Tıpkı albaların yüzyıllar boyu yaşadıktan sonra geçmiş ve geleceği aynı anda görebilmesi gibi artık biz okurlar da zamana karşı aynı kalamayız; kalamıyoruz da. Zaman bizim için de birden romandaki canlı dokusuna kavuşuyor ve her şey bir bütün olarak gözükmeye başlıyor. Her bir anın her bir insanın birbirine olan