Bir yerlerde okumuştu, “ Eğer kendimizi hayal kırıklığına uğratmasaydık esas beklentilerimizin ve umutlarımızın ne olduğunu nereden bilecektik? Ve kendimizle ilgili temel bilgiye nereden ulaşacaktık?” diyordu yazar.
Chance isimli karakterin tıpkı ismi gibi şansının yaver gittiği bir hikaye okuyoruz bu kitapta.
Chance doğduğu günden beri bir adamın yanında yaşar ve yalnızca bahçe işleriyle ilgilenir. Hayatta tek bildiği şey bahçe bakımıdır. Bunun dışında ise yalnızca televizyon izler. Günün birinde yanında kaldığı adam vefat edince dış dünyaya açılmak zorunda kalır. Ancak Chance’ın bu dünyadaki varlığını kanıtlayan tek bir belge bile yoktur.
Chance nereye gideceğini bilmediği sokaklarda gezerken bir kaza geçirir. Bu kaza onun hayatını bambaşka bir duruma getirecektir. Yalnızca televizyon izleyerek ve bahçıvanlık yaparak geçirdiği hayatı siyasette önemli pozisyonlara evrilecektir.
Okurken televizyon dünyasını bol bol eleştirecek ve Chance gibi şans eseri popülerleşip çok iyi konumlarda ancak içi boş olan kişileri düşüneceğinize eminim. Kısacık ama derin anlamlar taşıdığını düşündüğüm bir kitap. Bazı noktalarda olaylar fazla gerçeküstü geliyor ama her seferinde yeni kapılar araladığı için görmezden gelinebilir. Ben kitabı sevdim ancak okurken negatif bir etki bıraktı üzerimde. Kitap "Merhaba Dünya” isimiyle beyaz perdeye uyarlanmış, meraklısına duyurulur!
Evlerimiz ne kadar kasvetli ve gri olursa olsun, biz etten kemikten yapılmış insanlar çok güzel de olsa başka bir ülkede yaşamaktansa kendi topraklarımızda olmayı tercih ederiz. İnsanın evi gibisi yoktur.
Sayfa 18 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu